MERT YILDIZ
Gün normalleşme günü, intikam günü değil. Liderler siyaset* yapmayı bırakıp siyasa** yapmaya başlamalı.
Seçim biter bitmez eski muhalefet liderlerinde topu birbirine atma yarışı başladı. Bir anda hepsi sorumluluk abidesi kesildi.
Dün birbirinin gırtlağına yapmışmış liderler bugün centilmen salon beyefendilerine dönüştü. ‘Hükümeti siz kurun efendim’, ‘Yok valla olmaz önce siz buyrun’ gibi bir tavır içerisindeler. Hal böyle olunca, insanın ister istemez ‘Ya siz muhalefet olmak için mi siyasete girdiniz’ diye sorası geliyor.
Kulübede oturmak için top oynanmaz
Liderlerin neden böyle davrandığını tahmin etmek zor değil.
Kimse Türkiye ekonomisi gibi patlamaya ramak kalmış bir saatli bombayla oynamak, bomba patladığı anda elinde bulmak istemiyor. Muhalefet AKP’yle yatağa girip sonra kriz geldiğinde ve erken seçim çağrısı yapıldığında seçmeni tarafından hem krizin bir parçası olmaktan, hem de AKP’yle koalisyona girdiği için cezalandırılmaktan korkuyor.
Kimse 2002 krizinden sonraki erken seçim çağrısı sonrası krizin faturasının Devlet Bahçeli, Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz’a çıkarıldığını unutmuş değil. Fakat, gerekli dersleri almışlar mı diye sorarsanız yanıt: Hayır! O süreç sonrası Meclis’e kendi de giremeyen Bahçeli, geçmişten hiç ders almamışçasına aynı radikal tutumu sürdürüyor.
Hiç kimsenin inkar edemeyeceği tek gerçek, Selahattin Demirtaş’ın bu seçimin açık ara galibi olduğu. Buna karşılık seçim kampanyası sırasındaki başarısı ve aldığı sonuçla farklı kesimlerde umut ve beklenti uyandıran Demirtaş bile hükümeti kurmakta yan çiziyor.
AKP ile koalisyonu Davutoğlu mu kuracak Erdoğan mı?
Net bir tavır koymasa da en umut verici çıkış CHP’den geldi. AKP ise bir şey söylemek için Cumhurbaşkanı’nın iznini bekledi. Dün itibariyle yeşil ışık geldi ve beklenildiği gibi, Davutoğlu sanki kendi kararıymış gibi hükümeti kurmaya hazır olduklarını söyledi.
Neresinden tutsanız bir sorun var ve insanın aklında çeşitli sorular beliriyor.
Muhalefet ekonomi buraya gelene kadar nerdeydi? Bir enkaz devralacaklarının farkında değiller miydi? CHP dışındaki partilerin ekonomi için çözümü nedir? Seçim döneminde duyamadık, bari şimdi anlatsalar. AKP ile koalisyonu Davutoğlu mu kuracak Erdoğan mı?
Liderlik böyle zamanlarda ortaya çıkar
Pozitif taraftan bakarsak, sorun olduğu kadar çözüm de var. Her türlü çözüm senaryosu siyasi liderlerin ego ve kariyer kaygılarını bir kenara bırakıp hizmet ettikleri halkın çıkarlarını ön plana koymalarından geçiyor. Artık iyi kurgulanmış bir eylem planına ihtiyaç var, halkı tavlamaya yönelik entrikalara değil.
Liderlik böyle zamanlarda ortaya çıkar. Herkesin korktuğu bir dönemde elinizi taşın altına koyup çözümsüzlük değil, çözüm üretmeye başladığınızda insanlar sizi sayar.
Bizim liderlerimiz hep oy almaya programlandıkları için bu tür çıkmazlarda hala tek düşündükleri bir sonraki seçimde alacakları oy. Halbuki şu anda ihtiyacımız olan partilerin ‘Ben kimseyle çalışmam’ değil, ‘Ben herkesle çalışırım’ demesi ve ülke halkının çıkarları için elini taşın altına koyması.
