Oy verdiğimiz partiden bağımsız olarak, dolar 3’e doğru giderken hepimiz kaybediyoruz. Tekrar bir kriz olursa seçmen bunun faturasını sadece AKP’ye değil, tüm partilere çıkarır.
Çözüm süreci, ama en azından çatışmasızlık süreci mutlaka devam etmeli. Bu noktadan geri dönüş yok. Geri dönüldüğü noktada hem doğuda hem de batıda kaybedilir.
Teknolojisini dahi üretemediğimiz bir enerji türünün topraklarımızda olması kabul edilemez. Siyasilerin başka amaçlarla istediği bu projelerin riski, hiçbir şey için alınmaya değmez.
Geçenlerde yayınlanan Libya belgelerinde ABD’nin IŞİD’in yayılışı karşısında gözlerini kapadığını öğreniyoruz.
Afganistan’da yapılan yanlış da buydu. IŞİD, El Nusra ve benzeri anlayışlara göz yuman, ondan farklı amaçlarla medet uman hangi ülke olursa eninde sonunda silahın kendisine döndüğünü görecektir.
Koalisyon kurulamıyorsa ille de erken seçime gidilmez. AKP karpuz gibi ortadan ikiye bölünür. Ayrılanların kuracağı bir merkez sağ parti CHP-HDP, ya da CHP-MHP ile koalisyona gider.
HDP seçmeninin hala umuda ihtiyaç duyduğuna ve müthiş heyecanlı olduğuna, AKP seçmeninin ise hafiften sıkıldığına ve artık özgüven pompalamalarına ihtiyacı olmadığına ikna oldum.
Gezi hareketi Türkiye siyaseti tam anlamıyla yeniden şekillendirdi. Siyaseten sürekli kazanan konumunda olan Erdoğan ve AKP, Gezi olaylarındaki tutumuyla ilk defa kaybedenler kulübüne adım attı ve oradan bir daha da çıkamadı.