Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Türkiye'nin bütün ırgatları, birleşin!

Yıllardır mağdur numarası yapan ihaleci muktedirlerin, kendinden olmayanlara duydukları kini ve ‘küçük görme’ eğilimini açıkça sergilemelerinde büyük yarar var. Ne kadar dökseler içlerini, o kadar iyi.

Bir de 13 için 'uğursuz sayı' derler…

Bugün, sevdiğim herkesin yüzü gülüyor. Mide bulandırıcı bulduklarım ise efkârlı ve somurtkan. Daha ne olsun.

Kürtler mevzubahis olduğunda, gerisi teferruat ve utanç…

Memleketin asıl sorunu, milyonlarca insana ‘şarjör’ diyen zihniyet. O zihniyetin bu denli çok tutulması. Kendi terminolojisiyle, böylesine ‘parlamış’ olması.

Batı olmadan Doğu olur mu? Bir şans daha…

Muhterem seçmen, seçime bir hafta kaldı. Ülkenin doğusundan bir el, tüm yurda uzandı ve diyor ki ‘Her ne olacaksa ‘birlikte,’ omuz omuza yapalım ve önce şu ahlaksız barajı, yine ‘birlikte’ aşalım.’ Bu fırsatı da kaçıracak mısın, kaçırmayacak mısın?

27 Mayıs darbesi: Burjuvazi içindeki mücadelenin 'Türk tipi' sonucu

27 Mayıs 1961’de bir darbe yapılmıştır. Darbe, son yıllarında demokrasiyle ilgisi kalmayan despot DP’ye karşıdır. Burjuvazi içindeki mücadelenin ‘Türk tipi’ sonucudur.

Bir şehirde 'genelev' aramak ve 'edep' duygusu…

    MURAT SEVİNÇ Takip eden varsa, hatırlar. Geçtiğimiz yılın son yazısını, aşağılanan, şiddet gören, horlanan seks işçilerine ithaf etmiştim. Demokratik sistem, insan/yurttaşlar arasındaki ayrımları en aza indirmeyi...

Borçlunun cüzdanı ile çıkarcının imanı arasında sıkışmış bir toplum ve muhalefet

‘Olup bitene, insanın aklını zorlayan şu adaletsizliklere, hiç olmazsa seçim sürecindeki fecaate bir tepki göster artık Allah’ın cezası’ deyivermek; olmayacak iş mi?

Bir ineğin rüyası…

Geçenlerde ceza hukukçusu arkadaşım (onların durumu da pek vahim!), ‘Bir ineğin rüyasındaymışım gibi hissediyorum’ demişti. Bir diğer tanışım da ‘Neden eskisi gibi teknik anayasa yazıları yazmıyorsun?’ diye sordu. Allah iyiliğini versin.

Bedeni herkes gibi toprağa karışacak ama kurduğu düzen dimdik ayakta…

Önümüzdeki bir hafta boyunca, çok yaşlı bir erkeğin cenazesi üzerinde nasıl tepinildiğini izleyeceğiz. O yaşlı beden, darbeyi yaptıktan 35 yıl sonra, 98 yaşındayken hasta yatağında ölen Kenan Evren’in bedeni.

Türbanlı üniversite öğrencisine: Alet olmayın artık, ayıptır!

Üniversitelerde türban yasağı sorunu çözülmüş olmasına karşın hala kullanılmasında şaşıracak bir şey yok tabii. Ellerinde başka malzeme yok. Açılışı çoktan yapılmış tesisleri, seçim öncesi bir kez daha açmak gibi bir durum anlayacağınız. Türbanlı bacı aşağı, türbanlı bacı yukarı…

Türkiye'nin idaresi belki de ilk kez bu denli şeffaf ve öngörülebilir!

Batı demokrasilerindeki örneklere hiç benzemese de Türk tipi ‘öngörülebilirlik’ ve ‘şeffaflık', asla yabana atılmamalı. Hiç olmazsa her birimiz, gerek kendi başımıza gerekse başkalarınınkine hangi durumda neler gelebileceğini, kimin nasıl tavır alacağını, hangi gazetelerin nasıl manşetler atacağını, satır satır biliyoruz.

HDP'ye güven duymak, eleştirmek ve anlatmak…

Sorun şu ki bu süreçte, şimdiye dek yapılanın aksi benimsenmeli. Bunun için halkın bilgilendirilmesine, katılım yöntemlerinin tartışılmasına, ezcümle ‘açıklığa', ‘eleştiri'ye ve tabii ‘akla’ gereksinim var.