Arda Ekşigil

Kumandan'ın kumandası

Meydanları basan suyun seviyesi giderek artıyordu. Üstelik, Kumandan’ın kumandası da çalışmıyordu artık. 

Korkunun kokusu

Kaçak dövüş hamlelerini birbiri ardına sıralarken saldığı aroma yalnızca meydanlara, sokaklara, evlerimizin derinliklerine sinmedi bu kez. Barikatları aşarak miğferini takmış, copunu çekmiş emir kulunun da ciğerlerini doldurdu.

Kurtuluş yok tek başına!

'Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz' sloganına sahip çıkmak, aydınlanmaya, cumhuriyete sahip çıkmaktır öncelikle.

Türk tipi mantolama

Her sabah yeni bir felakete uyanacağını bildiğinden hiç uyanmamayı seçenlerle, uyuya kaldığı an karabasanın boğazına sarılacağını bildiğinden gözünü kırpmayan gündem uyurgezerlerinin mini minnacık bir ‘Fransız okulları hadisesi’ni can-ı gönülden sahiplenmeleri beklenemez elbette - ikinci sırada and içtikleri için ‘temizlenmeyi’ bekleyen teğmenler trajikomedisi, onların hemen arkasında ‘uyutularak’ toplu mezarlara gömülmeyi bekleyen sokak köpekleri var, onların arkasında artık derimize işlemiş enflasyon kabusu ve daha niceleri bekletiliyor gündemin bekleme odalarında. 

Açık Radyo'nun Gömleği

Açık Radyo’nun geçen otuz yıl içinde sadakatini kazandığı dinleyicisine sunduğu gürültüsüz, şaşaasız, alçakgönüllü bir özveri şenliğidir, her şeyden önce. Türkiye’de binbir çeşit alanda yetişerek sivrilmiş zihnin, işi gücü bir kenara koyup kafa kafaya vererek dünyaya gözümüzü açtığı yerdir Açık Radyo. İçine kıvrılıp kapanan, yalnızlığından övünerek derin mutsuzluğunu hafifletmeye çalışan bu toplumun ayaklarına ‘kainatı’ taşıyan elçidir. İç çekişmelere ve çekememezliğe meyyal Türk entelijansiyasının en daimi, en parlak, iç karartırken dahi iç ferahlatabilen nadide yapılarındadır.

Devlet ve ıslah 

‘Devlet ve Islah’ türünden iki buz gibi kavram birbirine bu kadar yaklaştığında başınıza neler geleceğini hissediyorsunuz aslında. Bu memleketin evladı olup, Bartın Irmağı’na uzanacak zarif ellerin ıslah derken ‘bir şeyleri (de)’ imha edeceğini tahmin etmemek kolay değil.

Kabus siyaseti

İktidarın, salyangoz dışında yemeyeceği kabuklu yok. 

Devletin zurnası zırt der mi?

Zurnanın zırt dediği yer, teröristlerin ayakkabı numaralarına kadar ölçüp biçen devletin, çarıksız kalan milletinin ayağına giydirecek pabuç dahi bulamadığı, o çaresizlik anı.

Tam bağımsız çoraklık

Kavala’ya reva görülen muamelenin yalnızca kişisel garez ve evham kaynaklı olmadığı, belli bir hesap kitap doğrultusunda yürütüldüğü varsayımıyla hareket etmek daha anlamlı olacaktır. ‘Kavala hıncı’, kötücül - fakat rasyonel - bir ‘medeni alemden kopuş hikayesi’nin önemli ayaklarından biri olarak düşünülebilir.

Yeri geldiğinde

Önceden hesaplanmış, yeri geldiğinde yedirilecek kademeli zulmün ön tadımını yapmanın ‘gündem değiştirme’ ve ‘toplumu hazırlama’ boyutu, dizginlenemeyen bir kin ve kibirle karışıyor. Gelecekte yapılması tasarlanan fenalığı müjdelemeden ‘duramamak’, bir anlamda dilini tut(a)mamak

Erdoğan'ın farkı, Pirus zaferine koşması

Epiros Kralı Pirus, ismini vereceği felaketi kucağında bulmuştur. Erdoğan’ın farkı, Pirus zaferine koşmasıdır.

Türbe parmaklığı yalamaktan lateks eldivenli duaya: Ümmetin salgınla imtihanı

Hz. Ömer’e ordularını kadere boyun eğerek veba salgınına sokmadığı için içerleyen ve kendi vebadan ölen Ebu Ubeyde’in ‘mütevekkil yaklaşımı’ pek revaçta değil.