Arda Ekşigil
Açık Radyo'nun Gömleği
Açık Radyo’nun geçen otuz yıl içinde sadakatini kazandığı dinleyicisine sunduğu gürültüsüz, şaşaasız, alçakgönüllü bir özveri şenliğidir, her şeyden önce. Türkiye’de binbir çeşit alanda yetişerek sivrilmiş zihnin, işi gücü bir kenara koyup kafa kafaya vererek dünyaya gözümüzü açtığı yerdir Açık Radyo. İçine kıvrılıp kapanan, yalnızlığından övünerek derin mutsuzluğunu hafifletmeye çalışan bu toplumun ayaklarına ‘kainatı’ taşıyan elçidir. İç çekişmelere ve çekememezliğe meyyal Türk entelijansiyasının en daimi, en parlak, iç karartırken dahi iç ferahlatabilen nadide yapılarındadır.
Devlet ve ıslah
‘Devlet ve Islah’ türünden iki buz gibi kavram birbirine bu kadar yaklaştığında başınıza neler geleceğini hissediyorsunuz aslında. Bu memleketin evladı olup, Bartın Irmağı’na uzanacak zarif ellerin ıslah derken ‘bir şeyleri (de)’ imha edeceğini tahmin etmemek kolay değil.
Devletin zurnası zırt der mi?
Zurnanın zırt dediği yer, teröristlerin ayakkabı numaralarına kadar ölçüp biçen devletin, çarıksız kalan milletinin ayağına giydirecek pabuç dahi bulamadığı, o çaresizlik anı.
Tam bağımsız çoraklık
Kavala’ya reva görülen muamelenin yalnızca kişisel garez ve evham kaynaklı olmadığı, belli bir hesap kitap doğrultusunda yürütüldüğü varsayımıyla hareket etmek daha anlamlı olacaktır. ‘Kavala hıncı’, kötücül - fakat rasyonel - bir ‘medeni alemden kopuş hikayesi’nin önemli ayaklarından biri olarak düşünülebilir.
Yeri geldiğinde
Önceden hesaplanmış, yeri geldiğinde yedirilecek kademeli zulmün ön tadımını yapmanın ‘gündem değiştirme’ ve ‘toplumu hazırlama’ boyutu, dizginlenemeyen bir kin ve kibirle karışıyor. Gelecekte yapılması tasarlanan fenalığı müjdelemeden ‘duramamak’, bir anlamda dilini tut(a)mamak
Erdoğan'ın farkı, Pirus zaferine koşması
Epiros Kralı Pirus, ismini vereceği felaketi kucağında bulmuştur. Erdoğan’ın farkı, Pirus zaferine koşmasıdır.
Türbe parmaklığı yalamaktan lateks eldivenli duaya: Ümmetin salgınla imtihanı
Hz. Ömer’e ordularını kadere boyun eğerek veba salgınına sokmadığı için içerleyen ve kendi vebadan ölen Ebu Ubeyde’in ‘mütevekkil yaklaşımı’ pek revaçta değil.
Nefesi tükenmeyen şehir: Constantinople
İstanbullu Rum Skarlatos Byzantios’un 1851-1869 yılları arasında yazdığı ‘Constantinople’ isimli eserin 826 sayfalık Suriçi’ni anlatan ilk cildi geçtiğimiz aylarda Haris Theodorelis-Rigas’ın titiz çevirisi ve aydınlatıcı notlarıyla İngilizce olarak İstos Yayınları’ndan çıktı.
Baharı görmeden yaz gelecek
Erdoğan’ın eski gümbürtülü yıllarında kendi ruhunu yaşartmak için sıkça haykırdığı Sezai Karakoç dizeleri artık bize göz kırpıyor.
İfrattan tefrite Türk kaderciliği
Pavese’nin dediği gibi, "Çok acı çekmiş olmanın karşılığı, sonradan köpekler gibi ölmektir." Bu, içinde bulunduğumuz durumu düşünürsek, çok daha gerçekçi bir son.
Siyasetin ölümü
Otoriter rejimlerin en belirgin özelliklerinden biri, ellerine geçen ilk fırsatta siyaseti öldürmeleridir.