Gezi davasında ara karar: Kavala'nın tutukluluğuna devam

16 şüphelinin ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılandığı Gezi davasının üçüncü duruşmasında tam 707 gündür tutuklu işadamı Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Çizim: Murat Başol

Bir sonraki duruşma 24-25 Aralık’ta.

Ara kararda şu ifadeler yer aldı: “Firari sanıklar hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenmesine, müştekilere çıkarılan davetiyelerin ulaşmasının beklenmesine, İnanç Ekmekçi hakkında yakalama kararı çıkarılmasına, Murat Papuç’un dinlenmesi için çağrılmasına, usulüne uygun çağrılan tanık Hasan Gül hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.”

Karar açıklanmadan önce son söz sanık avukatı Köksal Bayraktar’ındı. Bayraktar, iki yıldır süren tutuklamanın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurguladığı konuşmasında şunları söyledi: “Tape’lerde okunduğu üzere bütün sanıklarda ve müvekkilimizde suç işleme kastı yok. Gezi’yi bir kalkışma olarak nitelemek mümkün değil. Böylesi bir durumda tutukluluğun devam etmesi, bu önlemin ölçüsüz kullanımına neden olmaktadır. CMK ve bazı diğer kanunlarda değişiklik yapılması öngörülmektedir. Bunun getireceği değişiklik daha insancıl bir tutum getirmesidir. Bu tutumumun mahkeme tarafından da izlenmesini istiyoruz. 24 aydan bu yana tutukluyuz. AİHM’in beş ay ve yedi ay tutukluluğu sözleşmenin ihlali anlamına geldiğine ilişkin kararları vardır. Her müdafi ve her sanık adil yargılanma talebinde bulunur. Adil yargılanma makul süre içinde serbest bırakılmasını da ifade eder, iki yıldır süren tutukluluk adil yargılanma hakkını da ihlal etmektedir.”

Gezi davasının üçüncü duruşması mahkeme başkanı Mehmet Perk’in “Alkış gibi sesler çıkaranlar dışarı çıkarılacak” uyarısıyla başladı.

Adliyede olağandışı güvenlik önlemleri alındı. Cezaevi girişinden 100-200 metre ötede araçlar durduruldu ve adliyenin tesis ettiği beyaz midibüslerle insanlar kampüse gönderildi. Buna hem duruşmayı izlemeye gelenler hem de cezaevine görüşe gelenler dahildi. Adliyenin giriş merdivenlerinin önünde de beş koridor oluşturabilecek şekilde barikatlar oluşturuldu.

Duruşmada Gezi eyemleri sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ekipler amiri olarak görev yapan ve sonrasında ihraç edilen başkomiser Ercan Orhan Aydın’la tanık olarak ifadesi alınmak üzere SEGBİS üzerinden bağlantı kurulmaya çalışıldı fakat bağlantı kurulamayınca tanık dinlenemedi.

Tutuksuz sanıklardan Çiğdem Mater, Yiğit Aksakoğlu, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi, tutuklu sanık Osman Kavala duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Perk, Kavala’ya Taksim Platformu kuruluşunda yer alıp almadığını, ‘Ayaklanİstanbul’ Facebook sayfasıyla bir ilgisi olup olmadığını, ‘Otpor’ lideri İvan Maroviç’i tanıyıp tanımadığını, ülkenin başkanına karşı ayaklanmaya teşvik eden bir oyun oynandığının iddia edildiğini belirterek bu oyunu bilip bilmediğini, George Soros’u tanıyıp tanımadığını sordu; ayrıca kurucusu olduğu Anadolu Kültür ve yönetici olarak görev yaptığı Açık Toplum Vakfı’yla ilgili sorular yöneltti.

Kavala beyanında, “Hakkımdaki suçlamalar kanaat ve varsayımlara dayanıyor. İddianamede Gezi olaylarını finanse ettiğime dair hiçbir bulgu yok. Gezi olaylarını hükümete kalkışma olarak gördüğüme dair de hiçbir bulgu yok. Yeni delil bulunacak diye 16 ay cezaevinde tutuldum” dedi.

Kavala’nın yanıtları özetle şöyle:

“Taksim Platformu kuruluşunda yer almadım ama bazı toplantılara katıldım. Bir tanesi Cezayir Restoran’daydı.

‘Ayaklanİstanbul’ sayfasını kim oluşturdu bilmiyorum.

