Kronik böbrek hastalığı gezegeni de etkiliyor

Dünyada ve Türkiye’de yaygın görülen kronik böbrek hastalığı önemli bir halk sağlığı sorunu. Genellikle belirti vermeden ilerleyen hastalık, sadece sağlık sistemlerine değil, çevreye de ciddi yük getiriyor. Türkiye’de kronik böbrek hastalığı bakımının yıllık karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eşdeğerinde.

Fotoğraf: AA

Yüzbinlerce ton karbondioksit salımının önüne geçilebilir

AstraZeneca Türkiye’nin ‘Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi‘ başlıklı çalışması açıklandı. Bağımsız sağlık araştırma şirketi Maverix’le ortak çalışma Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nden önce paylaşıldı.

Çalışmaya göre hastalığın çevresel etkisi 591 bin 646 hanenin yıllık karbon ayak izine, bir uçağın dünya çevresindeki 4 bin 717 turuna, 8,36 milyar kilometrelik araç yolculuğuna eşdeğer. Hastalığın erken evrede ilerlemesinin önlenmesiyle yılda 645 bin 457 ton karbondioksit salımının önüne geçilebilir.

Hasta ulaşımı, hastanede yatışlar ve hastalığın ileri evrelerinde uygulanan böbrek replasman tedavileri (diyaliz, nakil) karbon emisyonlarının en önemli kaynakları. Hastalık ilerledikçe karbon ayak izi de artıyor. Hasta başına en yüksek karbon ayak izi, merkezde hemodiyaliz uygulanan evre 5 kronik böbrek hastalarında görülüyor. Bunların yıllık karbon ayak izi 10,5 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı. Bu miktar, bir araçla 30 bin 820 kilometrelik yolculuğa eşdeğer.

Ölüm riski daha yüksek

Düşük farkındalık nedeniyle hastalık son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerliyor. Dünyada yaklaşık 3,5 milyon, ülkemizdeyse 85 bin hasta diyaliz ve böbrek nakliyle yaşamını sürdürüyor. Kronik böbrek hastalarında ölüm riski sağlıklı kişilere göre 10-20 kat daha fazla.

Soldan sağa: AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, Dr. Mustafa Arıcı, Dr. Hilmi Erdem Sümbül.

Kronik böbrek hastalığının 2040’a kadar ölüm nedenleri arasında 12’nci sıradan beşinci sıraya çıkması bekleniyor. 2027 için küresel ekonomik yük beklentisi 400 milyar dolar (yaklaşık 19,9 trilyon lira) olarak hesaplanıyor.

Dünya Sağlık Asamblesi (WHA), Mayıs 2025’te kabul ettiği kararla kronik böbrek hastalığını küresel bir halk sağlığı önceliği ilan etti. Kararla birlikte böbrek hastalıklarının yönetiminde köklü bir paradigma değişikliği başlatıldı. Buna göre, geç evre tedaviden önleme, erken tanı ve zamanında hastalık yönetimine geçildi.

Erken tanı ilerlemeyi yavaşlatabiliyor

Kronik böbrek hastalığı, özellikle erken evrelerde saptandığında önlenebiliyor veya ileri evrelere gidişi yavaşlatılabiliyor. Türkiye’de 9 milyondan fazla böbrek hastası bulunduğu tahmin ediliyor.

Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, böbrek hastalığının dünyada ortalama yüzde 9-10, Türkiye’deyse yüzde 15 sıklıkta görülmesine rağmen farkındalığın çok düşük olduğunu söyledi: “Hastalık bu kadar yaygın olsa da farkındalık yüzde 5’ler civarında. Hatta hastalık ileri evrelere geldiğinde bile farkında olanların oranı yüzde 30-50’leri geçmiyor. Böbrek hastalıkları sessiz ilerliyor. Geç tanı konuluyor. Bu hastalar sağlık hizmetine yoğun ihtiyaç duyuyor, sistemin yükünü artırıyor.

Hedefimiz hastalığı böbrek fonksiyonları ciddi ölçüde azaldıktan sonra yönetmek değil, özellikle risk altındakilerde erken fark etmek. İlerlemesini yavaşlatmak ve insanların yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumak.”

Böbrek fonksiyonlarının bozulması sadece organı değil, kalp, bilişsel işlevler ve kemik sağlığını da etkiliyor. Kronik böbrek hastalığının uzun süre sessiz ilerlediğini söyleyen Arıcı, hastalar belirgin şikâyetler yaşamaya başladığında hastalığın ileri evrelere ulaşmış olabildiğine dikkat çekti. İleri evrelerde artan şikâyetler, diğer organlarda ortaya çıkan sorunlar, sık hastane başvuruları ve yatışlar sağlık sistemi üzerindeki yükü de artırıyor.

Böbreği bozan üç büyük faktör

Diyabet, hipertansiyon ve yüksek tuz tüketimi böbrek sağlığını tehdit eden faktörlerin başında yer alıyor. Diyabet sıklığı yüzde 16,5, hipertansiyon sıklığı yüzde 32, tuz tüketimiyse Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiğinin iki katı.

Fotoğraf: AA

Arıcı, kronik böbrek hastalığının en büyük nedeninin diyabet olduğunu söyledi. Türk Nefroloji Derneği’nin çalışmalarına göre, diyalize giren hastaların yaklaşık yüzde 40’ının hastalığı diyabete bağlı. Arıcı şöyle diyor:

“Diyabet, obezite sıklığımız Avrupa ortalamasının çok üstünde. Bunlar böbrek hastalığını besleyen bir dinamo. Hipertansiyon hâlâ çok yaygın. Mutlaka tuzu da azaltmamız, hareket etmemiz lazım. Glomerüler böbrek hastalıkları ender görülse de erken tanınmaları, uygun ve zamanında tedavi edilmeleri halinde yüz güldürücü sonuçlar elde edilebiliyor.”

Test önemli

Arıcı ayrıca hipertansiyon, diyabet, çoklu ilaç kullananlar, kalp ve damar hastalarıyla kanser hastalarının ve 65 yaşın üstünde olanların hiçbir sorunları olmasa bile böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için spot idrar albümin/kreatinin oranını gösteren testi yaptırmalarını önerdi. Bu testin böbrek sağlığıyla ilgili önemli veriler sağladığını ifade eden Arıcı, şöyle devam etti:

“Japonya’da ilkokul çocuklarında idrar tetkiki taramasıyla diyalize gitme oranı yüzde 30 azaldı. İdrar dışarıya attığımız pis, sarı bir sıvı değil. Böbrek sağlığıyla ilgili ipucu veren çok kıymetli bir ürün.”

Ulusal eylem planı hazırlığı

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, kronik böbrek hastalığının artan küresel yüküne dikkat çekmek, uluslararası hedefler doğrultusunda Türkiye’de uygulanabilecek stratejileri değerlendirmek ve kurumlar arası işbirliğini güçlendirmek amacıyla “Küresel Hedeflerden Ulusal Eylemlere: Böbrek Sağlığının Güçlendirilmesi Çalıştayı” düzenlendiğini anlattı. Sümbül, çalıştayda böbrek sağlığının farklı branşların ortak gündemi haline getirilmesinin planlandığını belirtti.

Sıcak hava böbrek hasarına yol açabilir

Uzman: Yazın su içmemek böbrek taşı riskini artırıyor