Ufuk Tarhan: COP31'den beklenen, iklim fi­nansmanı sözlerinin tarihinin ve tu­tarının netleşmesi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Neredeyse tüm dünya ülkeleri her yıl COP’da, yani Bir­leşmiş Milletler’in iklim zirvesinde bir araya geliyor. İklim değişikliğine karşı ortak kararlar alıyor.

Bu yılki zirve COP31.

9-20 Kasım 2026’da Antalya’da toplanıyor ve Tür­kiye ev sahibi. Müzakereleri ise Avust­ralya yönetiyor. Bu ortak ev sahipliği mo­deli COP tarihinde alışılmış bir yöntem ol­madığı için merak ediliyor.

Dünya COP31’i dikkatle izliyor, çün­kü konu artık çevreyle sınırlı değil. Konu para, yani iklim maliyeti. Bu yıl tüm dünya daha çok iklim krizinin faturasını kimin ödeyeceğini konuşacak. Çünkü ge­reken para akışı bir türlü sağlanamadığı için 2015 Paris Anlaşmasının “ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama” hedefine ula­şılamıyor. Ülkelerin iklim faturası kaba­rıyor.

Artık her geçen gün bu alanda da hız­la gelişen teknoloji sayesinde karbon da ölçülüyor, izleniyor ve fiyatlanıyor. Uydular, sensörler ve yapay zekâ; emis­yonları her geçen yıl daha görünür kılıyor. Bir fabrikanın ya da bir santralin ne kadar karbon saldığını ve diğer çev­resel etkilerini saklamak zorlaşıyor. 

Ölçülen her ton da bir maliyete dönüşü­yor. Bu durum iş dünyasının hesaplarını değiştiriyor. Bankalar kredi verirken şirketlerin karbon verisine bakıyor. Büyük alıcılar tedarikçilerinden emisyon raporu istiyor. Bu yüzden karbonunu öl­çemeyen şirket, maliyetini de doğru he­saplayamıyor. Ölçüm artık bir çevre raporunun parçası olmaktan çıkıp finans biriminin işi haline geliyor.

Özetle, dünya otuz yıldır vaat konu­şuyor. COP31’den beklenen, iklim fi­nansmanı sözlerinin tarihinin ve tu­tarının netleşmesi. Devletlerin uyum bütçelerini, şirketlerin de karbon öl­çümünü 2027 başlamadan hazır etme­si gerekiyor.

Ufuk Tarhan’ın yazısı