Oyuncular Sendikası anlatıyor: Sektörde kuralsızlık hakim

Son aylarda en çok tartışılan konulardan biri tv ve dijital platformlardaki tekelleşme. Art arda gelen iddialar ve açıklamalar oyuncuların sorunlarının aslında göründen çok daha büyük olduğunu gösterdi. Tekelleşme buzdağının sadece görünen bir kısmı.

Fotoğraf: Pexels

Rekabet Kurulu 8 Ocak’ta 20 kast ajansı hakkında soruşturma başlatmıştı. Menajerlik şirketi ID İletişim’in kurucusu ve ortağı menajer Ayşe Barım’ın sektörde tekelleşmeye neden olduğu, kendisine karşı çıkan oyuncuları piyasadan uzaklaştırdığı öne sürülmüştü. Bunun üzerine İstanbul başsavcılığı Barım hakkında re’sen soruşturma başlatmıştı.

Fakat kısa süre sonra Barım, tüm bu olayların çok dışında Gezi eylemleri nedeniyle ‘hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına engellemeye teşebbüse yardım etme’ gerekçesiyle tutuklandı.

Ancak sektörde rekabet kurallarının ihlali, tekelleşme vb, oyuncuların çalışma koşulları hakkında başlayan tartışmalar tüm bu süreçlerden bağımsız olarak devam ediyor.

Başkanlığına 28 Ekim’de oyuncu ve sanatçı Zuhal Olcay’ın getirildiği Oyuncular Sendikası, kelepçe sözleşmelerden tekelleşmeye ve hatta örgütlenme sorununa kadar oyuncuların yaşadığı pek çok problemi bütün yönleriyle Diken’e anlattı:

Tekelleşmeden bahsediliyor ama aslında kişiler ve kurumlardan ziyade sektörde tam olarak tanımlanmamış yapısal bir sorun var, kişiler değişse de düzen kendi kendini var etmeye devam ediyor? Durum böyleyken sektöre girmek isteyen genç bir oyuncuyu neler bekliyor veya halihazırda sektördeki oyuncular nelerle karşılaşıyor?

Evet, sektörde tekelleşme tartışmaları yapılıyor ki tartışılması da gerekir ama tekelleşme aslında bir sonuçtur. Bu sonucu doğuran sebepse, kişiler ve kurumlar değişse de değişmeyen/değiştirilmeyen, denetlenmeyen sistemin kendisi. Tartışmamız gereken esas mesele de bu. Bizi çözüme götürecek doğru tartışmayı yapamazsak, tekelleşme yalnızca el değiştirir.

Sektörde maalesef kuralsızlık hakim. Ayrıca güvencesiz çalışma koşulları, belirsiz mesai saatleri, adil ücretlendirme olmayışı ve sosyal hakların yetersizliği gibi kronik sorunlar mevcut. Sektör maalesef yazılı olmayan ama herkesin uymak zorunda olduğu kurallar silsilesiyle işliyor.

Bu ortamda genç bir oyuncu veya sektöre yeni adım atacak bir oyuncuyu bekleyen en büyük zorluksa, başta sektöre girebilmek. Instagram hesabındaki takipçi sayısının, eğitimin ve yeteneğin önüne geçtiği bir düzenin, oyunculara umutsuzluk, yetersizlik hissettirmesi kaçınılmaz.

Halihazırda sektörde yer alan oyuncular içinse düzensiz çalışma saatleri, sözleşmelerdeki oyuncuyu korumayan maddeler, kelepçe sözleşmeler, ödemelerde yaşanan gecikmeler, setlerde oyuncuları fiziksel ve psikolojik olarak yıpratan koşullar en büyük problemler. Ayrıca, oyuncuların haklarını ararken sektörde dışlanma riskiyle karşı karşıya kalmaları da önemli bir mesele.

Bu sebeple, Oyuncular Sendikası olarak, oyuncuların seçmelerle başlayan süreçleri de dahil olmak üzere, çalışma ilkelerimizi netleştirmeye ve oyuncuların haklarını güvence altına alacak düzenlemeler için çalışmaya devam ediyoruz.

‘Kast direktörlüğü ayrı menajerlik ayrı bir meslektir’

Menajer-yapımcı ve oyuncu üçgenindeki temel sorun ne?

