Soma maden faciası hayatını kaybeden madencilerimiz ve geride kalan yakınlarının içinde yer aldığı bir acı tablosu çizdi. Tablonun arka planında ise çalışma hayatı standartlarından risk yönetimi anlayışımıza, enerji politikamızdan özelleştirme uygulamalarına ve genel geçer siyaset üslubundan, idari yapılanmamıza kadar çuvalladığımız bir dolu alanın yansıması kendine yer buldu.
İdari ve adli soruşturma süreçlerinin başladığı haberleri geliyor. Elimizde bu süreçlerin iyi niyet ve samimiyetle yürütülmeyeceğine dair somut bir veri yok. Yine de içinde bulunduğumuz durumda geleneksel yaklaşımlar ileride böylesi facialara yol açabilecek risklerin yönetilmesine dönük endişelerimizi ortadan kaldırmayacak.
Samimiyetten ziyade hakikat
Samimiyet sorgulanabilir bir mefhum. Artık samimiyet ve hakikatlilik arasında bir çizgi çizip, hakikatliliğin tarafına geçmeliyiz. Bakış açımız, kaygılarımız, önyargılarımız ve beklentilerimizden bağımsız olarak hakikatin üzerine tutacağımız ışığı güçlendirecek yöntemler aramalıyız.
Faciayla ilgili hususların örtbas edilmesinin ya da asılsız iddialara konu olmasının önüne bu şekilde geçilebilir. Kim bilir belki de derdimize çare olacağı söylenen Uluslararası Çalışma Teşlilatı’nın (ILO) 176 nolu sözleşmesi ya da AB müktesebatının ilgili faslının açılması da böylelikle ele alınır.
Bu sefer farklı bir şey yapalım
Bu sefer farklı bir şey yapalım. Lokal olmakla beraber sistemsel belirtiler veren Soma faciası için Meclis’e bağlı bağımsız bir araştırma komisyonu oluşturulsun.
Bağımsız araştırma komisyonları dünyada teknik boyuta sahip ve disiplinler arası yaklaşım gerektiren konularda sivillerin kamu otoritesine destek vermesini sağlıyor. 1990’ları sonunda Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’nın (OECD) başını çektiği ‘Düzenleyici Devlet’ anlayışıyla yaygınlık kazanmaya başladı.
Hemen, “OECD üyesiyiz ama, bizde olmaz” demeyin. Meclis içtüzüğü Meclis komisyonlarına görüşünü almak için dışarıdan uzman çağırma izni veriyor. Eğer kendine bağlı bağımsız bir komisyona izin vermiyorsa gerekli değişiklik yapılabilir. Komisyona ilişkin kuruluş ve çalışma esasları kamu yönetimi uzmanlarının katkısına muhtaç biçimiyle şöyle sıralanabilir:
- Komisyon bünyesinde çeşitli kademelerden uygulamacı madencileri, ilgili mühendislik ve hukuk alanlarından akademisyenleri, iş yeri sağlığı hekimi, arama ve kurtarma uzmanı, çalışma ekonomisi ve endüstriyel ilişkiler uzmanı ile işçi ve işveren temsilcilerini barındırır. Yerel mevzuat bilgisi gerektirmeyen üyeliklere uluslararası uygulamaya hakim yabancı uzmanlar da getirilebilir.
- Komisyon üyeleri alanında temayüz eden isimlerden oluşan ve meslek odaları ya da birliklerince tavsiye edilen adaylar arasından Meclis Başkanı ve Başkanvekilleri tarafından belirlenir.
- Komisyon başkanı, üyeler tarafından oybirliğiyle seçilir ve komisyon başkanın adıyla anılır.
- Komisyonunun çalışmaları sırasında işbirliği göstermeyen ya da engelleyenlere karşı bir yaptırımı olmaz fakat bunları kayda geçirir.
- Çalışma süresi gerektiği kadar uzun ama belirli bir süreyle sınırlanır.
Bağımsız araştırma komisyonu aynı konuda kurulmuş bir Meclis Komisyonu’na bağlı olarak çalışabilir. Çalışmasına başlarken izleyeceği yöntem ve zaman çizelgesine ilişkin bir teklif verir. Teklifin bağlı bulunan Meclis birimince kabul edilmesi ardından, bir başlangıç raporu yazarak konuya bakışını ve yapacaklarını ortaya koyar. Yerinde inceleme, taraflarla görüşme ve değerlendirmelerini bir rapor haline getirerek bir dizi uygulama önerisiyle Meclis’e sunar.
Bu çalışma Meclis’in yapacağı denetleme faaliyetinin yerine geçmez ya da onu ikinci plana atmaz, ama sağlamasını yapan bir referans haline gelir.
Denesek ne kaybederiz?
