İhsan Dağı
Helalleşme mi, 'yeniden kuruluş' mu?
Dün ‘devleti kuran’ parti, bugün ‘değişimin taşıyıcı aktörü’ olma iddiasında. Helalleşme ve yüzleşme AKP sonrası ‘yeniden kuruluş’ günlerinde geçmişin başarılarından ilham alırken hatalarından da ders çıkarmaya olanak verecekse değerli.
Seçim ekonomisi mi ekonomiye 'sabotaj' mı?
Ekonominin götüreceği bir iktidarın ardından gelecek olanlar ekonomiyi nasıl ayağa kaldıracağını belirlemek ve halka açıklamakta geç kalmamalı. Yönetimlerinin istikrarı ve başarısı önemli ölçüde buna bağlı olacak çünkü.
Yoksulluk bir 'rejim' sorunu mu?
Yoksulluk, kötü ekonomi yönetiminin sonucu değil sadece; rejim, yoksulluk üretiyor. Özgürlük ve hukuk olmadan refahın da olmayacağını bilelim.
Seçimi kimin kazanacağı algısı niye önemli?
AKP’nin ‘yenilmezlik’ algısı Ankara ve İstanbul’u kaybetmesiyle ağır bir darbe yemişti. Şimdilerde ‘yenilebilir’ olduğu yerleşik bir kanaate dönüşüyor. Bu, muhalefete büyük bir psikolojik ve taktik üstünlük sağlıyor. Soru; muhalefet partileri ve muhalif kesimler bu üstünlüğü seçimlere kadar sürdürüp, yönetebilecekler mi?
AKP nasıl çözülür?
Şimdilerde görüyoruz ki, AKP çözülme sürecinde. Yıllardır bu partiye oy vermiş, sonra da sessiz kalmış, hatta nemalanmış büyük bir muhafazakar kitle, partiden kopma noktasında. Yani, otoritenin kurumsallaşmasını engelleme imkanı var. İşte bu noktada, muhalefetin bu kitleyi yok sayma, onlara kapılarını kapama, geldikleri partiye gönderme lüksü var mı?
Merkez sağ geri mi dönüyor?
Yeni bir merkez sağ parti, özellikle de önümüzdeki dönem iktidarın bir ucunda tutacak görülen bir merkez sağ parti AKP’deki muhafazakar tabanı çekip alabilir. İYİ Parti sanki bu rolü üstlenecek gibi.
Çözüm için başlangıç: Muhatap kim?
CHP ve HDP çevrelerinde yapılan açıklamalar gösteriyor ki, Türkiye 'yeniden demokratikleşince’ Kürt sorununun yeni aktörler ve süreçlerle çözümü de daha mümkün hale gelecek.
Endişeli muhafazakarlar
Toplumsal barış ve sağlıklı bir ‘geçiş süreci’ için, ama önce ve öncelikle zorba bir iktidarı seçimlerde yenmek için muhafazakarların da desteğine ihtiyaç var.
Atatürkçülük nasıl sivilleşti?
Yirmi yıllık AKP iktidarında dışlanan, adeta devletten sökülüp atılan, muhalefete itilen Atatürkçülük, şimdilerde sivil/toplumsal bir ‘direniş’ hareketine dönüşmüş görülüyor.
Göç mü, kültürel değişim aracı mı?
İktidar 20 yıldır değiştiremediği ‘modern ve seküler sosyal/kültürel alan’ı Müslüman göçleriyle melezleştirmeyi, Türk ulus-devleti yerine ‘ortak paydası Müslümanlık’ olan yeni bir devlet inşa etmeyi hedefliyor olabilir.
Devlet mi, hükümet mi sorumlu?
Devletin kutsallığı, eleştirilmezliği, aşkınlığı, başkalığı tezleri AKP’nin dokunulmazlık zırhını daha da güçlendiriyor. Devleti hala ayrı, dokunulmaz, eleştirilmez, kutsal olarak kodladıkça, bu devletin arkasına sığınan hükümet de eleştirilemez oluyor, eleştiriler etkisizleşiyor.
Dış politika ve yoksulluk: Ne alaka mı?
Dış politika maliyetli bir iştir. Yanlış politikalar halkı yoksullaştırır. Yoksulluk artıkça bu defa da dış politikayı halkın gözünü boyamak için kullanırlar. Gerdikçe gerer, kahramanlıktan kahramanlığa koşarlar! Yoksullaşan halk dur demeden de bu kısır döngü bitmez