Suna Öztürk…
6 Şubat 2023 depremlerinde kaybolan 52 kişinin yakınlarından sadece biri.
Sömestır tatili bittiğinde 36 yaşındaki öğretmen kızı Tuğba’yı ve iki küçük torununu -üç yaşındaki Mustafa Kemal ve sekiz aylık Mehmet Akif- Aksaray’dan Hatay’a uğurlamıştı Suna Öztürk.
İki gün sonra meydana gelen Kahramanmaraş merkezli 7,7 büyüklüğündeki deprem, Hatay’ın göbeğinde ‘cennetten bir kare‘ diye satılmış Rönesans Rezidans’ı -yüzlerce bina gibi- saniyeler içinde devasa bir beton yığınına çevirdi. Can verenler arasında Suna hanımın kızı ve torunları da vardı.

Deprem gecesi Aksaray’daki sarsıntıyla uyanan Suna hanım, kızını aradı ama ulaşamadı. Telefon o gece nöbet tutan polis damadından geldi: “Anne yetiş, ev falan kalmamış. Her şey yerle bir olmuş”.
Felaketin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Suna hanım için trajedi hala ilk günkü kadar ağır. Çünkü kızı ve torunlarının ölüsüne bile ulaşamamış. Hem kızı ve torunları hem ‘lüks’ rezidansın enkazından hiçbir iz bırakmadan kaybolan 52 kişi için adelet arıyor.

Öztürk’ün anlattıkları, felaketin kurumlara yansıyan yönünü de gözler önüne seriyor. Depremin hemen ardından binada çıkan yangına müdahale etmek için Denizli’den gelen itfaiyenin hikayesi, çaresizliğin sembolü gibi: “İtfaiye bir gün sonra geldi. Gelen itfaiyenin içinde de su yoktu” diyor Suna hanım:
“Şoför, yoldaki yangınlara sıka sıka geldiğini söyledi. 10 saniye sonra su bitmiş. O gittikten iki gün sonra itfaiye su dolu iki tankerler gelmiş ama yangın bitti yanacak hiçbir şey kalmamış.”
Kapanan kapılar
Bu teknik yetersizlikler, yerini zamanla siyasi bir sessizliğe bıraktı. Aksaray’daki evinin penceresinden, devlet yetkililerinin ağırlandığı taş konağı izleyen Suna hanım, her fırsatta sesini duyurmaya çalışmış. Ancak anlatımına göre bu çabalar karşılıksız kalmış.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la yüz yüze geldiğinde, kayıp çocukları ve henüz hazırlanmamış iddianameleri anlatmaya çalışmış ama bakanın tek yanıtı, basın mensuplarına dönüp “Teyzeyle benim bir fotoğrafımı çeker misiniz?” demek olmuş. Eski savunma bakanı Hulusi Akar’ın makam aracının kapısını tuttuğundaysa, korumalar uzaklaştırmış ve bakanın “Seninle vali bey görüşecek” diyerek kapıyı kapattığına tanıklık etmiş. Kayıp önergeleri reddedildiği için Meclis Başkan Numan Kurtulmuş’la görüşmek istemiş, korumalar ‘Kurtulmuş’un yüz yüze görüşmeyi kabul etmediğini, sadece talebi varsa yazılı olarak ona iletebileceklerini’ söylemiş.
Adalet bakanına çağrı
Türkiye genelinde 6 Şubat Deprem Kayıpları Platformu’nu kuran aileler, sayı konusunda hükümetle fikir ayrılığı içinde. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “Kayıp çocuk yok” demesine karşın aileler, listelerinde 1912 kayıp çocuk olduğunu savunuyor. Dönemin içişleri bakanı Ali Yerlikaya’nın ifade ettiği ‘540 kayıp’ ise Suna hanım gibi sevdiklerinin izini sürenler için hala bir muamma.
Hukuki süreç de benzer bir belirsizlikte. Rönesans Rezidans’ta hayatını kaybeden 240 kişi için davalar görülürken, aralarında Suna hanımın kızı ve torunları dahil 52 kayıp için henüz bir iddianame bile hazırlanmış değil.
Suna hanımın anlattığına göre ‘bir savcı çok titiz çalışırak DNA eşleşmeleriyle 17 kişiyi bulmuş ama daha sonra o savcının da yeri değişmiş’.

6 Şubat Kayıp Aileleri Platformu aracılığıyla sesini duyurmaya çalışan Öztürk, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sesleniyor:
“Benim adalet bakanından isteğim bir an önce bu platformdaki 30 kaybımızın bulunması, 1912 kayıp çocuğun ailelerine kavuşması, Rönesans Rezidans’taki 52 kaybın davalarının başlaması ve iddianamelerinin hazırlanması”.
Hukuki sürecin yavaşlığına dikkat çeken Öztürk, cenazesi bulunan 240 kişinin davası görülürken, 52 kayıp için henüz bir hakimin bile belirlenmemesini eleştiriyor.
Görüşmenin sonunda sesi titreyerek ettiği şu sözler, binlerce insanın içindeki bitmeyen boşluğu özetliyor: “Yemin ediyorum bir gün doya doya ağlayamadım. Çünkü çocuklarımı aramaktan, adalet aramaktan acımı yaşayamadım. Bizlerin istediği bir mezar taşı, bir diş, bir kemik parçası. Onu da versinler artık yeter.”
Bugün Hatay’da, Rönesans Rezidans’ın yerinde boş bir arazi ve sessizlik var. Aksaray’daysa bir anne, hala elinde bir afişle, sevdiklerinden geri kalan küçük bir izin kendisine verilmesini bekliyor. Yalnız değil. Hikayesi o rezidansın ‘kaybettiği’ 52 kişinin yakınlarının ortak hikayesi aslında.
(Diken’in notu: Deprem kayıplarıyla ilgili duyuruları ve gelişmeleri 6 Şubat Deprem Kayıpları Platformu‘ndan takip edebilirsiniz.)