Erdoğan ve AKP’ye düşen görev
Burada en büyük görev Erdoğan’a düşüyor. Erdoğan’ın kendi iyiliği için geri çekilmesi lazım. Zira şu anda seçimin kaybedeni Erdoğan gibi gözüküyor. Eğer Erdoğan kendini AKP’den uzaklaştırırsa, kaybedilen oyların faturasını AKP’ye çıkarabilir ve biraz ortadan kaybolursa kendini AKP tabanına özlettirebilir.
Artık başkanlık sistemi yalan olduğuna göre, Erdoğan için en iyi alternatif bir iki yıla erken seçim olması ve cumhurbaşkanlığından istifa edip AKP’nin başına dönmesi gibi görünüyor.
AKP için de yapılması gereken kendini Erdoğan’dan uzaklaştırmak. Bir siyasi parti olarak seçmen nezdinde itibarını tekrar kazanmak ve saygı görmek için AKP’nin buna ihtiyacı var. Partinin Davutoğlu, Mehmet Şimşek ve Lütfü Elvan gibi rasyonal siyasilerin elinde kalması, Erdoğan yalakalarınca devralınmaması için atılması gereken en önemli adım Erdoğan-AKP mesafesinin açılması olacak. Bu yalnızca kendi itibarları için değil, bu ülkede koalisyon hükümetlerinin de işleyebileceğini göstermek için de gerekli bir adım.
Gün intikam alma değil, çözüm üretme günü
Muhalefet ise bu yolsuzluk olaylarını kan davası gibi görmeyi bırakıp ekonomi politikalarını ön plana getirmeli. Açılacak veya açılmayacak yolsuzluk davaları (gerek Erdoğan’a gerekse diğer AKP’lilere karşı) koalisyon tartışmalarının odak noktası olmamalı, zira gündem olmayı hak eden çok daha ciddi konular var.
Bunu söylerken kesinlikle yolsuzluk yapanların yaptıkları yanlarına kalsın demiyorum. Sadece gün intikam günü değil, çözüm üretme günü. Yolsuzlukların hesabı elbet sorulur. Gelgelelim ekonomi için bir şey yapmamanın cezası bu yolsuzluk davalarından çok daha büyük bir faturaya sebep olacak. Tam da bu yüzden gündemi doğru belirlemek, geçmişe takılı kalmak yerine, mevcut durumda ne yapılması gerektiğine odaklanmak gerekiyor.
Ekonomik realite
Ekonomi tarafındaki realiteye bakacak olursak, seçimden beri ülkeden çok ciddi nakit çıkışı var. Konuştuğum hiçbir yatırımcı Türkiye’ye kısa vadede portföy yatırımı yapmak istemiyor. ‘Ne kadar ucuzlarsa ucuzlasın artık siyasi risk var’ deniyor.
Sonuç olarak dolar yükseliyor. Dolar yükseldikçe 200 milyar dolar döviz borcu bulunan özel sektör yatırım yapamaz duruma geliyor. İşe insan alınmıyor. İşsizlik artıyor. Artan işsizlikle tüketim duruyor ve bu olumsuz döngü sürüyor. Siyasiler tartıştıkça ve çözüm geciktikçe olan bize oluyor.
Fatura tüm partilere çıkar
Böylesine belirsiz bir zamanda çözüm üretmektense Bizans oyunları oynayan veya hiçbir oyun oynamadan sadece oyunu bozmaya çalışanlar ileriki seçimlerde mutlaka cezalandırılacak.
Önemli bir gerçek var ki oy verdiğimiz partiden bağımsız olarak, dolar 3’e doğru giderken hepimiz kaybediyoruz. Tekrar bir kriz olursa seçmen bunun faturasını sadece AKP’ye değil, tüm partilere çıkarır.
Gün sağduyulu ve sorumluluk sahibi davranarak bu düğümü en kısa zamanda çözme günü.
* siyaset: yurt yönetimi.
** siyasa: devlet işlerine katılma ve devlet etkinliklerinin biçim, amaç ve içeriğini belirleme işi.