Murat Sevinç

Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Başka bir dünya elbette mümkün…

Hal böyleyken yeni ‘sorunlar’ kendiliğinden ortaya çıkıyor: Kalan ‘dokuz’ kişi ne yapacak peki? Bölüşüm nasıl olacak? Kim çalışacak, kim çalışmayacak? Hangi meslekler doğacak? Hangi koşullarda yaşayacağız?

Demek ki güçlü yerel yönetim 'herkese' çok gerekliymiş!

Ücretli izin ve infazda eşitlik haktır!

Dışarı 'çıkmak' insan canını tehlikeye atıyorsa, evde 'kalmak' anayasal haktır!

Devlet, olağanüstü koşullar sona erene dek, yaşamak için her gün sokağa çıkmak zorunda olan yurttaşların, evde ‘insan gibi yaşamasına yetecek miktarda gelirle’ oturmasını sağlamalı. Bu bir görev. Aksi halde, işe gitmek zorunda olan insanlara ''Evde kal'' demek; en zor durumdakilerin gözden çıkarılması dışında bir anlam ifade etmez.

Ben, çalışmak zorunda olan ve sömürülen insanlarla 'aynı' gemideyim…

Ben, kendi toprağımda, ABD’de, Fransa’da, İngiltere’de, Rusya’da, Mısır’da, Çin’de ‘sömürülen’ her kimse, onunla aynı gemideyim. Dini, dili, cinsiyeti, etnik kökeni beni ilgilendirmiyor. Türkiye’nin sömürgeniyle ‘aynı gemide’ olduğum masallarını anlatanların gemisinin canı cehenneme.

Muhtelif sinir krizlerinin eşiğindeki toplum…

Pınar Fidan için sarf edilen ifadelerin ve soruşturma taleplerinin ‘ölçüsüz’ olduğunu düşünüyorum ve hâlihazırdaki üslubun ve tepki biçiminin, bu memlekette yalnızca ve yalnızca ‘müesses nizam’ tarafından pek ‘kullanışlı’ bulunacağı ve hatta bulunduğu kanısındayım.

Yüce 'birey'e bir iki küçük hatırlatma…

Evde zaman geçirmek o kadar da vahim bir durum değil. Bu günler geçer, yine dışarı çıkar ve sosyallikten perişan oluruz nasıl olsa.

Virüs, sınıf ve sınırlar…

Bakın, şimdi hepsi, ‘dünyadaki herhangi birinin’ aşı bulmasını bekliyor!

'Partili cumhurbaşkanı' anayasal bir kurum mu?

Şu anda Erdoğan’ın hem cumhurbaşkanı hem AKP genel başkanı olabilmesinin temelinde, Anayasa’nın bir maddesindeki hükmün ‘çıkarılması’ olduğu varsayılıyor. 16 Nisan değişikliği öncesindeki Anayasa’nın 101.maddesinin son fıkrasında şöyle bir engel vardı: “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir…” İşte bu satır kaldırıldı 2017’de.

Eşek muamelesi görmeme hakkı! (4)

Memleketimizin sunduğu eşsiz olanaklar nedeniyle, son gazeteci tutuklamalarının ardından, ‘eşek muamelesi’ görmek hali ile devam ediyorum.

'Siyaset'ten umudun kesilmemesi için her kesimden yurttaş çaba harcamalı

Milyonlarca aklı başında seçmen, oy verdikleri partilerini daha yaratıcı, geleceğe yönelik vaat ve dönüşüm içeren bir söyleme, olabildiğince sakin siyaset yapmaya davet etmeli. Kendi halinde yaşayan ve farklı partilere oy veren yurttaşlar, ne yapıp edip siyasetten umut kesilmesini engellemeye çabalamalı.

Almanya'da hep ırkçılık, yabancı düşmanlığı filan var diyorlar…

İşe, bota bindirilemeye çalışılan insanların, bebeklerin milliyetini ve burada bulunma nedenlerini hiç düşünmeden, utançtan ve üzüntüden yerin dibine geçmeyi deneyerek başlayabiliriz.

Mehmet Fatih Traş anısına…

Meslektaşımız Mehmet Fatih Traş üç yıl önce bugün, 25 Şubat 2017 yılında aramızdan ayrıldı. Türkiye’de en yapılmayacak işi yapıp ‘devletten izinsiz’ ve ‘devletin tasvip etmediği bir imza metniyle’ barış talep ettiği için canı yanan, canı yakılan; o can, bir zaman sonra adları lanetle anılacak meslektaşları tarafından yakılan, bir akademisyen.