Türda Özmen
İstanbul Üniverisitesi İktisat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını London School of Economics'te yaptı. Profesyonel kariyerine Merkez Bankası'nda başladı.
1999'dan itibaren Radikal'de ekonomi muhabiri ve editör olarak çalıştı. Özellikle bankacılık ve kamu maliyesi reformu, makroekonomik politika üzerine araştırma, haber ve söyleşiler hazırladı.
Uzun süre kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’de kamu finansı ve mali kuruluşlar birimlerinde analist olarak görev yaptı. Halen mali hizmetler, risk yönetimi ve kalkınma finansı alanlarında uzman ve danışman olarak çalışıyor.
Enflasyon Erdoğan'ı değil Başçı'yı haklı çıkardı!
Her konuda olduğu gibi ekonomide de yapılan politika uygulamalarının etkilerini tam olarak göstermesi belli bir zaman alıyor. Para politikası belki nispeten çabuk sonuçların alınabildiği bir alan olsa da işlerin “Döviz kuru çıktı faiz artır, kur indi faiz indir” yaklaşımıyla yürümediği umalım anlaşılmıştır.
Başbakan Merkez Bankası'nı arafa sürüklüyor!
Başbakan'ın mevcut yaklaşımı Türkiye’de Merkez Bankası örneğinde olduğu gibi ekonomiyi yönetmek için sorumluluk verilenleri olduğu gibi görünmekle, göründüğü gibi olmak arasındaki bir arafta bırakıyor. İktisadi hayatın bunu kaldırmadığını daha önce yaşayarak gördük.
Soma faciasını ancak bağımsız bir araştırma komisyonu aydınlatabilir
Lokal olmakla beraber sistemsel belirtiler veren Soma faciası için Meclis’e bağlı bağımsız bir araştırma komisyonu oluşturulsun.
Döviz borcu ödenebilir mi?
Türkiye’de faaliyet gösteren firmaların yurtiçi bankalara döviz borcunun riski halihazırda yönetilebilir boyutta. Yurtdışından doğrudan temin edilen kredilerin riskine ilişkin belirsizlik ise firmaların gelecekteki mali gücü ve istihdamları açısından rahatsız edici.
Hazine garantili ağaç katliamı!
TÜRDA ÖZMEN
turdao@gmail.com
Hükümet, aralarında 3'üncü Boğaz Köprüsü ve İstanbul'a yeni hava limanı gibi dev projelerin de bulunduğu Yap-İşlet-Devret (YİD) projeleri için üstlenici müteahhitlerce alınacak kredilere...
Siyasi belirsizlik ve yönetim zafiyeti yüzünden ekonomide manevra alanı iyice daraldı
Ekonomiye dair IMF ve Moody's'den art arda gelen kötü notlar, Türkiye'nin manevra alanının daraldığının habercisi. Her iki kurumun da 'siyasi belirsizik' ve yönetim zafiyeti'ne vurgu yapması, AKP'nin yüzde 45'lik seçim zaferinin küresel sermayenin tedirginliğini ortadan kaldırmadığını gösteriyor.
'Türkiye geneli' piyasa dostu ama bu tablodan ekonomik büyüme çıkmayacak
Yakında siyasette taşların yerine oturması ve ekonomide ferahlama için ağustostaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini beklememiz gerektiğini duyarsak şaşırmayalım.
Dünya dönüyor, fark etmesek de
Türkiye, dünyadaki gelişmeleri doğru okuyup ülke ekonomisi açısından olumlu sonuçlar doğuracak bir politika bileşeniyle cevap vermeli. Siyasi iktidar bunu sağlayacak bir irade ve kabiliyet ortaya koyduğu ölçüde başarılı ekonomi politikasından bahsedebiliyoruz.
Yerel seçimde neye oy vereceğiz ?
Seçimlerin gerçekleşmesiyle kamuoyunda yeni büyükşehir belediyeleri yasası olarak bilinen ve 14 ilde büyükşehir belediyeleri kurulmasını düzenleyen 6360 sayılı yasa da işlerlik kazanacak.
Güvensizlik ortamı, ekonomik büyümeyi uçurumdan aşağıya itebilir
İhtiyati önlemler iç tüketim talebini soğutmak ve sistemik risklerin birikimini engellemek için alınmıştı. Gelgelelim mevcut güvensizlik ortamında bütün bunların amacını aşarak ekonomik büyümeyi bir uçurumdan aşağıya itmesi ihtimali belirdi.
Piyasadaki sakinliğe kanmayın
Piyasa göstergeleri dalgalanmalar ardından şu anda görece sakin. Bu durum Türkiye’ye özgü risklerin ekonomiye yansımasını kısa vadede perdeleyebilir.
Türkiye dünya ekonomisinin 'haşarı çocuğu'
Avustralya’nın Sydney kentinde yapılan G20 toplantısından dünya için beş yıllık kalkınma planı çıktı. ABD bu noktada ‘atın ölümü arpadan olsun’ diyerek G20 üyelerini, politikalarında büyüme vurgusunu artırmaya davet etmiş görünüyor. Küresel yatırımcı iştahının azaldığı bir dönemde risk algısı artmış Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu davete nasıl icabet edebileceğini öngörmek ise zor.