Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da…
Evet, Özdağ serbest olmalı ve evet, onun ideolojisiyle mücadele edilmeli; hukuk devleti için, adalet için, özgürlük için, insanca bir yaşam için.
Türkiye hiç bu kadar muhalefetsiz kalmamıştı!
Ve ne yazık ki Türkiye, çok partili yaşamda hiç bu ölçüde muhalefetsiz kalmamıştı. Oysa 12 Eylül’den kısa bir süre sonra dahi muhalefet filizlenmiş, DYP ve SHP 1986 ara seçiminde varlık gösterebilmiş, yasaklı siyasetçiler 1987 halkoylamasında kıl payı ‘Evet’ çıkmasıyla yasaklılıktan kurtulup dönebilmişti.
Gerekirse komünizmi bile getirecek devlet ve güncellenen Kürt sorunu…
PKK silah bırakır, akla-hukuka-vicdana zarar bir tutumla cezaevinde çürütülen insanlar özgürlüğüne kavuşursa buna kim karşı çıkar!
Keşke muhalif siyasetçiler de 'siyasetten gelen güçlerini' kullanabilse!
Muhalefetin son yıllarda topluma ve demokrasiye yaptığı bir fenalık, demokrasinin ‘halkın
iktidarı’, cumhuriyetin ise ‘kamunun iyiliği’ anlamına geldiğini ahaliye unutturmak oldu.
İsias davası ve Mağusalı ailelerin adalet beklentisi
6 Şubat depreminin üzerinden neredeyse iki yıl geçti. Çok geniş bir alanda gerçekleşen, on binlerce insanın yaşamını yitirdiği büyük bir felaket ve yaraları henüz sarılabilmiş değil. Bölgede yaşam hâlâ son derece zorlu.
Son çeyrek yüzyıl hiç yaşanmamış gibi!
Türkiye’de izzet ikramla ağırlandığı yıllarda Esad, demokrasi timsali filan mıydı?
Demokrat muhalif basın ve siyasetçiye bir KHK mektubu daha!
MURAT SEVİNÇ
‘Demokrat’ muhalif basın ve siyasetçilere yönelik ilk yazıyı martta kaleme aldım. Bir hafta sonra, sevgili hocam, Mülkiye’nin eski anayasa hukukçusu ve AYM’nin emekli...
Sırrı Süreyya Önder'in sözleri hakkında birkaç dostça eleştiri…
Kafaların karman çorman olduğu koşullarda, Sırrı Süreyya Önder, herhalde TBMM’deki makam odasında ‘süreç’ ve ‘eleştiriler’ hakkında bir şeyler söylemiş; çok kısa, birkaç dakika.
Teğmenler, Mahruki ve halkın kırılan kalbi…
Harcında hukuk devleti ve laiklik/sekülerlik ilkeleri olan demokratik sistemlerin yaşaması, başkaca değerlere sahip koskoca bir nüfusun belli ilkeler üzerinde uzlaşmasıyla mümkün. Farklılıklar birlikte yaşamaya, uzlaşmaya engel değil.
Acemoğlu'nun sözleri ve tepkiler üzerine…
Türkiye, düşünce özgürlüğünün kıt olduğu değil, düşünce özgürlüğünden ‘nefret edilen’ bir ülke.
Devlet aklı ve eli çubuklu erkekler…
Her şey göründüğü gibi, gördüğümüz basitlikte. Aklımıza ve algımıza güvenelim, ‘yurttaş aklı’nı küçümsemeyelim.
Bir Cumhuriyet Bayramı söyleşisi: Kamunun iyiliği, erdem ve Açık Radyo…
Cumhuriyet 101'inci yılına, 'kainatın tüm seslerine açık radyo'nun kapatılmasıyla girdi. Cumhuriyet hepimiz için son derece değerli, ancak ne yazık ki ‘kamunun iyiliğinin’ gözetilip gözetilmediğine baktığımızda, böyle bir radyonun, kamusal yararı gözeterek yayın yapan bir radyonun kapatılması tam bir felaket. Oysa Cumhuriyet, Açık Radyo gibi ‘kurumların’ kamusal iyiliği hedefleyen yordamında bulur gerçek anlamını. ‘Erdem’, ‘virtu’ orada. Gelinen yere baktığımızda sudan gerekçelerle, kamusal yayıncılık ilkesini benimseyen bir radyo kolaylıkla kapatılabildi. 'Yaşasın Cumhuriyetimiz', fakat halimize de bir bakalım.