Editöre not:
Bu haber Diken’in yazıişleri tarafından derlenmiştir. Kısaltıp kaynak belirtmek ve bağlantı vermek koşuluyla kullanılabilir. Lütfen emeğe saygı gösterin, ‘kopyala yapıştır’ yapmayın.
Haruki Murakami altı yıl aradan sonra yayınladığı ilk romanını yazarken, 40 yıl önceki bir kısa öyküsünden esinlenmiş.

Bütün dünyadan sadık bir okur kitlesi olan Haruki Murakami’nin yeni romanı ‘Machi to Sono Futashikana Kabe’ geçen hafta Japonya’da piyasaya çıktı. Kitap henüz Türkçe’ye ya da başka bir dile çevrilmedi.
Romanla ilgili az sayıda bilgiyi derleyen Literary Hub sitesine göre Murakami, adı ‘Şehir ve Belirsiz Duvarları’ olarak çevrilebilecek romanı üç yıl önce Covid-19 pandemisi sırasında yazmaya başladı; hikaye yazarın kırk yıl önceki aynı adlı bir kısa öyküsüne dayanıyor.
Yazar, pandemi nedeniyle neredeyse hiç dışarı çıkmadığı günlerde, ‘içinden bir sesin’ “O hikayeyi yaz” dediğini söylüyor.

Romanla aynı adı taşıyan ve ilk olarak 1980’de yayımlanan öykünün neden bugün de geçerli olduğunuysa şu sözlerle açıklıyor: “Toplumun sarsıcı değişimler yaşadığı bir çağda, hangi tarafında olursak olalım ‘duvarlar‘ her zamankinden daha önemli.”
Romanda, Fukushima’da küçük bir kütüphanede çalışmaya başlayan kahraman, selefiyle ve genç bir çocukla tanıştıktan sonra derinlerde saklı bir hikayenin kapılarını aralar.
O şehre gidilecek!
Yayıncı, Murakami meraklılarını biraz daha heyecanlandırmak için kitabın tanıtımında şu satırlara yer vermiş: “Şehre gitmeli, ne olursa olsun. Tenha bir arşivde kilitli duran hikaye sessizce açılıyor, tıpkı yavaş yavaş uyanılan rüyalar gibi…”
Yeniden yazmak daha eğlenceli
‘Artık 70’li yaşlarının ortasında olduğunu ve daha kaç roman yazabileceğini bilmediğini’ söyleyen Murakami, “Yazmaktan gerçekten zevk alıyorum. Yazmak eğlenceli ve yeniden yazmak daha eğlenceli” diyor.