2027’de Ay’a uzay aracı göndermeye hazırlanan Türkiye, ABD ile Çin arasında denge gözetirken Somali’de kendi fırlatma üssünü inşa ediyor.

Ay’a son insanlı seyahat 1972’deki ‘Apollo 17’ göreviyle gerçekleştirildi. O tarihten bu yana Ay’a başarılı şekilde inen ülke ve kurum sayısı yalnızca altı. Türkiye’yse ilk adım olarak Ay yörüngesini hedefliyor.
Türkiye eylül ortasında ‘Ay Uzay Aracı Projesi’ kapsamında ilk Ay görevi için geliştirilen uzay aracı üretimini tamamladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ”yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettik” dediği uzay aracının 2027’nin ilk aylarında fırlatılacağını söyledi:
‘‘Uzay aracımızın, yaklaşık iki aylık yolculuğun ardından, Ay yüzeyinden 100 kilometre irtifada bulunan kutupsal ve dairesel görev yörüngesine ulaşmasını öngörüyoruz. Burada en az üç ay boyunca operasyon yürüteceğiz. Görev performansına bağlı olarak bu süreyi bir buçuk yıla kadar uzatabileceğiz.’’
Uzay aracı plana göre ABD’nin Florida eyaletinde bir SpaceX roketiyle fırlatılacak.
Middle East Eye’ın (MEE) haberine göre teknolojik bağımsızlık için küresel rekabete hazırlanan Türkiye, Somali’de bir fırlatma üssü inşa ediyor.

Türkiye son yirmi yılda uydu sanayisini adım adım büyüttü, ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı uzaya gönderdi ve İnsansız Hava Aracı (İHA) savaşlarında önemli bir aktöre dönüştü.
Gelgelelim Ay’a gidebilecek bir uzay aracı inşa etmek başka zorluklar barındırıyor. Örneğin aşırı sıcaklık değişimi, yoğun radyasyon kuşağı ve uzaydaki olası iletişim kopukluğuyla başa çıkmak gerekiyor. Nitekim birçok uzay programı bu sınavlarda tökezliyor.
MEE’ye konuşan Türk yetkililere göre asıl hedef Ay’a ulaşmanın ötesinde yabancı tedarikçilere bağımlılığı azaltmak ve uzayda kullanılan sistemleri kontrole almak.
TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes, Türkiye’nin 2001’den bu yana uzay görevleri için çalıştığını söyledi.
Türkiye’nin uzay serüveni
Türkiye 2001’de uluslararası işbirliğiyle gözlem uydusu Bilsat’ı geliştirmeye başladı, 2003’te fırlattı.
Bu uydu sayesinde mühendisler hem yer istasyonları ve temiz odalar (steril üretim alanları) kurmayı öğrendi hem de Türkiye’de üretilen ilk uydu parçalarını geliştirdi.
Bunlardan biri de uydudan gelen fotoğrafları işleyip sıkıştıran ‘Gezgin’ adlı cihazdı. On yıl sonra ülkedeki ilk yerli yer gözlem uydusu ‘Rasat’ inşa edildi.
Bu gelişmelerin ardından Aralık 2018’de Türkiye’nin uzay çalışmalarını tek bir merkezden yönetmekle görevlendirilen Türkiye Uzay Ajansı (TUA) kuruldu. Ajans için merkezi bütçeden 2022’de 61 milyon lira ayrılmıştı. Bu tutar o dönemin kuruyla yaklaşık 3,8 milyon dolar ediyordu.
O dönem ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) yıllık bütçesi 24 milyar dolar; Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) bütçesi 7,15 milyar avro; Rusya uzay ajansı Roscosmos’un bütçesiyse 2 milyar dolardı.
Türkiye 2023’te ilk yerli yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu İMECE’yi fırlattı.
İMECE, Dünya yüzeyinden 2 bin kilometreye kadar uzanan Alçak Dünya Yörüngesi’nde (LEO) yaklaşık 680 kilometre irtifada görev yapıyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, daha Şubat 2021’de Milli Uzay Programı’nı açıklarken “2023 sonunda…milli ve özgün hibrit roketimizle Ay’a ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz” demişti. Fakat Ay hedefi tutmadı.
MEE’ye göre Türkiye’nin bir sonraki dönüm noktası Türksat 6A oldu.
Türkiye’nin 1994’ten bu yana Jeostatik Yörünge’de (GEO) işlettiği haberleşme uyduları yurt dışında üretilmişti. Temmuz 2024’te fırlatılan Türksat 6A’ysa Türkiye’de üretilen ilk haberleşme uydusu oldu.
Ekvatorun 35 bin 786 kilometre üzerinde görev yapan Türksat 6A, telekomünikasyon ve yayıncılık alanlarında kullanılıyor.
‘‘LEO’dan GEO’ya geçiş sürecinde uzak mesafeli haberleşme, termal koruma ve otonom uçuş yazılımı konularında uzmanlaştık’’ dedi Nefes.
ABD-Çin dengesi
Türkiye, sivil uzay keşiflerini ve veri paylaşımını barışçıl bir temele oturtmak amacıyla ABD öncülüğünde 2020’de hazırlanan Artemis Anlaşmaları’nı bu yıl imzaladı. Türkiye böylece Çin ve Rusya’nın yer almadığı anlaşmayı imzalayan 71’inci ülke oldu.
Yine de Ankara tüm yumurtalarını aynı sepete koymuyor. Öyle ki Çin liderliğindeki Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS) projesine katılmak için başvurarak Pekin’in alternatif ay keşif çerçevesine katılan ilk NATO üyesi ülke olmayı hedefledi.
Tabii bu denge politikasının siyasi maliyetleri var.
Artemis Anlaşmaları’nı imzalayan küçük ülkelerden birkaç yetkiliye göre Washington, rakip ülkelerle ilişki kuran imzacılara ciddi ölçüde baskı oluşturuyor.
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, ”Uluslararası ilişkilerde bir denge yakalamaya çalışıyoruz. Diplomatik yaklaşımımız bizim için çok önemli” diyor ve şöyle ekliyor:
”Türkiye, Çin ve Pakistan gibi ülkelerin yer aldığı Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü’ne üye. Aynı zamanda Uluslararası Astronotik Federasyonu’nda yer alıyoruz ve Artemis Anlaşmaları’na dahiliz.”
Ne ki Ankara’nın bağımsız aktör olma çabası bir başka zorlukla karşı karşıya: Bilimsel keşifleri mümkün kılan aynı teknolojiler, askeri amaçlarla da kullanılabiliyor.
Nitekim uydular halihazırda askeri iletişim, navigasyon ve gözetleme faaliyetleri için hayati.
Ama Ukrayna savaşında Elon Musk’a ait SpaceX şirketinin işlettiği Starlink hizmetlerini kısıtladığı için Ukrayna’nın askeri operasyonları aksamıştı, böylece özel mülkiyete tabi uydu ağlarına güvenmenin riskli olabileceği görülmüştü.
Geçen ay ABD’nin tarihte ilk kez uzayda silah konuşlandırdığını kabul etmesi endişelere neden olmuştu. ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, silahın ne olduğuna, nasıl kullanılabileceğine, kabiliyetine veya ne zaman yörüngeye yerleştirildiğine ilişkin ayrıntı vermemişti.
Tayyip Erdoğan, ekimde Antalya’da düzenlenen 77’nci Uluslararası Astronotik Kongresi’nde (IAC) ülke ismi vermese de uzayda silahların yayılmasını kınayan ilk NATO lideri olmuştu.
Türkiye kongre sırasında uzayın silahlardan arındırılmış bir alan olarak kalmasını savunan ve 21 ülkenin desteklediği ‘Barış İçin Uzay Antalya Deklarasyonu’na öncülük etmeye çalıştı. Fakat deklarasyon resmi olarak kabul edilmedi.
Somali seçeneği
Uluslararası ortaklara bağımlılığını azaltmaya çalışan Ankara, Somali’de bir uzay üssü inşa etmeye girişti.
Somali ilk bakışta sıradışı bir seçim gibi görünse de tarihsel ve coğrafi bakımdan stratejik bir öneme sahip.

