Hürrem Sönmez

An gelir herkes aslına rücu eder; gizlenen çapsızlık, dökülüverir ortaya

Bugünlerden bahsedecek olursak bir gün böyle diyeceğiz: "Herkesin her şey olabildiği günlerdi ama sonra birer birer asıllarına rücu ettiler, yani hep vezir kalacaklarını zannediyorlardı ama rezil oldular."

Metin olun sayın başkan, kimse sizden baba şefkati beklemiyor…

Haklardan ve özgürlüklerden, insandan yana olan hukukçular için ise, bulduğu her fırsatta devlet dilini yücelten siz hiçbir zaman umut olmadınız, hissettikleri şey de hayal kırıklığı değil zaten, aksine bu meslek adına onları utandırıyor sizin bu halleriniz.

Yargının basın hürriyetiyle imtihanı

Cumhuriyet duruşmaları sırasında sorulan sorulardan benim edindiğim kanaat, 'bağımsız yargının', bazı gazetecilerin yaptığı haberlerden, attığı manşetlerden memnuniyetsizlik duyduğu oldu.

Türkiye'de hala yargıçlar var diyebilmek için

Adaletsizlik dediğimiz şey mağduru ile faili arasında kalacak, onların hayatını etkileyecek bir durum değil sadece.

Bu tufandan sağ çıkacaksak ancak böyle çıkacağız

Eğer hâlâ bir adalet inancımız, saadet hayalimiz kaldı ise bu 'samimi' kötülüğe karşı, yanımızdakine elimizi uzatacağız, hatasını günahını bilerek, kendi günahlarımızla da yüzleşerek ama samimiyetle ama kayıtsız şartsız herkes için adalet talep ederek...

Arda Turan yalnız değildir…

Küfürüyle, şiddetiyle, hak hukuk tanımazlığıyla hayatımızın her alanını ele geçirmeye çalışan, bu 'adamlık' kültürü yeni mahsullerini vermeye devam edecektir ama onlar ne kadar yok etmek isteseler de bir hafızası var bu toprağın.

Bizim hala umudumuz var; çünkü belki de umut bağladığımız yerler aynı değildi

Umut edenler iktidar sahiplerinden hesap soranlardır, inayet bekleyenler değil.

Ey iyi ahlaklı mümin kişi…

Gelecekte bir gün, başını öne eğip mahcup olacağın günler görebileceğimizden hiç şüphe etmeden gönül rahatlığıyla kendi kaderini ve hepimizin kaderini o bir mühür ile karanlığa, bir bilinmeze gömecek misin?

Bahar geliyor bahar!

Maruz kaldığımız gerçekler kurguyu geride bırakacak ölçüde acayipleşiyor. “Bu kadar da olmaz” dedirtiyor belki yaşananlar. Lakin doğrular değişmiyor, baharın gelişinin ikinci bir emre kadar yasaklanamıyor olması gibi, bir nehrin akışının engellenememesi gibi, bunca tehdide hakarete karşılık, hakikati söyleyip yazmaya devam edenlerin varlığı gibi…

Garo Paylan'ın üstü çizilen kelimeleri

O uzun sofra bu hakikatle kurulur bakarsın yeniden. O zaman Neşet Ertaş da dinleriz belki, usta “Evvelim sen oldun âhirim sensin” derken, eski hesaplar artık mahkeme-i kübra’ya kalmazken… İşte belki o zaman başlayabiliriz yeniden….

Kış ne kadar uzun sürerse sürsün sonu bahardır daima

Devleti yönetenler “Vatan için şehit gerekir” diye dursunlar, aylık 1300 lira kazanan güvenlik görevlisi ile o parayı bir yılbaşı gecesi eğlencesinde harcayabilecek olanın aynı yerde, yan yana ölebiliyor olması değildir bu toprağı vatan yapacak olan.

Asıl mesele o önerge değil, sizin ikiyüzlü muhafazakar ahlakınız

Bu önergenin varacağı yer, kız çocuklarının zorla evlendirilmesini hukuka uygun hale getirmek, istismar edilen çocuğu istismarcısıyla evlenmeye zorlamak için yasal zemin hazırlamaktır.