Gezi konusundaki ilk temasım olaylar başladıktan sonra Haziran 2013’teki bir telefon görüşmesinde oldu. Olayları değerlendirdiğimiz bir konuşmaydı. Benim Gezi olayları başlamadan önceki faaliyetlerle hiçbir alakam yoktu. Hiçbir maddi destek sağlamadım.

Otpor lideri İvan Maroviç’i tanımıyorum. Hiç görüşmedim. İddianamede ismi geçtiğinde öğrendim.

(Ülkenin başkanına karşı ayaklanmaya teşvik eden) Bu oyunla ilgili bilgim yok, gitmedim. Alabora ile Gezi olaylarından sonra Haziran 2013’te ilk defa görüştüm

(‘Ağaçları kesiyorlar’ diye çağrı yapıldığında) Çağrı nedeniyle gitmedim. Ofisim zaten Gezi Parkı’nın oradaydı. Birkaç defa Gezi’ye gittim ama çağrıdan ötürü gitmedim.

George Soros’u tanıyorum. Tahminimce 2008’den itibaren tanıyorum. Sonrasında Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın yönetim kurulunda yer aldım. O sebeple Soros, İstanbul’a geldiğinde toplantılara katıldım. Beş altı toplantı yaptık. Toplantılar Açık Toplum Vakfı’nda oluyordu genelde. Bazıları da yemekli toplantıydı.

(‘Soros vakfa nasıl kaynak sağlıyordu’ sorusuna yanıt olarak) Açık Toplum Vakfı, Sivil toplum projelerini destekliyordu. Projeler değerlendiriliyor, ona göre destek veriliyordu.

Anadolu Kültür’ün kuruluşunda yer aldım. Açık Toplum’da daha sonra yer aldım. Önce Anadolu Kültür’ü kurduk. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kültürel projeler gerçekleştirdik. Bunlar tamamen bağımsız kurumlar. Sonra Açık Toplum Vakfı kuruldu. Beni de TK üyeliğine davet ettiler.

(‘Açık Toplum’dan Anadolu Kültür’e ne kadar kaynak sağladınız’ sorusuna yanıt olarak) Bununla ilgili bilgi vermiştik. Yanlış rakam vermek istemiyorum. Yeniden isterseniz veririz. Bilgiler şeffaf. Ne kadar alındı, hangi projede kullanıldı hepsi şeffaf. Açık Toplum ile Anadolu Kültür arasındaki ilişki mali hesaplarımızdan belli. Bu ilişkiyi benim saklamam söz konusu değil.”

Mahkeme başkanının “TAPE’lerde Gezi olayları sırasında çekim ve videolar yaparak bu vandallığa anlam yükleme çabanız oldu mu? Böyle düşünüyor musunuz? Gezi olaylarının ülkenin önünü açacak hareket ettiği, çevre duyarlılığının ötesinde bir çalışma içine girdiğiniz iddia edilmiş. Ne diyeceksiniz?” sorusuna ise Kavala şu yanıtı verdi: “İddianamede bir film projesinden bahsediliyor. Anadolu Kültür’deki arkadaşlarımızın üzerinde çalıştığı. Bu film gerçekleşmiş değil. Olsaydı bugün sanat ürünü olacaktı. Biz toplumsal olaylara ilişkin sanat ürünlerini destekliyoruz. Ama propaganda faaliyetimiz olmadı. Sanatın propaganda aracı olarak kullanılması zaten bizim kuruluş amacımıza uymuyor. Bu filmi Saraybosna’ya götürmedim. Ama eğer bu film çekilseydi zaten yine festivallerde gösterilecek bir sanat filmi olacaktı.”