NASA 1991’deki Somali İç Savaşı’ndan önce, 1980-1991’de Berbera Havalimanı’nı uzay mekikleri için acil durum iniş alanı olarak kullanmıştı.
Türkiye uzay üssü için Somali’nin başkenti Mogadişu’nun 70 kilometre kuzeyindeki kıyı kasabası Warsheikh’i seçti. Böylece Somali’nin ekvatora yakın konumundan yararlanarak nispeten az bir yakıtla yörüngeye çok daha ağır yükler taşıyabilecek.
Uydu görüntülerine göre uzay üssünün inşaatına çoktan başlandı. Dahası, Türkiye yatırımlarını korumak amacıyla bölgeye F-16 savaş uçakları konuşlandırdı.
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, ”Bugün bir uydu fırlatmak için SpaceX gibi bir tedarikçiden fırlatma tarihi almak için iki yıl beklemeniz gerekebilir” dedi ve şöyle ekledi: ”Bu nedenle uzaya bağımsız erişim imkanına sahip olmak Türkiye ve başka ülkeler için çok önemli.”
Somali’deki uzay üssü projesi Türkiye’ye Doğu Afrika’da ‘yumuşak güç’ kazandırsa da ülkede süregelen siyasi ve güvenlik riskleri var.
Somali merkezli radikal İslamcı terör örgütü Eş-Şebab tehdidine dikkat çeken uzmanlar, Ankara’nın mevcut Mogadişu yönetimiyle içli dışlı olmasının gelecekte siyasi bir zafiyete dönüşebileceğini belirtiyor.
Ayrıca arazi tahsisi ve gelir paylaşımı gibi konulardaki şeffaflık eksikliği ve Somali parlamentosunun sınırlı denetim kapasitesi projeyi iç siyasi çekişmelerin hedefi haline getirme riski taşıyor.
Mehmet Nefes ise Somali’deki bağımsız altyapı ve roket sistemleri sayesinde Türkiye’nin sürdürülebilir bir uzay vizyonu uyguladığını belirtiyor.