Diyaliz hastası nakil listesine neden girmiyor?

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de yaklaşık 85-90 bin diyaliz hastası bulunduğunu, fakat böbrek nakli bekleme listesinde yalnızca yaklaşık 28 bin kişinin yer aldığını söyledi: “Nakil bekleme listesinde en az 40-50 bin hasta bulunmalı.”

Fotoğraf: AA

Ulusal Böbrek Kayıt Sistemi verilerine göre diyaliz veya böbrek nakli gerektiren son dönem böbrek hastalığı sıklığımız artıyor. Bu verilere göre Türkiye’de 2010’da milyon nüfus başına 853 olan son dönem böbrek hastalıklı birey sayısı 2022’de 1016’ya ulaştı. Üstelik son dönem böbrek hastaları, buzdağının görünen kısmı olarak değerlendiriliyor.

Türk Nefroloji Derneği’nin gerçekleştirdiği CREDIT çalışması, Türkiye’de erişkinlerin yüzde 15,7’sinde kronik böbrek hastalığı bulunduğunu gösterdi. Bu yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası anlamına geliyor. Başka bir deyişle her altı, yedi erişkinden biri böbrek hastası.

Hastaların yüzde 75’i diyalizle yaşıyor

Son dönem böbrek hastalığı gelişenlerin yaşamını sürdürebilmesi için diyaliz veya böbrek nakli tedavilerinin uygulanması gerekiyor. İdeal tedaviyse böbreğin tüm fonksiyonlarının düzeldiği böbrek nakli. Ancak hastaların sadece yaklaşık yüzde 25’i böbrek nakilli. Geri kalan yüzde 75’lik hasta grubu diyalizle yaşamını sürdürüyor.

Böbrek nakli hastalara anlamlı olarak daha uzun ve kaliteli bir yaşam olanağı sunuyor. Böbrek nakli yapılan hastalarda yaşam beklentisi diyaliz hastalarından yaklaşık üç kat daha fazla.

Türkiye Böbrek Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı (2025-2030) da özellikle kadavradan olmak üzere böbrek nakli sayısını artıracak önlemlerin alınmasını içeriyor.

Hastaların yarısı nakle aday olabilir

Türkmen bütün son dönem böbrek hastalarının nakil için aday olmadığını belirterek “Ancak yaklaşık yarısı kadavradan ya da canlıdan böbrek nakli olabilir” dedi.

Türkiye’nin her yerine dağılmış bine yakın diyaliz merkezi var. Ancak Türkmen’e göre buradaki hastalar organ nakli konusunda yeterince bilgilendirilmiyor. Özellikle Anadolu’daki diyaliz merkezlerinde hastalara sağlıklı ve tarafsız bilgi verilmesi gerektiğini ifade eden Türkmen, “Kaybedilen hastalar çıkarıldığında her yıl 5-6 bin kişi diyaliz hastalarına ekleniyor. Hastaların önemli bir bölümünün kadavradan organ nakli bekleme listesine girmesi gerektiğinden haberdar bile değil” diye konuştu.

Öte yandan her yıl diyaliz hastalarının yaklaşık yüzde 10’u kaybediliyor.

Soldan sağa: Nilgün Bilal, Aydın Türkmen, Fethi Gül.

Türkiye’de yılda yaklaşık 3 bin 500 böbrek nakli yapılabildiğini belirten Türkmen, bu sayının da ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.

Diyaliz, nakle göre yüzde 50 daha fazla mali yük getiriyor

Böbrek naklinin yalnızca hastaların yaşam süresi ve kalitesi açısından değil, sağlık bütçesi bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Türkmen, şöyle devam etti:

“Diyalize giren hastalar, nakil yaptığımız hastalara göre devlete yüzde 50 daha fazla mali yük getiriyor. Çünkü diyalizde tamamen yurt dışına bağımlıyız. Kullandığımız aletler, diyaliz makineleri ve setleri yurt dışından dövizle geliyor. Ancak nakil yaptığımızda, özellikle ilk yıldan sonra bu hastalara yapılan harcamalar yüzde 50 oranında azalıyor. Bu açıdan da böbrek nakli yapabilmek çok faydalı.”

Umutsuzluğun da etkisi var

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Nilgün Bilal, hastaların bekleme listelerine girmemesinin iki temel nedeni olduğunu belirtti. Bunlar organ bulunmasıyla ilgili umutsuzluk, diğeriyse hekimlerin yeterli yönlendirme yapmaması.

Türkiye’nin hemen her yerinde, küçük yerleşim yerlerinde bile diyaliz merkezleri bulunduğunu belirten Bilal, bu merkezlerdeki hekimlerle organ nakli merkezleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilal, hastaların diyalize başladıkları andan itibaren organ nakli olabilecekleri konusunda bilgilendirilmesi ve bu seçeneğin kendilerine anlatılması gerektiğini vurguladı.

Organ nakli merkezlerinin ülkenin hemen her bölgesine yayıldığını ifade eden Bilal, hastaların yalnızca diyaliz merkezlerinde kendilerine verilen bilgilerle yetinmemesi gerektiğini de hatırlattı.

Diyaliz hekimlerinin bir hastaya böbrek vericisi bulamayacağını veya hiçbir zaman nakil olamayacağını söylemesinin, nakil şansının bulunmadığı anlamına gelmediğini belirten Bilal, bazı hastaların organ nakli merkezlerine başvurduktan ve gerekli tedavi süreçlerinden geçtikten sonra nakil olanağına kavuşabildiğini anlattı.

Yüzde 80’i özel sektörde tedavi görüyor

Türkmen, diyaliz hastalarının yaklaşık yüzde 80’inin özel sektörde tedavi gördüğünü, buna karşılık nefroloji uzmanlarının yüzde 80-90’ının kamuda çalıştığını belirtti. Kamuda görev yapan nefrologların özel diyaliz merkezlerinde hasta bakmasının mevcut çalışma düzenlemeleri nedeniyle mümkün olmadığını ifade eden Türkmen, bu durumun uzman hekimlerle diyaliz hastalarının buluşmasını engellediğini söyledi.

Türkmen, işyeri hekimliğine benzer bir düzenlemeyle kamuda çalışan nefrologların özel diyaliz merkezlerinde de görev yapabilmesine izin verilmesini önerdi. Böylece diyaliz hastalarının uzman hekimlerin bilgi ve deneyiminden daha fazla yararlanabileceğini belirten Türkmen, bu konuda Sağlık Bakanlığına önemli sorumluluk düştüğünü kaydetti.

Hasta nakilden sonra ‘terk’ edilmemeli

Böbrek naklinin başarısının yalnızca ameliyatla sınırlı olmadığını, hastaların ömür boyu iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Türkmen, bağışıklık sisteminin nakledilen organı reddetmesini önlemek için kullanılan ilaçların enfeksiyon ve tümör gelişme riskini artırabildiğini söyledi.

Özellikle çok sayıda nakil yapılan büyük merkezlerde nakil sonrası takiplerin yeterince özenli yürütülmediğini aktaran Türkmen, Sağlık Bakanlığının merkezleri denetlemesi, hastaların sağkalım verilerini yıl yıl izlemesi ve gerekli durumlarda merkezlere müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa’nın en büyük diyaliz merkezi Güneşli’de