Neyin peşindeyiz: Mitoloji ülkesi Türkiye ve Sisifos

Bu haftalar, ülkemizin kaderini düşünerek geçti, geçiyor. Çok özel bir dönemde, çok sıra dışı bir şeyler yaşadığımızı zannediyoruz. Oysa mitolojik hikayeler bize insan doğasının değişmezlerini, zorlukların tarihsel değil ezeli ve ebedi olduğunu anımsatıyor.

Orhan Kemal Roman Armağanı 'Babamın Bağlaması'na

52'nci Orhan Kemal Roman Armağanı, yazar Kemal Varol'un 'Babamın Bağlaması' isimli romanına verildi.

Seçimi beklerken: Zamanı hızlandıran beş kitap

Yarın oylar sayılana kadar saatler geçmek bilmeyecek gibi geliyor. Bu hafta 'zamanı hızlandıracak 'beş kitap' önerisiyle geliyorum. Çünkü bazılarının okumak için hep bir bahanesi vardır.

Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku: 'Altı çizili cümlelerle' Sabahattin Ali külliyatı

Sabahattin Ali eserlerinden alıntıların derlendiği 'Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku' yayınlandı.

1920'lerin erotik dergisi bir kitapta toplandı

1920'li yıllarda İstanbul'da yayımlanan 'Bin Bir Buse: En Şen, En Şuh Hikayeler' başlıklı erotik dergi 'Bin Bir Buse' isimli bir kitapta toplandı.

Notos, en önemli 40 polisiye romanı seçti: Listeye Türkiye'den de iki yazar girdi

Notos, Mayıs-Haziran, 96. sayısında 40 kitaplık 'Polisiye klasikleri' listesi yayınladı. Listede Türkiye'den Orhan Pamuk ve Ahmet Ümit de yer aldı.

Şehirden kaçamadıysanız ekrandan kaçın: Beş 'şahane ' kitap

Bayramda bir yerlere kaçamadınız ama ekran başında saatlerinizi harcamak istemiyorsunuz. Sanem Güven'den, her zevke uygun beş harika kitap önerisi.

Murakami'den altı yıl sonra ilk roman: Yazmak eğlenceli, yeniden yazmak daha eğlenceli

Haruki Murakami altı yıl aradan sonra yayınladığı ilk romanını yazarken, 40 yıl önceki bir kısa öyküsünden esinlenmiş.

Adı Kayıp: Gözaltında işkenceyle öldürülen Ali Uygur'un hikayesi

Gözaltında işkenceyle öldürülen ve cesedi kimsesizler mezarlığında bulunan Ali Uygur'un hikayesinin anlatıldığı 'Adı Kayıp' raflarda.

Cuma saati geldiğinde kendisini odaya kilitleyen akademisyenlerin üniversitesi!

Tuğba Tekerek’in çarpıcı kitabı, AKP’nin arka bahçelerinden taşra üniversitelerinin söz konusu iki amaca, ‘maddi kazanç elde etme’ ve ‘dinselleştirmeye’ nasıl hizmet ettiğini büyük başarıyla anlatıyor.