Michigan eyaletinde Demokratların Müslüman adayı Abdul El-Sayed, yüzde 52’lik oyla ABD senatosuna seçilen ilk Müslüman senatör olarak tarihe geçti. Peki henüz 42 yaşındaki El-Sayed kimdir, seçim kampanyasını nasıl yürüttü?

BBC’nin haberine göre El-Sayed 1984’te Michigan eyaletine bağlı Detroit’in banliyölerinden Rochester Hills’te doğdu. Üç yaşındayken anne ve babasının boşanmasının ardından babası ve üvey annesi Jacqueline Johnson tarafından büyütüldü.
Michigan ve Columbia Üniversitesi’nde tıp eğitimi aldı, epidemiyoloji alanında uzmanlaştı. 2015’te Detroit Sağlık Dairesi’nin başına getirilmesi, ülke çapında haber oldu.
Üç yıl sonra Michigan valiliği için adaylığını koydu. Demokrat Parti ön seçimlerini ikinci sırada tamamladı. Ancak iki dönem valilik yapacak Gretchen Whitmer’ın 20 puan gerisinde kaldı.
Whitmer, 2026’daki senato yarışı için yapılan ön seçimlerde El Sayed’in rakibi Demokrat Haley Stevens’ı destekledi. Ancak El-Sayed’in adaylığı kazanmasının ardından onun seçim kampanyasına açıkça destek verdi.
El-Sayed, senatör Bernie Sanders ve temsilciler meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez gibi partinin ilerici kanadından isimlerin desteğine sahip. Eski ABD Başkanı Barack Obama dahil daha ılımlı Demokratlar da kampanyasına destek verdi.
Michigan’daki yarışı kazanmak, Demokratların senatoda çoğunluğu elde etme hedefi için gerekliydi.
El-Sayed ‘sol’ politikalar üzerine kurduğu kampanyasında herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlamak için milyarderlere vergi getirilmesi gibi konuların yanısıra ABD’nin İsrail’e askeri yardımını eleştirdi.
29 Ekim’deki bir seçim mitinginde destekçilerine şöyle seslendi: “Vergilerinizi öderken o paranın başkalarının ve çocuklarının üzerine bomba atmak yerine sizin ve çocuklarınız için harcanacağını bilmek bu kadar zor olmamalı.”
El-Sayed, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonu ‘soykırım’ olarak nitelendirdi. El-Sayed İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da da apartheid (ırk ayrımcılığı) uyguladığını savundu.
Mısır asıllı siyasetçinin askeri yardımlara karşı çıkışı İsrail’le de sınırlı değil. El-Sayed ABD’de toplanan vergilerin ‘yurt dışında herhangi birinin üzerine bomba atmak yerine okul inşa etmek ve fırsatlar yaratmak için’ kullanılmasını istiyor. Nitekim 28 Ekim’de “Genel olarak başka ülkelerin ordularını finanse etmemiz gerektiğini düşünmüyorum. Buna İsrail de dahil. Mısır da. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de” dedi.
Buna karşın ABD Başkanı Donald Trump, Mısırlı göçmen bir ailenin oğlu El-Sayed’i ‘teröristlerin tarafında olmak’la suçladı.
Trump’ın yardımcısı JD Vance’se 15 Ekim’de El-Sayed’in seçimlerdeki Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ın bir seçim mitinginde şöyle konuştu: “Siz, çenesini kapatıp kendisine her şeyi veren ülkeye biraz minnet göstermesi gereken bu küçük sinsi adamdan daha iyisini hak ediyorsunuz.”
Rogers, Trump’ın sözlerine mesafe koysa da El-Sayed’in kampanyasını, radikal ve aşırılıkçı örgütlerle bağlantılı bağışçılardan maddi destek kabul etmekle suçladı.
Cumhuriyetçiler ayrıca El-Sayed’i, Mısır’ın en büyük ve en eski İslamcı örgütü Müslüman Kardeşler’le bağlantılı olmakla suçladı. Örgüt, 2011’deki Arap Baharı ayaklanmasının ardından ülkede kısa süreliğine iktidara gelmişti. El-Sayed iddiayı reddediyor.
Fakat rakipleri, 2012’de İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye ‘medya ve polisi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tasfiye etme’ çağrısı yapan açık bir mektuba imza atmasını gündeme getirdi.

El-Sayed, ABD’nin 11 Eylül saldırılarını ‘hak ettiğini’ söyleyen sol görüşlü yorumcu Hasan Piker’le ilişkileri nedeniyle de eleştirildi.
Geçen ağustosta Arap asıllı bir Amerikalının Detroit’teki bir sinagoga düzenlediği şiddet içerikli saldırının arkasındaki nedenlere ilişkin sözleri nedeniyle Michigan’daki Yahudi toplumundan özür diledi.
Jewish Insider’ın değerlendirmesine göre El-Sayed’in adaylığı Michigan’da geleneksel olarak Demokratları destekleyen Yahudi seçmenleri böldü. Toplumun önde gelen isimlerinin görüşlerine yer veren haber sitesi, oyların bir bölümünün Cumhuriyetçi adaya kayacağını öngördü.
El-Sayed’se kampanya boyunca ABD anayasasına bağlı olduğunu vurguladı ve seçmenlerden kendisini kökenine göre değil, politikalarına göre değerlendirmelerini istedi:
“İnsanların benzin ya da gıda masraflarını karşılayamamasının, doktora gidememesinin veya soludukları hava ve içtikleri su için kaygılanmasının nedeni benim adım ya da inancım değil
Ortalama bir Amerikalıdan biraz farklı ibadet ediyor olabilirim ama aynı şeyler için dua ediyoruz.”