M. Murat Kubilay

Piyasalarda yaz rehaveti bitiyor

Piyasalarda sakin bir yaz mevsimi geçirdik, hatta beklentim olan dolar kurunun minik rekorlar kırmasını, yani 8,40-9,00 bandında gezinmesini, dahi yaşamadık. Ancak 23 Eylül itibarıyla yaz bitiyor ve sonbahara başlıyoruz; haliyle rüzgâr hızı da sertleşmeye başlıyor... Son 20 yılın en çetin iktisadi kışı yaşanacak...

AKP'nin intihar süreci

Ekonominin mevcut hali ortada; gıda enflasyonu, kira fiyatlarındaki artışlar, doğalgaz ve elektrik zamları yoksullaşmayı gösteriyor. Yaz aylarında turizm, tarım ve inşaat sektörlerinde yeterince kazanamayanların bu kışı nasıl geçireceği büyük soru işareti. Ötesi pandemi kaynaklı yeni kapanmalar olursa; kısa çalışma ve ücretsiz izin ödenekleri olmaksızın nasıl idare edilebileceği muamma.

Yarın şahlanarak büyüyeceğiz!

Yarın herkesi çatlatıp patlatacak kadar büyüyeceğiz. Ama asıl büyüyenler, uzun yıllardır olduğu gibi, '5’li çete' olacak. Vatandaş bir müddet daha sineye çekecek; had safhadaki işsizlik ve hayat pahalılığına rağmen tepkisini gecikmeli gösterecek. Bu esnada birileri de '5’li çete' ile onların daha seküler görünümlü ortakları için göğsünü siper edip, “Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” demeye devam edecek.

İki ayrı Türkiye

Geleneksel sektörlerin ötesinde başarı kazanmış firmalarımız var... Bu şirketler bazı alanlardaki verimlilik artışı dışında ülkeye doğrudan yatırım, istihdam ve vergi geliri olarak pek bir katkı sağlamıyor...

Para politikasının sessizliği

Ekonomideki tatsızlıkla AKP iktidarı gittikçe büzülüyor; bu süreci daha da kötüleştirmemek için para politikası sessizce izleniyor.

İktidar yolun sonuna gelmişken muhalefetin eziklik psikolojisi

İktidarı acımasızlığına rağmen gözlerde büyütmemek ve her canlı gibi doğar, yaşar ve ölür döngüsünde olduğunu atlamamak şart. Kaçırılan noktaysa iktidarın son küçük şansının bu eziklik psikolojisi içerisinde saklandığı.

Acziyet*

Son bir haftadaki yangın faciası ve söndürülememe aczi, sayıların anlatamadığını ortaya koyuyor. Üretimden öte tüketime neden olan bir ekonomi modeliyle, rant ve siyasi beka hırsı ile sürekli borçlanıldı...

Normalleşme umutları öteleniyor

Delta varyantı; can kayıplarına neden olurken, mevcut olağanüstü para politikalarının kullanım sürelerini uzatarak, Türkiye gibi dış kırılganlıkları olan ülkelerin kendilerini yeni enflasyon dönemine hazırlaması için son bir şans veriyor.

Piyasalar Godot'yu beklerken…

Türkiye, bir akrobat misali ip üstünde Boğaziçi’ni geçmeye çalışırken, bir yandan küresel piyasaların, diğer taraftan pandeminin soğuk rüzgârları esiyor. Son dönemdeki tek olumlu gelişme ise ekonomi yönetiminin ısrarla makul davranması, bu da benzetmemizdeki akrobatın elinde denge sağlamasını kolaylaştıracak bir sırık sahibi olduğunu gösteriyor. Peki bu sırık, sert rüzgârlar altında düşmeden ipte yürümeye yeter mi veya Mart 2021’deki gibi bir anda nedensiz yere suya atılır mı? Bu sorunun cevabının önümüzdeki 6 ayda yaşayarak göreceğiz.

İhmale gelmez: ABD ile Çin'in iktisadi çatışması

Çin merkezli gelişmeler, Türkiye’de ABD sempatisi veya karşıtlığı üzerinden oluşturuluyor. Yeterli analiz yapılmadan mevcut çatışma ABD-SSCB arasındaki soğuk savaşa benzetiliyor. Ardından ‘ABD mutlaka kazanır’ veya ‘yeni dünya lideri Çin’ gibi keskin sonuçlara hızla varılıyor. Bu iki uç sonuçtan biri gerçekleşse bile bunun uzun yıllar alacağı ve bu esnada nasıl konumlanılması gerektiği üzerine kafa yorulmuyor.

Enflasyon vergisi ne demek?

Hükumetlerin yapmış oldukları harcamaları ve geçmişten gelen borçlarını vergi gelirleri ile ödemeleri esastır. Ancak günümüzde toplum genelinde vergiye karşı bir kısmı haklı bir kısmı haksız tepki bulunmaktadır. Bu nedenle borç ödeyebilmek için daha fazla borçlanma yoluna gidilir. Bu esnada ek olarak devletin borç yükü enflasyon vasıtasıyla dolaylı azaltılır. Nasıl mı? Enflasyonla birlikte yerli para cinsi kamu borcunun reel düzeyi düşer. Böylece borç daha ödenebilir hale gelir, işte buna 'enflasyon vergisi' denir.

Sermaye kesimi iktidarın arkasından çekiliyor mu?

İş dünyası ve bankacılık sektörü, iktidarın mega ve çılgın projelerine karşı artık mesafeli. Bir iktidar değişimi sonucunda oluşabilecek politik risklerden kaçınmak istiyor gibi. Henüz kesin konuşmak mümkün değil, ancak 'söke söke alırlar' ifadesi esnasında iktidar değişimi ihtimalini bilinçaltından itiraf eden Erdoğan gibi iş dünyası da iktidar değişimi senaryosunu planlarına dahil etmeye başlamış olabilir.