Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, Fatih Altaylı ve Prof. Dr. Celal Şengör’e X hesabından yaptığı paylaşımla çattı.

RTÜK’ün tarikatların hedef göstermesinin ardından yayıncı kuruluş Fox TV’ye hem para hem de iki kez yayın durdurma cezası verdiği ‘Kızıl Goncalar’ dizisiyle ilgili Şahin ve Şengör arasındaki tartışmalar sürüyor.
Yerbilimci Prof. Dr. Celal Şengör, Fatih Altaylı’nın köşesinden RTÜK başkanına açık mektup yayınlayarak tepkisini dile getirmişti: “RTÜK neye dayanarak soruşturma açmaktadır? Toplum baskısını bahane ediyorlar: Hangi toplum baskısı? Aslında, o baskı bir avuç kendini bilmez yobazın baskısıdır.”
Sabah din bilimci, akşam güvenlik bilimci
Şahin’se Şengör’ün mektubuna “Bakın, adının önünde prof yazan bazı kişiler, ekranlarda boy göstererek, utanmadan RTÜK’ü, bahse konu dizi üzerinden ve kendi yayın ihlalleri nedeniyle aldıkları cezalar sebebiyle hedef gösteriyor. O isminin başında prof olan arkadaş kendi işine baksın. Uzmanlık alanındaki konularda ahkam kessin. Bıraksın da biz de işimizi yapalım. Kusura bakmasın ama işimizi, o ve onun gibi sabah din bilimci, öğleden sonra yer bilimci, akşam programlarında da güvenlik bilimci proflardan öğrenecek değiliz” sözleriyle yanıt vermişti.
Yobaz kollayıcılığı RTÜK’ün görevleri arasında değil
Şengör, bugün Altaylı’nın köşesinden Şahin’e şu sözlerle yanıt verdi:
“İsmimin önünde sadece prof. yazmıyor. Ebubekir Şahin Beyefendi Hazretleri ismimin önünde ve arkasında yazılanların tamamına bir göz atsa benim kendi işime ne kadar baktığımı görür. Ben ne din bilimci, ne de güvenlik uzmanıyım, sadece jeoloğum – ama kültürlü cinsinden. Kendisininse işini yapmamaktadır. Tekrar edeyim: Yobaz kollayıcılığı RTÜK’ün görevleri arasında değildir.”
Sözde gazetecinin sözde köşesi
Şahin, X hesabından yaptığı paylaşımla hem Şengör’e hem de Şengör’e köşesini açan Altaylı’ya çattı:
“Sabah gastronomi uzmanı, öğleyin yer bilimci, akşam güvenlik bilimci, şimdi iletişimci olmaya hevesli prof kişi, şahsıma, hakkında birçok şaibe olan, öfke kontrolü problemi sebebiyle sosyal medya paylaşımlarını durmadan silmek zorunda kalan, ergenler gibi sağa sola küfürler savuran basın kartı bile olmayan sözde gazetecinin, sözde köşesinden ağzından salyalar akıtarak bir şeyler söylemek istemiş. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. …kervan yürür. Ülkenden ve milletinden kopuk, yurt dışında yaladığın mürekkepler sana iyi gelmemiş… Her şey olduğunu sanabilirsin ama halkımızın nezdinde sadece isminin önünde ünvan olan bir kişisin. Televizyonları sizin gibi ekran zararlılarından korumaya devam edeceğiz.”