Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Lider

Bugün 18 Mart. Dünya tarihini değiştiren, akıllara durgunluk veren direnişin, Çanakkale’nin yıldönümü. Neredeyse bir neslin toprağa düştüğü bir direniş.

Mutlak etkisizliğin vazgeçilmez hazzı…

OHAL’de, şu koşullarda, şu YSK ile, şu mevzuatla yapılacak bir seçimi ‘İstemiyoruz’ demek, bunun gereğini yapmak, bu kadar mı zor?

Kadınlar, 'zannettiğiniz' çiçekler olmayabilir!

Burada yalnızca, haddimi aşmamaya çalışarak sohbet etmek istiyorum. Biraz oradan, biraz buradan...

Mesela, zahmet buyurup bazı şeyleri protesto edebilirsiniz…

Asla ‘Neden?’ sorusunu yöneltme... En temel şikâyet konularına ilişkin çocuksu kaçabilecek protestoyu dahi yapmaktan kaçın... En basit karşı çıkışlardan uzak dur... Sonra, ‘Ay benim sinirim bozuk.’ Canımın içi, ‘Ay kim ne yapabilir ki senin için!’

Oya Baydar'a mektup…

Düşüncelerinize katılsam da katılmasam da, yazılarınızı daha uzun yıllar okumayı dilerim. Romanlarınızı okumayı, daha çok dilerim tabii...

Cumhuriyet çalışanlarını 'katletmek' mübah mıdır?

Söyleyecek bir şeyim yok. Nitekim yazıda yaptığım da, ancak olanı aktarmaktan ibaret. 2018 Türkiye’sinde, aşırı demokraside, son derece olağan bir özgüven ve üslup bu. Beğenilen. Takdir edilen. Özenilen. Ödüllendirilen.

TTB'den 'Türk' sözcüğünü çıkarmak, 'Cumhuriyet yurttaşlığının' reddi demektir!

AKP ilginç bir biçimde, bir yandan milliyetçi oylar için çaba harcarken, diğer yandan Cumhuriyet’in temelinde yer alan Sünni/Türk ideolojinin kökündeki ‘ilkeyi’ tahrip ediyor. Bir de üstelik, HDP’nin yurttaşlık tanımına dair ‘itirazlarını’ doğrulamış oluyor. Milliyetçiler/ulusalcılar için zor zamanlar!

CHP'nin derdi tasası, 'Böke ve Cihaner' bildirisi…

Kılıçdaroğlu, ite kaka da olsa son bir şans elde etti. Bu güne dek yaptıklarını tekrar edip Erdoğan’ın, havuzun ve üç beş popüler gazetecinin belirlediği siyasi alan içinde kalmayı, ‘Aman bana hain filan derler’ saplantısı ve çaresizliğiyle AKP’nin kurallarıyla oynamayı kabul ederse, CHP ve memleket tarihine pek vahim geçer.

'Barış' sözcüğü ve bazı 'anayasal' haklar…

Bakınız, anayasa ilkelerini alt alta yazmaktan ibaret olan bu sıradan yazıyı kaleme alırken dahi tedirginlik duyuyorsam eğer, emin olun şu ‘koşullar'dan hiç kimseye bir hayır gelmez.

İstiyorlar ki herkes riyakâr olsun…

Ve yine tahmin ediyorum, eğer feda edilmezse, il başkanı seçildiği gün ileride, CHP siyasetini ve Türkiye’nin kaderini değiştiren dönüm noktalarından biri olarak anılacaktır...

Canan Kaftancıoğlu yalnız değildir…

Hemen tüm kurumlarının erkeklere, erkekliğe ve doğal olarak ‘sığlığa’ teslim edildiği bir memlekette, Canan Kaftancıoğlu müesses nizamı ürküttü kuşkusuz.

Sünger Bob üniversitesi…

Çünkü YÖK sistemi yaranma, çıkarcılık ve iş bilirlik ilkeleri üzerine kuruludur. Rektörler altlarındakini ezerken, YÖK ve iktidara yaranmak zorundadır. Başka türlü var olamazlar.