'Türkiye geneli' piyasa dostu ama bu tablodan ekonomik büyüme çıkmayacak
'

Türda Özmen
Türda Özmen
İstanbul Üniverisitesi İktisat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını London School of Economics'te yaptı. Profesyonel kariyerine Merkez Bankası'nda başladı. 1999'dan itibaren Radikal'de ekonomi muhabiri ve editör olarak çalıştı. Özellikle bankacılık ve kamu maliyesi reformu, makroekonomik politika üzerine araştırma, haber ve söyleşiler hazırladı. Uzun süre kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’de kamu finansı ve mali kuruluşlar birimlerinde analist olarak görev yaptı. Halen mali hizmetler, risk yönetimi ve kalkınma finansı alanlarında uzman ve danışman olarak çalışıyor.

turdaTÜRDA ÖZMEN

turdao@gmail.com

Yerel seçim yarışının sona ermesinin ekonomide yaratması beklenen rahatlama kısa süreli olmaya aday.

Yakında siyasette taşların yerine oturması ve ekonomide ferahlama için ağustostaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini beklememiz gerektiğini duyarsak şaşırmayalım.

Güven Ankara’da bir park adı değil

Ne olursa olsun nihai yurtiçi tüketim ve buna bağlı yatırım talebini ayağa kaldırmak için adeta hava gibi, su gibi gerekli olan güven ortamı oluşmadan ekonomik istikrardan uzak kalacağız.

Siyasi koşulları da içeren risk priminin düşük kalması faizleri enflasyona yakınlaştırarak refahı artırmaya imkan verecek maliyette borçlanma imkanı yaratıyor. Türkiye’de son üç ayda uygulanan tüm ekonomik önlemler ise borçlanmayı engelleyici yönde oldu.

Bu tablodan ekonomik büyüme çıkmaz

Makro ihtiyati, yani geleceğe dönük risk birikimini önlemek adına isabetli olsa da bu tablodan önümüzdeki aylarda ekonomik büyüme çıkmayacak.

Mali piyasalar seçim sonuçlarını ‘Türkiye geneli’ başlığında açıklanan rakamlar üzerinden takip etti. Geçen haftaki hareketlere dayanak oluşturan iç siyasete dönük beklentiler de bu rakamlara bağlı şekillendi. Oysa 30 büyükşehirde il genel meclisi oyu kullanılmadığı ilk yerel seçimde bu rakamların parti desteğini ne derece yansıttığı bile belirsiz.

Risk algılamadaki fark

Mali piyasalar alıp sattıkları varlıkların değerini etkileyen kısa vadeli gelişmelere odaklı. Hane halkı ve küçük-orta boy işyeri sahipleri için ise ekonomik risk algılaması daha farklı. Bu kesimin refahı istikrarlı gelir artışıyla elde edilen ücret ve kar oranını eritmeyecek bir enflasyona bağlı. Tabii bunun dışında rant kaynaklı gelir yaratma kapasitesi yoksa.

Türkiye yerel seçim sürecinde son viraja girerken geçen hafta Merkez Bankası zorunlu karşılıkların TL olarak tutulan kısmına faiz ödenebileceğini açıkladı. Böylece hem bankaların kar ve sermaye durumlarının gözetileceğini hem de TL talebinin dolayısıyla paramızın değerinin destekleneceğini öğrenmiş olduk. Bu arada Rusya ile Batı arasındaki cepheleşmenin kısa vadede tırmanmayacağının anlaşılması da dış piyasalardaki gelişen ülkelere dönük risk iştahının artmasını destekliyordu.

Türkiye geneli ‘piyasa dostu’

Hafta içinde Standard and Poor’s tarafından kredi notu BBB-‘ye düşürülen Brezilya bile gelişen ülkeler yükselişinden payını aldı. Borsa İstanbul 100 endeksi de seçim sonrasında hükümetin arkasındaki desteğin süreceği beklentileriyle haftalık bazda yüzde 7 yükseldi.  ABD doları/TL kuru beş hafta sonra 2.18’in altını gördü.

Türkiye’deki mali piyasalarda bir haftada olup bitenler yerel seçimlerden bazı yatırım bankalarının çok sevdikleri tabirle ‘piyasa dostu’ bir sonuç çıkacağının önceden anlaşılmasına yorulabilir.

Merkez Bankası ‘Yazı Bekleyin’ Diyor 

Merkez Bankası’nın yukarıda sözü geçen açıklamasına yer verdiği hafta içinde yayınlanan Para Politikası Kurulu tutanaklarında parasal sıkılaştırmanın enflasyon üzerindeki olumlu etkisinin Haziran ayına kadar görülmeyebileceği tahmini yer aldı. Büyümede ise umutların bağlandığı ihracat cephesindeki performansı tartışmasız biçimde görmek için yılın ortalarını bekleyeceğiz.