Menajer, yapımcı ve oyuncu üçgeninde en büyük sorunlardan biri, kast direktörlüğü yapan menajerlerin olmasıdır. Kast direktörlüğü ayrı, menajerlik ayrı bir meslektir. Uluslararası arenada bu iki ayrı mesleğin aynı kişi tarafından yapılması mümkün değilken, bizde sıkça rastlanan bir durum. Bu da, bir menajerin kast direktörlüğünü yaptığı projeye kendi oyuncularını yerleştirebilmesinin önünü açan ve fırsat eşitliğini bozan bir durum. Diğer sorunlarsa, sac ayağının tarafları arasındaki güç dengesizliği ve şeffaf olmayan ilişkilerdir.

Nedir o şeffaf olmayan ilişkiler?

Oyuncuların menajerlerle yaptıkları sözleşmeler bazen uzun süreli ve bağlayıcı olabiliyor. Menajerler, oyuncunun kariyerini gerçekten yönlendirmek yerine kendi kazancını önceleyebiliyor.

Yapımcılar ve menajerler arasındaki ilişkiler bazen oyuncu aleyhine gelişebiliyor. Oyuncunun bilgisi dışında pazarlık süreçleri yaşanabiliyor ya da menajerler, yapımcıdan komisyon almak için oyuncunun haklarını ikinci plana atabiliyor.

‘Oyuncu, sözleşmesini feshederse yüksek tazminatlar ödemek zorunda bırakılıyor’

Kelepçe sözleşme nedir? Bu sözleşmeler oyuncuya ne tür kısıtlamalar getiriyor?

‘Kelepçe sözleşmeler’ sektörde, özellikle oyuncuları uzun yıllar boyunca bir yapım şirketine, dijital platforma veya menajerlik ajansına bağlayan, tek taraflı ve ağır yükümlülükler içeren sözleşmeler için kullanılan bir terimdir. Bu tür sözleşmeler, oyuncuların mesleki özgürlüğünü kısıtlayarak onları
sözleşmeye mahkum eder.

Kelepçe sözleşmelerin oyunculara getirdiği bazı kısıtlamalar:

  • Oyuncu, belirli bir süre boyunca (bazen beş veya yedi yıl) sadece sözleşme yaptığı yapım şirketi veya platform için çalışmak zorunda bırakılabilir.
  • Bu sürede başka projelerde yer alması ya tamamen yasaklanır ya da yapımcının izniyle mümkün olur.
  • Oyuncular genellikle uzun vadeli sözleşmeler imzalarken güncel piyasa koşullarına göre düşük ücretlere mahkum edilebilir.
  • Sözleşme süresince artan popülerlik veya yetkinliklerine rağmen daha iyi teklifler almaları engellenebilir.
  • Yapımcılar veya menajerlik şirketleri, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilirken oyunculara aynı hak tanınmaz.
  • Oyuncu, sözleşmeyi feshetmek isterse yüksek tazminatlar ödemek zorunda kalabilir.

Kara listeler

Kelepçe sözleşmeler mobbing aracına dönüşüyor mu?

Kesinlikle. Bu tür sözleşmeler birçok oyuncu için mobbing aracı haline gelebiliyor. Sözleşmenin dayattığı şartları kabul etmeye zorlandıklarında, itiraz ettiklerinde ya da ayrılmak istediklerinde ‘kara listeye alınma’ tehdidiyle karşılaşabiliyorlar.

Sendika olarak bu tür sözleşmelerin sınırlandırılması, daha adil sözleşme standartlarının belirlenmesi ve oyuncuların haklarını koruyacak mekanizmaların oluşturulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Oyuncuların bilinçlenmesi, sözleşmelerini detaylı incelemeleri ve hukuki destek almaları bu noktada büyük önem taşıyor.

Oyuncular istediğinde bu sözleşmeleri feshedebilir mi?

Oyuncular, imzaladıkları sözleşmeleri feshetme hakkına sahiptir, ancak bu süreç genellikle sözleşme şartlarına bağlıdır. Ne yazık ki çoğu zaman oyuncular için oldukça zorlayıcı olabilir.