Kavala, “Anadolu Kültür ya da Açık Toplum Vakfı üzerinden Gezi eylemlerine katılanlara gaz maskesi alınması gibi eylemler var. Siz bu destekleri verdiniz mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: “ATV’den böyle bir kaynak söz konusu değil. Bir telefon görüşmesi var. Mine Özerden’in ‘Gençlerin maskeye ihtiyacı var, nasıl yardımcı olabiliriz?’ demesi üzerine ‘Hesap açılsın, destek veririz’ dedim. Ben bir şahsın hesap açması gerektiğini söyledim. Ben bu gaz maskesinin barışçıl amaçlarla kullanılacağını düşünmüştüm. Ama böyle bir hesap açtırılmadı, dolayısıyla bir destek yok. Ama iddianamede bir ihbar mektubu var. Bu ihbar mektubunda benim olaylar başlamadan önce benim hesap açtırdığım iddia ediliyor. Bu gerçek bir Gülenci örgüt çalışması. Balyoz’da da benzer şeyler yapılmıştı. Telefonu dinleyen kişi böyle bir ihbar mektubu yazmış. Özlem Dalkıran’la telefon görüşmemiz var. Onun üzerine yanımızdaki pastaneden aldığım poğaçalarla eczaneden aldığım maskeleri götürdüm. Bunlar eczaneden alınan maskeler, gaz maskesi değil. Biz Gezi eylemleriyle ilgili kimseye tek kuruş ödeme yapmadık.

Kavala’nın sözlerinden diğer bölümler şöyle:

“Diyarbakır Sanat Merkezi’ni açtık. Anadolu Kültür ile eş zamanlıydı. Çeşitli kültürel çalışmalar yaptık. Genç sanatçıları desteklemek Türkiye’nin çeşitli illeriyle Diyarbakır ve İstanbul arasındaki kültürel alışverişi destekledik. Sivil toplum alanında çalışanlarla görüştük. Sümer Park’ta kütüphane kuruldu ona kitap desteğinde bulunduk. Bunun gibi projeler için belediye başkanlarıyla da görüştük.

Benim sorgum emniyette yapıldı. Sizin sorduğunuz hiçbir soru bana yöneltilmedi. Savcıyla görüşemedik, mahkemede de sorulmadı. Bu sorular bana sorulmadan hakkımda iddianame hazırlandı.

Hakkımdaki suçlamalar kanaat ve varsayımlara dayanıyor. İddianamede Gezi olaylarını finanse ettiğime dair hiçbir bulgu yok. Gezi olaylarını hükümete kalkışma olarak gördüğüme dair de hiçbir bulgu yok.

Faaliyetlerim ve telefon görüşmelerim Anayasamızla güvence altına alınan faaliyetler arasındadır. AYM Başkanının da dediği gibi suç bulgusu olmadan tutuklanmam hak ihlalidir.

Yeni delil bulunacak diye 16 ay cezaevinde tutulmam da ve en önemlisi tutukluluğumun devamı da hak ihlalidir. Bu cezaya dönüşen hukuksuz ve ayrımcı bir uygulamadır. Sayın mahkemenizin bu hukuksuz ve ayrımcı uygulamaya son vermesini talep ediyorum.”

Gezi davasında Aksakoğlu’na tahliye, Kavala’nın tutukluğuna devam

Gezi davasında karar: Kavala’nın tutukluluğuna devam

Kavala’nın avukatı: Sanık bir kez hakim karşısına çıktı ama iki tutuklama kararı var

Kavala: Gezi’yle aramda bağ kuran tek delil bir sergi, bir fotoğraf, tahliyemi istiyorum

Can Dündar’ın avukatı: Müvekkilimin can güvenliği yok, mahkeme ‘Gel’ diyor

Can Dündar için koruma önlemleri sıkılaştırıldı

Gerekçe Gezi: Can Dündar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı

Gezi avukatı: Açık Toplum Vakfı, vakıflar denetiminden geçti

Gezi avukatı: İddianame çelişkili, kanıt yok, savcı görüşü var

Gezi davası: Uludağ Sözlük entry’si iddianameye ‘birebir’ alınmış

Gezi davası: Salonda 300 izleyici ve 70’e yakın jandarma var

Çizerlerin gözünden Gezi davası

Gezi davasında Aksakoğlu’na tahliye, Kavala’nın tutukluğuna devam

Gezi sanığı Tayfun Kahraman: Gezi’den korkulacak bir şey yok

Gezi sanığı Can Atalay’dan mahkeme heyetine: Anayasa sadece 8’inci madde mi?

Gezi sanığı Mücella Yapıcı: Kavala’ya kızgınım, kendisini zengin biliyorduk!

Gezi sanıkları, 17-25 Aralık hakim-savcılarının istediği tapelerle yargılanıyor

Gezi hakiminden Kavala ve Aksakoğlu’na: Tahliye olursanız ikametgahınız?

Gezi davası bugün başlıyor: Neler olmuştu?

‘Sui generis’ post-FETÖ davası