Reform isteği laftan ileri gitmiyor. Böyle gidersek yeni nesilin iş bulma ümidi olmayacak. Bu nesili sustumak için iktidar, popülist fakat büyümeye hiçbir faydası olmayan reformlarla göz boyuyor.
Kalkındıkça liberalleşeceğimizi kim uydurdu? Bu durumda özgür bir Türkiye için sadece içeride gelişecek rakip siyasi hareketler değil, liberal teorilere alternatif olacak yeni bir küresel akım da gerekebilir.
Zedelenen adalet duygusu acil onarılmayı bekleyen toplumun payına, Neyzen Tevfik'in "Türkü yine o türkü/Sazlarda tel değişti/ Yumruk yine o yumruk/ Bir varsa el değişti" dizeleri düşecek...
‘Kandil kötü Öcalan iyi’ kampanyası da sadece niyet beyanı ve kafa karıştırmadan başka bir şey değil. Öcalan’ın özeleştiri açıklaması tüm bunlara yanıt ve sürecin devamı açısıdan da önemli.
Bu defa bedelli askerlik 'müjdesinden' elde edilecek gelirin adresi net: Savunma Sanayi Destekleme Fonu. İkinci 'müjde' de var, son düzenlemelerle sadece TSK değil, MİT ve Emniyet de bu fondan faydalanabiliyor. Üstelik denetimsiz.
Olur da petrol fiyatı düşmeye devam ederse ve bizim yan kapı komşularımızda bir devrim olursa, belki geçtiğimiz haftaki olayın önemini anlarız. En olmadı, Kuzey Kore’nin katılmadığı dünya kupasında “Finalde Portekiz’i 7-0 yendik” tarzı haberleri biz de yaparız.
Hükümet internet, haberleşme ve bilişim sektörüne özen göstermiyor, hatta giderek belki de engelliyor. Buradaki gerileme, reel dünyaya yansımayacak sananlar aldanır.
Öcalan KCK’yı 'vaat edilenler'in en azından bazılarını elde etmeden alan boşaltarak Türkiye’deki silahlı varlığına son vermeye ikna edemez; niyeti de yok. KCK sistemini doğru kavramak anlamlı çözümün ilk şartı.
Eğer bu sorun giderilmezse Soma-Yırca'daki facia benzeri durumları daha fazla göreceğiz. Hukukun üstünlüğü, aradaki 10 günlük sürede harcanmaya devam edecek.