Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Canan Kaftancıoğlu 'kesinlikle' yalnız değildir!

Yarın, Haziran 2019’da hâkim karşısına çıkacak Canan Kaftancıoğlu. İleri derecede bağımsız mahkemeler hakkında bir şey yazmak istemiyorum artık. Herkes her şeyin farkında.

Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar

Biz insanız, eşitiz, yurttaşız. Birlikte, AKP’lisi ve diğerleriyle birlikte, eşitçe yaşayabiliriz. İnsan gibi. Bu mümkündür.

Tarih bir kez daha tekerrür eder mi? Muhtemelen!

“Türkiye ahalisi en çok hangi ‘anayasal hakkına’ sadakat duyar?” diye soracak olsanız, ‘oy hakkı’ yanıtını veririm.

Neden bu kadar kolay dayak yiyoruz?

Yaşamın muhtelif alanlarında, günlük faaliyetlerimizde ve kamu gücü karşısında it muamelesi görüyoruz. Oysa, insanız. Yalnızca insan değil, aynı zamanda ‘eşit’ yurttaşlarız. Bizlere o muameleyi yapmaya cesaret edenler bu cüreti, üretilen toplumsal rızadan alıyor.

'Gereksiz taramalardan' kaçınmak, daha iyi olmaz mı?

Yaşamda da, yazıda da (bir sözcük veya cümlenin yazıya katkısı yoksa, metinden çıkarılmalı!) ve hatta örneğin bir ‘seçim propagandasında’ da gereksiz taramalardan kaçınmalı!

Yeni rejimin bir 'normal insan' ile imtihanı!

Yeni rejim, normal, sıradan, dürüst, açık sözlü bir siyasetçiyle karşı karşıya. Büyük şaşkınlık ve telaş yaşıyor...

Umursamamak ve alışmak, cehenneminiz oluyor!

Türkiye milli eğitim tornası, yurttaş-birey olamamış insan yetiştirme üzerine inşa edilmiş hâlde.

Nasıl başa çıkmalı? (2)

Muhalefetin asıl unutturmaması gereken anormallikler bunlar. Ve muhalefet bu YSK ile giriyor seçime.

Boykot, sandık, müneccimlik ve sükûnet üzerine (1)

MURAT SEVİNÇ Bir kaç gün önce, akşam hayli geç saatte Karaköy’de vapur bekliyordum. Vapurun yarısını dolduracak kadar yolcu vardı. Kapılar açılınca, o az sayıda yolcu...

Bu bir karar falan değil

Çok kısa olacak, YSK kararının ayrıntısına girmeye gerek duymayacak ve yalnızca bir ‘üzüntüyü’ dile getirecek.

İki 'el' ve Ayhan Bilgen'e açık mektup

Son bir haftada, iki ‘el’ gündeme geldi.

Protestocu vatandaş değil, linççi güruh!

Eğer Kılıçdaroğlu’nun ayağı bir taşa takılıp yere düşseydi ‘talihsiz olay’ denilebilirdi. Linç, bir talihsizlik değildir.