Türkiye’nin gelecek nesillerinin sağlıklı beyinlerle yetişmesi için yol çizici olmayı hedefine almış, 2011’den beri amacına ulaşmak için elini taşın altına koymuş gönüllü bir destekçi kadrosu ve derneği var: SAHA DERNEĞİ.
Tamamen bir sivil toplum kuruluşu olan SAHA’nın, oluşturduğu Uluslararası Danışma Kurulu’nun da önerileriyle hem Türkiye’deki hem de uluslararası sanat alanlarındaki güncel tartışmaları, ihtiyaçları ve yenilikleri takip ederek bir kültürel diplomasi yürüttüğünü söyleyebiliriz.
SAHA Derneği’nin temel misyonu, Türk sanatçıları, küratörleri ve eleştirmenlerinin uluslararası sanat ekosistemine dahil olabilmelerinin yolunu açmaktır. Dernek, bağımsız sanat üretimini desteklemek üzere sanatçılara yeni yapıt üretme ve sergileme süreçleri için finansal kaynaklar sağlamakta; inisiyatiflerin ve yayınların sürekliliğine katkıda bulunmaktadır.
SAHA, Venedik Bienallerinin ana sergilerine, Türkiye Pavyonuna ve Mimarlık Bienali Pavyonlarına davet edilen sanatçılarımızın prodüksiyon ve sergileme süreçlerini fonlamaktadır. Sharjah, Sidney, Gwangju Bienallerinin davetlisi olan Türk sanatçılar da eserlerinin üretim giderlerinin ve sergileme süreçlerinin kaynağını SAHA’da bulmuşlardır.
Değişik yıllarda İKSV tarafından düzenlenen İstanbul Bienalleri ile Mardin, Sinop ve Çanakkale Bienallerine katılan bir kısım sanatçılarımızın projelerinin sergilenir hale gelmesinde gene SAHA’nın desteği vardır.
Sanatçı ve sanat akademisyenlerine sağladığı destekleri salt maddi fonlamalarla değerlendirmenin, SAHA gönüllülerinin çabalarını yeterince yansıtmadığı düşüncesindeyim.
SAHA’yı kuranlar ve yönetenler, aslında, yaşamlarında sanatı “baş uğraş” seçmiş; eserleriyle, birikimleriyle fark edilmeyi bekleyen sanat temsilcilerimize, “Biz Türk Ulusu’nu temsilen buradayız, değerinizin farkındayız ve karşılıksız olarak yanınızdayız” mesajını fonlamaktadırlar.