Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.
Akademisyenlik bir meslektir, meziyet değil…
Akademisyenlik bir meslektir. Uğraştır. Tamircilik gibi, garsonluk gibi, marangozluk gibi, hekimlik gibi, mühendislik gibi.
82 yaşındaki Ülker Güleryüz'ün başına geleni nasıl adlandırmak gerekir?
O yaşlı kadını hedef haline getiren, yaşadığı üzüntüyle dalga geçen, ona hakaret edecek kadar süflileşebilen insanlar, sizce nasıl insanlardır? O kumaşa sahip olanların biraradalığı nasıl adlandırılmalı?
Bir aday bir adaya, gel beraber…
Böylesi bir ‘Zihni Sinir taktiği’ en çok iktidar sevip destekler gibi geliyor.
Kılıçdaroğlu'nun hırs ve öfke 'yürüyüş'ü
Kılıçdaroğlu hırs ve öfkeyle, pek aydınlık görünmeyen bir yolda yürüyor bu kez. Oysa yürüyebilmek kadar, durabilmek de bir marifet.
Şu anki hükümet sisteminden vazgeçilir mi?
'Sistem’ bir kişi için kuruldu. Güzel de, böyle işler hemen hiçbir zaman birkaç kişinin isteğiyle olmaz. Her ciddi değişikliğin başkaca kurumsal destekçileri, sınıfsal bir rengi vardır.
Yasama, yürütme, yargı, falan filan…
Türkiye’nin şu anda ne yaşadığı, ola ki bir gün demokrasiyle tanışabilirsek çok daha iyi anlaşılacak.
Tek başına kurtuluş yok da 'bir araya' gelecek olanlar kim?
İmamoğlu, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz.” Güzel olmasına güzel de, şu ‘beraber’ ve ‘hiçbirimiz’ sözcüklerini her okuyuşumda aynı can sıkıntısını yaşıyorum.
'Hepimiz' mi sorumluyuz?
'Olup bitenden hepimiz sorumluyuz' yargısı, bir yanıyla anlaşılabilir, diğer yandan boş laf.
Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da…
Evet, Özdağ serbest olmalı ve evet, onun ideolojisiyle mücadele edilmeli; hukuk devleti için, adalet için, özgürlük için, insanca bir yaşam için.
Türkiye hiç bu kadar muhalefetsiz kalmamıştı!
Ve ne yazık ki Türkiye, çok partili yaşamda hiç bu ölçüde muhalefetsiz kalmamıştı. Oysa 12 Eylül’den kısa bir süre sonra dahi muhalefet filizlenmiş, DYP ve SHP 1986 ara seçiminde varlık gösterebilmiş, yasaklı siyasetçiler 1987 halkoylamasında kıl payı ‘Evet’ çıkmasıyla yasaklılıktan kurtulup dönebilmişti.
Gerekirse komünizmi bile getirecek devlet ve güncellenen Kürt sorunu…
PKK silah bırakır, akla-hukuka-vicdana zarar bir tutumla cezaevinde çürütülen insanlar özgürlüğüne kavuşursa buna kim karşı çıkar!
Keşke muhalif siyasetçiler de 'siyasetten gelen güçlerini' kullanabilse!
Muhalefetin son yıllarda topluma ve demokrasiye yaptığı bir fenalık, demokrasinin ‘halkın
iktidarı’, cumhuriyetin ise ‘kamunun iyiliği’ anlamına geldiğini ahaliye unutturmak oldu.