Deniz tarihi 2021.08.26
Apartıman Yeniköy’ün şefi ve ortağı Burçak Kazdal, Touline Ceramics’in yaratıcısı Tülin Bozüyük, yeme içme uzmanı ve Foxy’nin kurucu ortağı Levon Bağış, Yazz Collective’in şefi Mustafa Otar ve Gurukafa Instagram hesabının sahibi gezgin Burak Kan yolculuğu beşinci gününde…
Ve Knidos limanı
Galaktik evrenin denizlerinde sabah erken başladı ama asıl sorun geçen gecedeydi. Knidos limanı gerçeküstü bir güzellikte antik kentin hemen önünde denize iniyordu. Ama denize inen bu liman en azından güvertede uyumak isteyenlere izin vermeyecek şiddetteydi. Aklınızda olsun; bu sıcakta kamarada uyumak gerçekten hoş değil.
Biraz tarih bilgisi…
Knidos’taki antik buluntular milattan önce 2000’lere kadar uzanıyor. Helenistik ve Roma dönemi izleri var. Bilinen ilk yerli halk Karyalılar. En parlak zamanını ise Dor’lar zamanında yaşamış. Dor’lar M.Ö. 1000’li yıllarda Trakya üzerinden buraya inerek Dor uygarlığının merkezi olan Knidos’u kurmuşlar.
Şaraplarıyla ünlüymüş
Antik çağlarda önemli bir ticaret, kültür ve sanat merkezi olarak tanınan Knidos şaraplarıyla ünlüymüş. Şarap buradan Atina’ya ihraç ediliyormuş.
Astronom, matematikçi ve filozof Eudoxus, heykeltıraş Praxiteles, doktor Euryphon, ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır’daki İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos da Knidos’ta yaşayan ünlü isimlerden.
Halat bağlamanın sırrı
Sıcak kamarada uyuyup sabah güverteye çıkınca en son akla gelen denize girmekti ama kıçtan kara yaptığımız için halatlarımız kıyıdaki kayalara bağlıydı. Kura çektik en şanssızı seçtik, halatları aldık ve yola devam ettik.
Tekneyle Tur yapmak isteyenlere tavsiye not: Dört Tekneyi kıçtan karaya bağlayacakken ağaçlara bağlamamak önemli.
Seyir kolayına
Günlerin yorgunluğu ve Mustafa’nın tekneyi terk edecek olmasının verdiği üzüntüyle kahvaltıyı hazırlamadık. Kıyıda yapılan kahvaltı sonrası yola çıktık. Rotamızı uzatıp Bozburun Yat Kulübü’ne uğramak Zeynep Anne’ye bir selam vermek istedik. Mart ayında fırtınaya yakalanıp oraya sığınmıştık. Bize kollarını daha da önemlisi yanan kuzinelerini açmışlardı…
Rotamız uzun ama…
Rotamız uzun ama seyir tam anlamıyla ‘kolayınaydı’… Bu fırsattan istifade eden ekip çeşitli meşgalelere daldı. Öğle saati geldiğinde seyir halindeyken Tülin bize sosis bile pişirebildi. Unutmayın: acıkmış bir yerkenli mürettebatı teknede 10 kaplan gücündedir.
Denizin sakinliği üstünde
Sakin rüzgar arkamızdan estiğinden sadece Genoa yelkenle keyifli bir seyir yapabildik. Defalarca tanrıya, Dyonisos’a ve Possedion’a şükranlarımızı sundukça bilge kaptanımız önce bizi tek tek süzdü ve dedi ki: “Denizde her şey var.”
Neden balık tutmadık?
Dün bizi zorlayan deniz şimdi bize iyilik yapıp keyif çattırıyordu. Aslında hava ve saha koşulları balık avlamaya çok uygundu ama Mustafa’nın hatırasına saygısızlık etmemek için oltayı çıkarmadık. Yoksa balık tutmamamızın nedeni asla tembellik değil.
Bir örnek kıyafetlerimiz

Akşam Bozburun yat kulübe demir attık biz ve tüm servis ekibinin giydiği çizgili tişörtler tam yeterince ilgi çekti. Artık yemekleri yiyip olmayan yorgunluğumuzu atabiliriz. Üstelik Zeynep Anne kuzu kapama yapmıştı. Daha ne olsun…



