ALTAN SANCAR
altansancar@diken.com.tr
@altansancarr
Rusya Devlet Başkanı Putin’in açıklamalarını Diken’e değerlendiren Rusya analisti Aydın Sezer, Türkiye’nin mevcut tablodan en çok etkilenecek ülkelerden biri olduğuna dikkat çekti. Sezer’e göre, sözleşmelere bağlanan doğal gaz tedarik sürecinde sorun yaşanmayacak ancak Türkiye ‘ani tepkilerden kaçınmazsa’ Rusya’yla ilişkiler olumsuz etkilenebilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas yönetiminin ve Ukrayna’nın ‘Rusya’nın tarihsel bir parçası’ olduğunu söylemiş; Ukrayna’nın doğusundaki yönetimlerin tanınmasına dair kararnameyi imzalamıştı.
Sezer, ‘Batı dünyası’nın tepkilerinin beklenmesi gerektiğini belirtirken sıcak çatışma riskinin ufukta göründüğünü vurguladı: “Putin’in açıklamaları benim açımdan beklenen bir karardı. Bugün bir konuşacağını duymuştuk ve tanımanın bugün gerçekleşeceğini öngörmüştük. Fakat, Macron’un devreye girmesi ve Biden-Putin zirvesine yönelik haberler bu kararın açıklanmayacağı düşüncesine sevk etti. Macron’un son dakika diplomasisi bir sonuç vermediğini görmüş oluyoruz. Girişimin üzerinden 24 saat bile geçmeden çıkan karar bunu gösteriyor.”
‘NATO’dan askeri operasyon beklemiyorum’
Bu kararın Rusya’ya sorumluluk da yüklemiş olduğunu aktaran analist, ülkenin resmen tanıdığı bir yapıyla askeri bağlamda bir ilişki geliştireceğini belirtti.
Dolayısıyla olayın niteliğinin tamamen değiştiğini kaydeden Sezer, “Bu geceden itibaren birkaç gelişmeye odaklanmak gerekecek” diyerek bunları şöyle sıraladı: “İlk olarak, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyesi ülkelerin tavrının ne olacağı önemli. Geçen ay Kazakistan’a yönelik müdahalede aktif rol alan ülkelerin Putin ve Rusya’nın yanında yer alıp almayacağına bakmak gerekiyor. Eğer benzer bir tanıma oradan da gelir ise bu konu başka bir boyut alacaktır. Eski Sovyet coğrafyasını kapsayan daha büyük bir sorun halini alacaktır.
İkinci olarak, Ukrayna’nın kâğıt üstünde kaybettiği topraklara yönelik bir hamlesinin olup olmayacağıdır. Birleşmiş Milletler’i (BM) toplantıya çağırdı ve Batı’yla temas halinde, ancak askeri anlamda bir hareketlilik gündeme gelir mi bu çok önemli. Bu olur ise ciddi bir savaş çıkabilir. Ben NATO’nun söz konusu bölgelere hızlı bir harekât düzenleyeceğini sanmıyorum. Çünkü bu bölgeler NATO üyesi bir ülkenin toprakları değil. Sıcak bir savaş çıksa veya saldırı olsa bile ABD net müdahil olmayacağını açıklamıştı. Resmi anlamda askeri bir operasyon olmasını beklemiyorum.”
‘Ambargo sürecine odaklanmak lazım’
Tanımanın, tansiyonu ‘askeri anlamda düşürecek gibi gözükse de böyle bir olasılığın hala söz konusu olduğunu’ belirten analist, “Şimdi ilk olarak Batı’nın ve ABD’nin ambargo sürecine odaklanmak gerekiyor” dedi.
Sezer, şöyle devam etti: “Ambargo denilince Türkiye’nin konumu ön plana çıkıyor. Türkiye Kırım işgali konusunda ambargo kararını uymamıştı. Şimdi ise NATO içinde geliştirilen ilişkiler temelinde buradan kolay kurtulamayacak gibi görünüyor. Bu da Türkiye’nin en çok zarar gören ülkelerden biri olacağına işaret ediyor. Eğer Türkiye bu kararı kına yönünde bir adım atar ise bu Türk-Rus ilişkilerinin tuzu biberi olacaktır. Türkiye’nin birazcık da olsa sessiz olması, tepki koyacak ise bile zamana bırakması gerektiğini düşünüyorum.
Doğal gaz konusu sözleşmeye bağlanan kısmı için bir sıkıntı yaşanmayacaktır. İlişkilerden hasar aldığımız takdirde ki alacağımız kaçınılmaz görünüyor, bunun ikili ilişkilere yansıması olacaktır. Turizm, ticaret, inşaat sektörü ve hatta Akkuyu’nun gecikmesi ya da projenin duraksaması söz konusu olabilir. Suriye sahası gibi kırılgan bir alandaki tepkilere karşı da Türkiye’nin başı ağrıyabilir. Azerbaycan ve Ermenistan barış sürecinde koridorlar konusu, bizim Ukrayna politikamız nedeniyle askıya alınmıştı. Orada da bir zafiyet olabilir. Ayrıca Ukrayna ile ilişkilerde savunma alanındaki işbirliğimizin, yani SİHA satışlarımızın da ‘yarattığı olumsuzluk’la ilgili de bir süreç yaşanabilir.”