Hükümet, kur korumalı mevduattan sonra bireysel yatırımcı için tasarlanan enflasyon korumalı tahvil için hazırlıklarını tamamladığını açıklarken, yeni ürünün cazip olması durumunda mevduattan kaçışa yol açabileceği konusu bankacılık sektörü için endişe yaratıyor.

Hem yetkililer hem de bankacılar ilgili adımın başarılı olması halinde döviz ya da TL mevduattan belki de KKM’den Hazine’ye ciddi miktarda kaynak çekebilme potansiyeli olduğunu, dolasıyla sektörün mevduat tabanını zedeleyebileceğinden endişe ediyor.
Yeni ürünün bireysele cazip bir getiri sunması halinde KKM dahil mevduattan çıkış ihtimali endişe yaratırken, cazip bir getiri sunmamasıysa dövize yönelimi engelleme başta olmak üzere amacına ulaşamaması anlamına geliyor.
TL’deki değer kaybının da hızlanmasıyla bütçeye gelebilecek maliyete ve diğer risklerine rağmen hükümetin enflasyondan koruma sağlayacak bir ihracı kısa sürede hayata geçirmesi hem yetkililerin hem de piyasanın ana beklentisi haline geldi.
‘Cazip olması gerekiyor’
Reuters’a konuşan konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, “Enflasyona endeksli tahvil detayları halen görüşme devam ediyor” derken vadenin bir yıl planlandığını söyledi.
Tahvilde ek getirinin nasıl belirleneceğinin önemli olduğunu belirten kaynak, şöyle devam etti: “Artı 10 puan denmesi durumunda KKM’den kaçış olabilir… Tahvilde oran belirlenirken cazip olması gerekiyor ancak KKM’den uzaklaşmayı gerektirmeyecek kadar (cazibe gerekiyor)… Henüz nihai karar verilmedi ancak daha fazla beklemeden hızla bu kararın alınması yönünde bir irade var.”
Enflasyonun yüzde 70’e ulaştığı ortamda mevduat faizleri yüzde 20’nin altında. Belirgin negatif faiz ortamında normalde bireysel müşterilerin ve kurumların dövize yönelmesi beklenirken KKM şu an için bireysel döviz talebinin önüne geçebiliyor.
Ekonominin mevcut yapısında artan enerji maliyetlerinin de etkisiyle sürekli yeni döviz ihtiyacı oluşuyor. Bu ihtiyacın önemli bölümü KKM’den, reeskont dönüşlerinden, ihracatçılardan ve yakın ülkelerden sağlanırken son günlerde KKM başta olmak üzere bu alanlardan yeni döviz kaynak yaratımı zayıfladı.
‘Piyasa tedirgin’
Eko Faktoring Ekonomisti Arda Tunca, “Bankalar, enflasyona endeksli bonoyu bekliyorlar. Mevduat kaçışı yaşanıp yaşanmayacağı bilinmiyor. Çünkü, bu ürünün detayları bilinmiyor. Bu endişe de piyasayı tedirgin ediyor” dedi.
BDDK verilerine göre bankacılık sektöründe 2,65 trilyon TL tutarında TL cinsi, 3,52 trilyon TL tutarında yabancı para olmak üzere 6,2 trilyon TL mevduat bulunuyor. Bu tutara 820 milyar TL büyüklüğe ulaşan KKM de dahil.
Neden soru işareti?
KKM bir bankacılık mevduat ürünü olması nedeniyle bankaların TL ya da yabancı para mevduatından KKM’ye geçiş halinde bile sektörün mevduatını olumsuz etkilemiyor. Aksine vade uzatma gibi olumlu yanları da mevcut. Ancak enflasyon korumalı tahvil Hazine’nin borçlanması yani bir bono/tahvil olması nedeniyle bankacılık ürünü değil. Dolayısıyla bankacılık sektörünün yabancı para ya da TL mevduatının ya da ülkedeki diğer yaratırım araçlarındaki birikimleri Hazine’ye çekme potansiyeli, ürünün başarılı olması halinde yüksek.
‘Zararı olmaması mümkün değil’
Üst düzey bir bankacı şöyle konuştu: “Hükümetin aynen KKM’de olduğu gibi yeni bir yapıyla adı faiz olmasa da yüksek bir getiri vererek iç piyasadaki dövizi yeniden kamuya alması gerekiyor. Mevcut ekonomik şartlarda döviz ihtiyacı çok yüksek. Bireysellerde KKM dışında hala 139 milyar dolar DTH bulunuyor ve bunlar düşük getiriye rağmen politika çekincesiyle KKM’ye bile yönelmiyor.”
Bankacı şöyle devam etti: “Şimdiyse yeni planlanan yapıda bireylerin döviz bozdurarak enflasyon koruması sağlaması aynı KKM’de olduğu gibi Hazine tahviline ciddi bir ilgi yaratabilir. Ancak yaratılan ilgi kadar sektörün mevduatında negatif etki olacaktır. Bu bir tahvil olduğu sürece bankacılık sektörüne zararı olmaması mümkün görünmüyor.”
‘Tasarımı tamamladık’
Geçen ay sonunda Hürriyet’e konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “..alternatiflerden biri olan bireysel yatırımcıya yönelik enflasyon korumalı tahvilin tasarımı ve geliştirilmesi çalışmalarımızı tamamladık. Söz konusu senedin ihracına ilişkin diğer operasyonel süreçlerin tamamlanmasının ardından ihracın zamanlamasına piyasa şartları ve Hazine borçlanma stratejilerimiz çerçevesinde karar vererek kamuoyuyla paylaşacağız” demişti.
Kısa vadeli yüksek getiri
Reuters’a konuşan aynı kaynak “İkinci olarak da büyük döviz tutan ya da alan şirketlerin bu talebini azaltmak için kamu borçlanma araçları ya da yüksek getiri sağlayacak bir yöntemi belirleyip ihraç etmeyi değerlendiriyor” dedi.
Bu yöntem piyasada ‘süper bono’ olarak da tanımlanıyor ve geçmişte de Hazine tarafından kullanıldı. Genel olarak 92 gün gibi çok kısa vadeli bonoyla yüksek getiri sunularak dövize yönelim engellenmeye çalışıldı.
Bankacılar son olarak Tansu Çiller döneminde kullanılan yöntemde bu kez farklı olarak faiz yerine köprü vb. gibi gelire endeksli getiri sağlanmasını bekliyor. Bankacılar bu borçlanma aracının yaz ayları ortasında KKM’den kurumsal dönüşlerin belirginleştiği ve döviz talebi oluşturma ihtimalinin en yüksek olduğu anda hayata geçirilmesini ya da öncesinde ihraç edilse de yaz ortasında en belirgin etkinin olmasını bekliyor.