Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’nı atadığı ‘kayyım rektör’ Prof. Dr. Naci İnci’nin görevden aldığı akademisyenlerin yerine yapılan atamaları yargıya taşıdı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’nı atadığı ‘kayyım rektör’ Prof. Dr. Naci İnci, 19 Ocak’ta eğitim, fen-edebiyat ile iktisadi ve idari bilimler fakültesi dekanlarını 18 Ocak tarihli YÖK toplantısının kararını gerekçe göstererek görevden almıştı. İnci sonrasında söz konusu fakültelere kendisi ve iki yardımcısını atamıştı.
Bu yeni atamalarla birlikte şu an Boğaziçi Üniversitesi Senatosu’nda seçilmiş bir dekan görev almıyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 2 Şubat’ta gerçekleşen senato toplantısında, 7 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazete’deki cumhurbaşkanı kararıyla kurulmasına karar verilen hukuk fakültesinin lisans programı Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) gönderilmek üzere oylamaya sunulmuştu.
Senato üyesi akademisyenlerin ilgili alt kurul ve komisyonlardan geçmeden görüşülmesine itiraz ettiği program oy çokluğuyla YÖK’e gönderilmek üzere Boğaziçi Üniversitesi Senatosu’ndan geçmişti.
Toplantının ardından açıklama yapan bir grup akademisyen usule aykırı uygulamayla senato ve tüm kurul ve komisyonların ‘tamamen işlevsiz hale getirildiğini, bunun üniversitenin kurumsal yapısına bir darbe niteliği taşıdığını ve üniversiteye telafisi zor hasarlar vereceğini’ belirtmişti.
Boğaziçi’ndeki tüm bölümler akademisyenlerin açıklamasına destek verdikleri ortak bir metin yayınlamıştı.
‘Atama imkansız ve sakat’
İlgili fakültelerin öğretim üyeleri açtıkları üç davada, dekanların seçilerek atanması gerektiğini, dekan ve dekan vekillerinin atanmasının kanunen mümkün olmadığını belirtti.
Akademisyenler, bu atamaların Boğaziçi’ne ‘kayyım rektör’ atamalarıyla başlayan ve hala devam eden kadrolaşma çabasının sonucu olduğunu, nihai amacın üniversite öğretim üyelerinin iradesinin yok sayılarak üniversite senatosu ve üniversite yönetim kurulunun ele geçirilmesi olduğunu düşündüklerini ifade etti.
Davanın avukatı Acun Papakçı’nın görüşü şöyle: “Bu görevlendirmenin / vekaleten atamanın hukuksuz olduğuna inanan her üç fakültenin öğretim üyeleri İstanbul İdare Mahkemelerinde her fakülteyi temsilen iptal davası açmıştır. Açılan her üç davada seçimin esas olduğu dekanlık görevine bu şekilde bir atamanın hukuki olmadığı, yeterli sayıda öğretim üyesi bulunan Boğaziçi Üniversitesinde tüm görevlerin üç kişide toplanmasının kamu hizmetini aksatacağı açıklanarak atama işlemlerinin geçerlilik şartlarının bulunmadığı açıklanmıştır.
Gerçekten de Boğaziçi Üniversitesinin üç dekanının YÖK tarafından görevden alındığını duyuran, ancak buna ilişkin hiçbir karar göndermeyen, sebebi hakkında dekanlara bilgi vermeyen Prof. Dr. Naci İnci’ nin, dekanlık görevlerini kendisi ve yardımcılarının üstlenmesine karar vermesi ile asıl amacın üniversitenin yönetimini üç kişide toplamak olduğu ortaya çıkmıştır. Dekanlık ve dekan yardımcılığının bir kadro olmaması nedeniyle bu görevlere vekaleten atama yapılması mümkün değildir. Bu nedenle atama konu açısından da imkansız olup sakattır. Ayrıca bu tür bir görevlendirmeye yetkisi olmayan, görevlendirmenin şekil şartlarını hiçe sayan, sebebi tartışmalı olan bir atamanın / görevlendirmenin iptal edileceği bellidir. Bu süreçte zarar doğmasını engellemek için davacı öğretim üyeleri yürütmenin durdurulmasını talep etmişlerdir.
Boğaziçi Üniversitesinin profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri bu hukuksuzluğa karşı üzerlerine düşen görevi yapmış ve bu hukuksuz atamaları yargıya şikayet etmiştir. Artık top İstanbul İdare Mahkemelerindedir. Güncel olarak Boğaziçi Üniversitesi rektör ve dekanları şu şekildedir. Prof. Dr. Naci İnci: Rektörlük ve bir dekanlık, Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez: Rektör yardımcılığı ile üç dekanlık, Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu: Rektör yardımcılığı ile iki dekanlık, Prof. Dr. Selami Kuran: bir dekanlık Prof. Dr. Selami Kuran yeni kurulan hukuk fakültesine kısa bir süre önce dışarıdan atanmış dekandır. Kendisi Boğaziçi Üniversitesinde yüksek kalitede ingilizce hukuk eğitimi vermeyi vaat etmesine karşın Avrupa İnsan hakları Mahkemesi tarafından İngilizcesi yetersiz olduğu için hakim olarak görev yapması kabul edilmeyen bir kişidir. Bugün Prof. Dr. Melih Bulu ile başlayan süreçte Boğaziçi Üniversitesinin düşürüldüğü durum maalesef budur.”