Haklı fesih nedenleri (ücretlerin ödenmemesi, etik dışı çalışma koşulları gibi) varsa, oyuncular hukuki yollara başvurarak sözleşmeyi feshedebilir.

Ancak bazı sözleşmeler, fesih sonrası bile oyuncuların belirli bir süre başka yapımlarda veya başka menajerlerle çalışmasını yasaklayabilir.

’30 yaşından sonra kadınlara anne rolü yazılıyor’

Kadın oyunculara yaş üzerinden baskılar yapıldığı, birtakım estetik operasyonların dayatıldığı veya ‘rolü almak istersen şöyle bir operasyon yapman iyi olabilir’ dendiği söyleniyor? Sektörde kadın oyuncular bu ve benzeri süreçlerle ne sıklıkla karşılaşıyor? Kadın olmanın sektördeki karşılığı nedir?

Öncelikle hiçbir kadın veya erkek oyuncunun, bir işi almak uğruna istemediği bir operasyonu kabul etmemesi gerektiğini vurgulamak isteriz.

Kadın olmanın sektördeki karşılığı, eşit şartlarda çalıştığı erkek partnerinden daha az ücret almasıyla anlatılabilir.

Kendisi için biçilen rollere gelecek olursak, örneğin bir projede 20 yaşlarında bir kadın ve bir erkek oyuncu partner oynarken, 40 yaşına geldiklerinde, aynı kadın oyuncu aynı erkek oyuncunun annesini oynamak zorunda bırakılabiliyor. Ya da 30 yaşından sonra kadınlara mutlaka anne rolleri yazılıyor.

30 yaşından büyük bekar, çocuksuz, cinsel hayatı olan kadın rollerine özellikle ana akım senaryolarda rastlamak güç. 25 yaşında bir kadın rolüne partner olarak 50 yaşında bir erkek uygun bulunabilirken, 50 yaşında bir kadına asla ondan genç bir erkek partner uygun bulunmuyor.

Diğer önemli konuysa, dayatılan güzellik algısı. Yaşları ne olursa olsun kadın oyunculardan, bu güzellik algısını bir şekilde karşılamaları bekleniyor. Bu beklenti zaman zaman menajerinden, kast direktöründen, bazen yönetmenden veya yapımcıdan ve özellikle sosyal medyadan ya da magazin programlarından geliyor.

Sadece mesleğini yapmak isteyen bir kadın oyuncu üzerinde yaratılan bu korkunç baskı, beklentiyi karşılayamadığında işsiz kalma korkusuyla baş başa kalmasına sebep olabiliyor.

‘Oyuncular, milyonların gözü önünde kaçak çalıştırılan işçilerdir’

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın oyuncuları serbest meslek erbabı olarak görmesinin nedeni ne? Bu durum oyuncuları nasıl etkiliyor?

Bakanlık, oyuncuları işçi olarak görüyor fakat uygulamada oyuncular serbest meslek erbabı gibi makbuz/fatura kesiyor ancak oyuncular her işçi gibi bir işverene bağlı çalışıyor. Çalışma şartları bir işveren yani yapımcı tarafından belirleniyor. Milyonların gözü önünde oyuncular kaçak çalıştırılan işçidir.

Oyuncular, işçi olarak çalıştırılmadıkları için SGK, kıdem tazminatı, işsizlik maaşı gibi haklardan yararlanamıyorlar.

Sigortalarını kendileri ödemek zorunda kalıyorlar, bu da düzensiz gelirleri olan oyuncular için ciddi bir maddi yük oluşturuyor.

Setlerde fazla mesai, çalışma saatleri, işçi sağlığı ve güvenliği gibi konularda bir işçi gibi korunmuyorlar.

Bir dizi eğer çok popüler olmuşsa senelerce televizyonda yayınlanabiliyor veya dizinin yayın hakları çeşitli platformlara satılabiliyor. Oyuncular bu süreçte eserleri için telif alamıyor. Bu telif sorunu hakkında neler söyleyebilirsiniz? Sizce bu mesele nasıl çözülmeli?

Türkiye’de oyuncularla yapılan sözleşmeler genellikle tüm hakların yapımcıya devredilmesini öngörüyor.

Oyuncular, bir projede çalıştıkları dönemde ücretlerini alıyor ama yapımcı, dizinin tekrar gösterimleri ve dijital satışları için ek ödeme yapmıyor.

