10 dakika bile çizim yapmak kafayı toparlıyor

Sürekli uyarılma hali sinir sistemimizi altüst edebiliyor. Bu nedenle insanlar stresle başa çıkabilmenin yollarını arıyor.

Fotoğraf: Pexels

Teknoloji, yemek siparişinden flörte kadar gündelik hayatı pratik yahut ‘verimli’ hale getirebiliyor. Fakat bu kolaylıkların bir bedeli var. 

Nitekim araştırmalara göre insana ait işleri cihazların sırtına yükledikçe dikkat süremiz kısalıyor, eleştirel düşünme becerimiz zayıflıyor ve mekansal hafızamız geriliyor.

Üstelik teknolojik kolaylıklar bizi daha mutlu etmiyor. Aksine, insanlar giderek daha stresli ve yalnız olduklarını söylüyor. Özellikle elimizden düşmeyen telefonlar sinir sistemimizin dengesini bozabiliyor. 

Hal böyle olunca insanlar, stresle başa çıkabilmek amacıyla çeşitli yöntemlere başvuruyor. Bunlardan biri de sosyal medyada takıntı haline gelen ‘sinir sistemini dengeleme’ trendi. Amaç belli: Yoğun bir stresin ardından vücudu yeniden sakinleştirmek.

Son dönemde sosyal medyada kaydırırken çizim yapan insanların videolarına denk gelmemek bu nedenle çok zor. Karalama yapmak ve sanat terapisi gibi kavramlar giderek yaygınlaşıyor. 

Washinton Post’a konuşan terapist Reina Lombardi, ‘‘Stresli bir ekonomik ve siyasi dönemde yaşıyoruz’’ diyor. ‘‘Pek çok aile gece uykularını kaçıracak şiddette kaygılarla boğuşuyor.’’

Lombardi özellikle telefonların sinir sistemimizi altüst etmekteki rolüne dikkat çekiyor:

‘‘Telefonlar bizi ekrana bağlamak için adeta birer oyun gibi tasarlanıyor. Bildirimlerle sinir sistemimizi kesintisiz uyararak ilgimizi canlı tutuyorlar. Bu cihazlar sürekli açık ve neredeyse bedenimizin parçası haline geldi.’’

Uzmanlara göre kağıt-kalemle yalnız geçireceğimiz 10 dakika bile bu sarmaldan kurtulmanın en zahmetsiz yollarından biri. 

Çizim yapmak kafayı nasıl toparlıyor?

Tufts Tıp Merkezi Nöroloji Bölüm Başkanı Profesör Soma Sengupta, stres anında vücudun ‘Savaş ya da kaç’ mekanizmasının devreye girdiğini söylüyor.

Sengupta’ya göre bu mekanizma kalp atışını, kas gerilmesini, tansiyonu ve kortizol gibi stres hormonlarını tetikleyerek bedeni olası tehditlere karşı teyakkuza geçiriyor; çizim yapmak ise vücudun sakin ve güvende olduğu anlarda çalışan parasempatik sinir sistemini harekete geçiriyor: 

‘‘Çizim yapmak, ‘Dinlen ve sindir’ sistemi olarak da bilinen parasempatik sinir sistemini harekete geçiriyor. Bu sistem kalp atışını yavaşlatarak kaslardaki gerginliği azaltıyor, böylece vücut daha sakin bir fizyolojik dengeye dönerek toparlanıyor.’’

Sengupta’ya göre çizim koordineli hareket, görme, odaklanma ve karar alma süreçlerini aynı anda çalıştırarak beyni aktif tutuyor. Böylece hem zihne yapıcı bir odak noktası veriyor hem de sakinleştirici bir deneyim imkanı tanıyor.  Bunun nedeni çizim yapmanın şekillere, renklere, çizgilere ve el hareketlerine odaklanmayı gerektirmesi.

Duyguları çizgilerle ifade etmek

Gözler, eller ve beyin eş zamanlı çalışırken bir odaklanma ve koordinasyon oluşuyor. Yani dikkat ‘şimdiye’ sabitlenirken insan endişe ya da kuruntu gibi olumsuz duygulardan uzaklaşıyor.

Söz konusu koordinasyonun duyusal farkındalığı güçlendirdiğini belirtiyor Sengupta. Beş duyu organımızdan gelen sinyalleri aktif biçimde fark edebilmenin önemini vurguluyor. Araştırmalara göre bu tür bir duyusal farkındalık kaygıyı azaltarak gevşemeyi sağlayabiliyor.  

Tabii görsel sanatlar aynı zamanda söze dökmeden duyguları ifade etme imkanı veriyor. Hisleri sözcüklerle adlandırmak ve anlatmak yerine görseller, renkler, desenler ve semboller aracılığıyla dışa vurmak mümkün hale geliyor. 

Sengupta’ya göre bu süreç duygusal deneyimlerinin daha iyi anlaşılmasını ve yönetilmesini sağlıyor.

Ayrıca bir çizimi tamamlamak ya da bir eserin adım adım ortaya çıktığını görmek beynin ödül mekanizmasını harekete geçiriyor. Dolayısıyla dopamin seviyesi de bir nebze artıyor.

Birkaç dakika karalama yapmak bile iyi geliyor

Çizim yapmanın zihninizi rahatlatması için şaheser yaratmanıza, sanatçı olmanıza gerek yok. 

Sengupta, ‘‘Çizim yapmanın sakinleştirici etkisi kesintisiz odaklanmadan, tekrarlı hamlelerden ve yaratıcı süreçle kurulan bağdan kaynaklanıyor’’ diyor. 

Sengupta’ya göre karalama yapmanın bile başlı başına benzer faydaları var.  

Rahatlamak için ne kadar süre çizim yapmak gerektiğine dair araştırmalar henüz yetersiz. Art Therapy dergisinde 2016’da yayınlanan küçük çaplı bir çalışma, 45 dakikalık bir çizim seansının katılımcıların kortizol seviyesini düşürdüğünü göstermişti. 

Gelgelelim Sengupta daha kısa bir sürenin de işe yarayacağını belirtiyor. 10 dakikalık bir yaratıcı mola bile yoğun bir gün ortasında külfet gibi hissettirmeden bedenin stres tepkisini yatıştırmaya yetiyor.

Teknoloji etkisi: Aptallaşıyor muyuz?