Umut Özkırımlı

Umut Özkırımlı, Lund Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi’nde (CMES) Profesör olarak görev yapmaktadır. Özkırımlı aynı zamanda Kopenhag Universitesi Modern Avrupa Çalışmaları Merkezi’nde Onursal Profesör, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde Kıdemli Uzman, London School of Economics Avrupa Enstitüsü’nde Kıdemlı Araştırmacı görevlerini sürdürmektedir. Özkırımlı’nın kitapları arasında The Making of a Protest Movement in Turkey; #occupygezi (derleme, 2014), Theories of Nationalism: A Critical Introduction (2010, güncellenmiş ikinci baskı), Tormented by History: Nationalism in Greece and Turkey (Spyros A. Sofos ile birlikte, 2008) ve Contemporary Debates on Nationalism: A Critical Engagement (2005) sayılabilir. Tümü Türkçeye çevrilen bu kitapların yanı sıra, Özkırımlı’nın milliyetçilik, çokkültürlülük ve Kürt sorunu hakkında yayımlanmış çok sayıda makalesi de bulunmaktadır. Umut Özkırımlı şu anda “In Search for a Model for the Middle East: A Comparison of Turkish and Nordic Experiences” (Ortadoğu için bir model arayışı: İsveç ve Türkiye deneyimlerinin karşılaştırmalı analizi) başlıklı IPM-CMES ortak projesinin koordinatörlüğü ile “İslam ve Milliyetçilik” (Palgrave Macmillan, Spyros A. Sofos ile birlikte) başlıklı kitap serisinin editörlüğünü yürütmektedir.

Türkiye'nin akademiyle savaşı ve direniş üzerine…

Bu tür direniş eylemleri, bu 'umutsuz umut' zor zamanlarda bizi ayakta tutan tek şey. İhtiyacımız olansa 'infaz memurlarından daha sabırlı ve onların mermilerden çok daha fazla' olmak.

Bir ihanetin hikayesi: Tel kafesin içinde ne vardı sayın Kılıçdaroğlu?

"Karizmatik değil ama iyi insan" diyorlar ya sizin için. Öğrenmek hakları ne kadar 'iyi bir insan' (!) olduğunuzu.

Turkcell'le bağlanma hayata!

Twitter ne karar verirse versin, o twitlerde ifade edilenleri yazmaya, söylemeye devam edeceğiz. Sansürcülüğünüzü tüm dünyaya duyuracağız.

Tetikçi akademisyenler

İstediğiniz gerçekliğe inanın. İstediğiniz partiyi destekleyin. Kimsenin umurunda değil(siniz). Biz de sizlerin umurunda değiliz. Ama hedef göstermeye alet olmak, insanların hayatını tehlikeye atan ‘operasyonlar'a meşruiyet sağlamak?

Rakamlarla otoriter Türkiye

AKP’nin kurduğu düzeni tam otoriterlik ya da farklı şekillerde adlandırılabilecek bir tek adam rejiminden ayıran minik detaylar da baş döndürücü bir hızla eriyor. Bunun son örneği özgürlüğün, çoğulculuğun son kalesi sayabileceğimiz üniversitelerin başına gelenler.

Hendeğe düşen 'akil insanlar'

Müzakere masasını kimin devirdiğine inanırsak inanalım, masaya dönmek için ilk adımı kim atmalı? Seçilmiş, vergilerimizle desteklediğimiz devlet mi, tam olarak kimi temsil ettiği bile belli olmayan silahlı bir örgüt mü?

Türk Hava Yolları'na açık mektup! Ya da bir kurumsal sefalet hikayesi

Son sekiz saattir gördüklerim, bir kurumun inanılmaz vurdumduymazlığı yüzünden yaşanan sefalet üzerine bir şeyler karalamak istedim. Belki bir duyan olur da duruma müdahale eder, olası bir 'felaketin' önüne geçilir

Merhum Türkiye Cumhuriyeti'ne Allah'tan rahmet, sevenlerine sabır…

Türkiye’nin önünde iki seçenek var. Bir an önce üniter devleti sona erdiren ve yerel yönetimlere özerklik tanıyan daha çoğulcu bir rejimi hayata geçirmek (ki bunun ön adımı da devletin -evet, devletin, PKK’nın değil!- karşılıklı ateşkes çağrısında bulunup çözüm masasına dönmesi); ya da uzun yıllar sürecek kanlı bir iç savaşla yaşamak.

'Erdoğan nefreti' ve yeni Türkiye'yi anlamak

Bunca farklı grup kendini, hem de aynı zaman dilimi içinde, 'Erdoğan nefreti'ne mi kaptırmış durumda? Muhalif kanaat önderlerinin tümü aynı psikolojik rahatsızlıktan, aynı obsesif kişilik bozukluğundan mı muzdarip?

Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi

Diyelim bir zamanlar Emin Çölaşan, Fatih Altaylı gibi isimleri ziyaret eden minik kuşların ya da 'balıkçıların' ellerine tutuşturduğu notlardan yazı çıkaran 'Yeni Türkiye uzmanları' Öcalan’la Kandil arasında ihtilaf olamayacağını bilmeyecek kadar cahil. Yılların gazetecisi Taha Akyol da mı hükümetin 'İyi Öcalan, kötü Kandil' safsatasına inanıyor?

Türkiye İran olmayacak… Suriye oluyor!

Demem o ki boşuna Suriye’ye müdahale planları yapmayın. Suriye size geldi.

7 Haziran'ın ardından hayaller, gerçekler

7 Haziran genel seçimlerinin sonuçları, seçmenin verdiği mesajlar, olası koalisyon senaryoları üzerine yazılanları okudukça aklıma sosyal medyada sıkça paylaşılan bir duvar yazısı geliyor; 'Hayaller Paris, gerçekler Eminönü'.