Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
İsias davası ve Mağusalı ailelerin adalet beklentisi
6 Şubat depreminin üzerinden neredeyse iki yıl geçti. Çok geniş bir alanda gerçekleşen, on binlerce insanın yaşamını yitirdiği büyük bir felaket ve yaraları henüz sarılabilmiş değil. Bölgede yaşam hâlâ son derece zorlu.
Son çeyrek yüzyıl hiç yaşanmamış gibi!
Türkiye’de izzet ikramla ağırlandığı yıllarda Esad, demokrasi timsali filan mıydı?
Demokrat muhalif basın ve siyasetçiye bir KHK mektubu daha!
MURAT SEVİNÇ
‘Demokrat’ muhalif basın ve siyasetçilere yönelik ilk yazıyı martta kaleme aldım. Bir hafta sonra, sevgili hocam, Mülkiye’nin eski anayasa hukukçusu ve AYM’nin emekli...
Sırrı Süreyya Önder'in sözleri hakkında birkaç dostça eleştiri…
Kafaların karman çorman olduğu koşullarda, Sırrı Süreyya Önder, herhalde TBMM’deki makam odasında ‘süreç’ ve ‘eleştiriler’ hakkında bir şeyler söylemiş; çok kısa, birkaç dakika.
Teğmenler, Mahruki ve halkın kırılan kalbi…
Harcında hukuk devleti ve laiklik/sekülerlik ilkeleri olan demokratik sistemlerin yaşaması, başkaca değerlere sahip koskoca bir nüfusun belli ilkeler üzerinde uzlaşmasıyla mümkün. Farklılıklar birlikte yaşamaya, uzlaşmaya engel değil.
Acemoğlu'nun sözleri ve tepkiler üzerine…
Türkiye, düşünce özgürlüğünün kıt olduğu değil, düşünce özgürlüğünden ‘nefret edilen’ bir ülke.
Devlet aklı ve eli çubuklu erkekler…
Her şey göründüğü gibi, gördüğümüz basitlikte. Aklımıza ve algımıza güvenelim, ‘yurttaş aklı’nı küçümsemeyelim.
Bir Cumhuriyet Bayramı söyleşisi: Kamunun iyiliği, erdem ve Açık Radyo…
Cumhuriyet 101'inci yılına, 'kainatın tüm seslerine açık radyo'nun kapatılmasıyla girdi. Cumhuriyet hepimiz için son derece değerli, ancak ne yazık ki ‘kamunun iyiliğinin’ gözetilip gözetilmediğine baktığımızda, böyle bir radyonun, kamusal yararı gözeterek yayın yapan bir radyonun kapatılması tam bir felaket. Oysa Cumhuriyet, Açık Radyo gibi ‘kurumların’ kamusal iyiliği hedefleyen yordamında bulur gerçek anlamını. ‘Erdem’, ‘virtu’ orada. Gelinen yere baktığımızda sudan gerekçelerle, kamusal yayıncılık ilkesini benimseyen bir radyo kolaylıkla kapatılabildi. 'Yaşasın Cumhuriyetimiz', fakat halimize de bir bakalım.
İbrahim Kaboğlu'na gösterilen tepki siyasetçiye ve bize ne söylüyor?
İbrahim Kaboğlu’nun seçim sonrası yaşadıklarının, bu hengamede önemsizleşmesini istemedim. Üzerinden yeteri kadar süre geçti. Kaboğlu’nun karşılaştığı tepkinin yalnızca onu ve Baro yönetimini ilgilendirmediği kanısındayım.
Numan Kurtulmuş hangi koşullarda, ne yaşadı?
Evet, her şey herkesin gözünün önünde yaşandı. Yaşanıyor. İfade özgürlüğü, başkaca hak ve özgürlükler gibi boğuldu. Öyle bir medeniyet kaybı ki yaşanan, dönüp dolaşıp TBMM Başkanı’nı da buldu. Karşı-devrim de kendi çocuklarını yiyordur belki, kimbilir.
Muhalif siyasetçiler halktaki bezginliğin ölçüsünü kavrayamıyor!
Günlerdir ‘ayağa kalkma’ tartışması yürüten ve bu durumdan pek mahcup olmuşa benzemeyen muhalefetin, yaşananların sade yurttaşı ne hale getirdiğini görebildiğini, hoşnutsuzluğun, bezginliğin ölçüsünü tam anlamıyla kavrayabildiğini sanmıyorum.
Kaldırımlarda öncelik motosikletlerin olmalı!
Bu yazıyı İstanbul dışından okuyanlar muhtemelen pek bir anlam veremeyecek ve “Bu kadar sorun arasında senin derdin motosikletler mi?” sorusunu yöneltecek. Evet, bunca sorun arasında, İstanbul’un özellikle kaotik muhitlerinde yaşayanların böyle büyük bir sorunu var. Özellikle yaşlılar, çocuklular, çocuklar, engelliler, işitme sorunu olanlar ve yürüyüş sevenler için.