Uluslararası örneklerde olduğu gibi, oyuncuların tekrar yayınlardan ve dijital satışlardan pay almasını sağlayan hukuki düzenlemeler yapılmalı. Oyuncular, projelere dahil olurken, sadece çekim sürecini değil, tekrar gösterimler ve dijital satışları da içeren sözleşmeler talep etmeli.

‘Türkiye’de örgütlenme kültürü yeterince oturmuş değil’

Güçlü kapitalist ülkelerde ABD’de örneğin Hollywood’da bile kitlesel grevler yapılıyor, oyuncular, senaristler hakları ve talepleri için harekete geçiyor. Ama Türkiye’de örgütlenme aşamasında bile insanların büyük çekinceleri var, neden? Bu kadar ciddi problemler karşısında sendika ne kadar etkili olur? Temel sorun örgütsüzlük mü? Oyuncular ve sektörün diğer unsurları haklarını talep etmek konusunda neden çekimser?

Türkiye’de oyuncuların ve sektör çalışanlarının haklarını talep etmekte çekimser davranmasının birkaç temel sebebi var. Bunların başında işçilik hakkı gelir. Ülkemizde oyuncular işçilik haklarından mahrum çalıştıkları için örgütsüzlük çok yaygın. Ardından iş güvencesinin olmaması ve sektördeki baskılar geliyor. ABD’de Hollywood’da gerçekleşen kitlesel grevler, güçlü sendikalar ve kolektif hareket sayesinde mümkün olabiliyor. Ancak Türkiye’de benzer bir örgütlenme kültürü ne yazık ki yeterince oturmuş değil.

Sendikal örgütlenme süreci çok daha yeni ve sektör içinde tam anlamıyla kabul görmüş değil.

Oyuncuların büyük bir kısmı, sendikaların haklarını gerçekten koruyabileceğine tam olarak inanmıyor ve bu nedenle sürece mesafeli.

Neden oyuncular için ‘sorunlarını onlar kendi kendine çözer’ gibi bir algı var? Milyonlara hitap eden bir iş yapmanın veya ekrana çıkmanın sizi güçlü kıldığı sanılıyor. Oysa kameranın, setin ve tiyatronun arka tarafı sorunlarla dolu. Neler demek istersiniz?

Kamuoyunda, oyunculuk mesleği ve oyuncular şöhret ve zenginlik algısına kurban ediliyor. Oyuncuların magazine konu edilen haberleri görünüyor, duyuluyor, ilgi çekiyor ama maalesef hangi koşullarda çalıştıkları, ne kadar emek harcadıkları, çalışma koşullarının yarattığı bedelleri, iş güvencesinin olup olmadığı gibi konular hiç konuşulmuyor. Elbette her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de çok kazananı, az kazananı var. Ama maalesef ünlü olmak, isim sahibi olmak ‘sorunlarını kendileri çözer’ algısı yaratıyor.

Ancak sistemin kendisi sorunluysa, ünlü olmak ya da olmamak artık konudan bağımsızdır. Kişisel çözümler, sistemin kalıcı olarak düzelmesine fayda sağlamaz. Aynı şekilde ses çıkarırsam işsiz kalırım korkusu da… Bu sorunlar ülkemizde maalesef çok yaygın. Sadece bizim sektörümüz için değil tüm hak mücadelesinde bulunanlar için de bir sorun. Sendikal hak ve özgürlüklerin korunuyor olması elzemdir.

Biz Oyuncular Sendikası olarak diyoruz ki, yalnız değilsiniz. Haklarımız için, mesleğimizin geleceği için, daha adil bir çalışma hayatı ve refahımız için gelin sendikamızı birlikte yönetelim, haklarımızı birlikte kazanalım.

Tekelleşme ve ötesi: Sigortasız, telifsiz, 15 saat mesai yapan oyuncular

Ayşe Barım tutuklandı

Serenay Sarıkaya ifade verdi: Dişimle tırnağımla bugünlere geldim

Menajer Ayşe Barım hakkında soruşturma

‘Mısır krizi’ sinemayı fena vurdu: İzleyici de hasılat da yarı yarıya düştü

Sinema sektörü mısır gibi patladı!