Hürrem Sönmez

Umudunu al gel: HDP, barajı geçsin diye verilecek bir oydan fazlasını hak ediyor

HDP'nin seçim bildirgesi can havliyle oy vermekten daha fazlasını, neyi nasıl söylediğine kulak verilmesini de hak ediyor.

Başbakan, 'Herkes tarafını seçsin' diyor; bizim tarafımız belli sayın başbakan!

"Herkes tarafını seçsin" diyor ya başbakan tarafımız bellidir; şehitten, başarıdan, destandan, ölü ele geçirmeden yana olamayız biz. İnsanız biz, devlete benzeyemeyiz.

Nevin Yıldırım erkek adaletinin asla kabullenemeyeceği bir günah işledi

O köy meydanında, bu toplum düzeninin de erkek adaletinin de asla kabullenemeyeceği bir günah işledi bunu yaparak. O yüzden cezası müebbettir, sadece kanunlarda yazan suçu işlediği için değil, yazılı olmayan kanunları da ihlal ettiği için 'hafifletici bir sebebi' bulunamaz Nevin’e.

Barışı, devletin 'samimiyetsizlik yüklü treni' değil Newroz'daki kararlılık getirecek

Belki de ürperti yaşayan "Meydanda barış değil savaş daha popülerdi" gibi hadsiz tespitler yapan 'devletin barış treni' yolcularının kavrayamadığı şey; barışı getirecek olanın o yüzlerdeki kararlılık olduğudur, onların samimiyetsizlik yüklü treni değil.

İnsanın ne kadar sefilleşebileceğine dair bu kepaze gösteriye bir son verin artık

12 yaşında, 62 yaşında ama 'Bu hiç adil değil' diye ölüme giden insanlara bakıp, hiç mi düşünmüyorlar, 'Ben nasıl insan diyeceğim kendime' diye. Kaç çocuk kitabına, kaç seyyar satıcı tablasına tahvil ettik insanlık onurunu?

Hepimiz buradaydık; bu toplum, bu hayat biçimi yoğrulurken hepimiz buradaydık!

Bu ülkede baskın çoğunluk daima kendinden başka şeyle âlâkadar olmayan ve olmadığı gibi, daha iyi bir dünya üstüne emek harcayan 'idealist' insanlara 'loser/kıt akıllı/hayalperest/boş işler insanı' muamelesi yapan bir kitledir. En kötü ve en vasatın iktidarında artık kendini marjinal ve dışlanmış hisseden bu kitle şimdi kendince bu pisliğe ve kötücül tabloya şaşırarak bakıyor, sadece sonucu görüp kendisi o pisliğin bileşeni değilmiş gibi davranarak.

Biz size hiç güvenmedik aslında… Bu ülkede doğduğumuza hiç sevinemedik…

Özgecan'ı öldürdüler, canımız acıyor, kalbimizin üstünde bir taşla uyandık bu sabah. Alışveriş merkezleriniz, kırmızı kalpli sevgililer günü vitrinleriniz, pırlantalarınız, yakutlarınız sizin olsun. Bizim yasımız var...

Milletin vekili devletin şefkatinden ne anlıyor, göreceğiz

Salı günü bir oylama yapılacak bu ülkenin meclisinde. O mecliste milletin vekili sıfatıyla bulunanların 'devlet şefkatinden' ne anladığını izleyeceğiz hep birlikte. İçlerinde hakikat denen şeye itibar edenler vardır belki, işte onlar vicdanlarını mı dinleyecekler yoksa korkuyla biat mı edecekler hep birlikte göreceğiz.

Sabah kapı çaldığında gelenin sütçü olmadığından emin olacağınız günler yakın

Bu denli yargı denetimini devre dışı bırakan düzenlemeler karşısında anlaşılan o ki polis devleti düzenine doğru hızla gidiyoruz, uçuruma gider gibi.

Hangi abdest temizleyecek ellerinizdeki pisliği? Hangi dua rahatlatacak vicdanınızı?

Siz varın tek yürek olun arsızlıkta, varsın devam etsin bu bezirgan saltanatınız... Siz devam edin hırsızla, merhametsizle yoldaş olmaya… "Sabahın bir sahibi var, sorarlar bir gün sorarlar.”

'Alnı secde görmüş' o iyi Müslümanlar nerede sahi?

Eğer gerçek İslam bu değilse, gerçeğini görmeye, bu daima sesi çıkanlar yerine, her kim olursa olsun zalime karşı mazlumun yanında duranların, havada uçan kuşun, toprakta gezen karıncanın hukukunu gözetenlerin, yaratılmış her canı kutsal görenlerin sesini duymaya ihtiyacımız var.

Sınırsız sorumsuzluk diyarı: 'Ceylankê parçe parçe' ama annesi duygusal zarar görmemiş!

Hatırlıyorsunuz değil mi, Ceylan'ın Türkçe bilmeyen, evladının etrafa savrulan parçalarını eteğine toplayan annesinin "Ceylankê parçe parçe" diyen feryadını... İşte o annenin herhangi bir duygusal zarar görmediğine karar vermiş mahkeme... Başka söze gerek yok.