Geçen üç yılın özeti aslında tek bir cümleye sığıyor: 34 sivil üzerlerine bombalar atılarak öldürüldü ve olayla ilgili tek kişi dahi yargılanmadı, tek bir celse duruşma yapılmadı, mahkeme kurulmadı.
Eskiden rejimin uzağındaydılar, şimdi muhalefetin de uzağındalar. Rejim muhalifi bir aktivistin tanımıyla, 'böyle bir duruma düşecekleri akıllarının ucundan bile geçmezdi.'
Her gün en az 1 milyar insanın ne yaptığını, nereye gittiğini, ne içip nelere baktığını gözetleyen Facebook 1 Ocak 2015 tarihiyle artık iyice zıvanadan çıkıp evin baş köşesinde oturacağını duyurdu! Ama bunu öyle tatlı bir dille yaptı ki, kimse açıp da yeni sözleşmeye bakmaya lüzum dahi görmedi.
Mısır'a heyet gönderdi diye Kılıçdaroğlu’nu 'darbeci' ilan eden Davutoğlu’nun, 'yediği içtiği ayrı gitmeyen' Katar Emiri'nin Mısır'daki 'cuntayla barış'masına ne diyeceği merak konusu. Tabii daha iki gün önce Katar'la 'hiç ayrı düşmediklerini' söyleyen Erdoğan'ın da...
Dünya medyasının gündemine oturan iki krizin biri Amerika’nın güneyinden, diğeri kuzeyinden geldi. Hiç hesapta yoktu. Ama hesap edilebilir miydi, ne dersiniz?
Soğuk Savaş yıllarından kalma bu sorunla siyaseten donan Karayipler’in bu sımsıcak adası, görünen o ki artık kaybedilen yılları telafi edebilmek için dünyamıza geri dönüyor.
Dolar gene coştu. Bu kura sene sonu gelince bir şeyler oluyor hakikaten. 'Christmas' heyecanı mıdır, Noel Baba beklentisi mi bilemem ama yine yılın son günlerinde bizi meşgul tutacak bu çocuk.
Türkiye'yi içinde bulunduğu siyasal tıkanıklıktan çıkarabilecek tek koşul 2015 yılında yapılacak parlamento seçimlerinde gerçekleşecek bir iktidar değişikliği. Bu gerçekleşmezse, ülke tehlikeli bir ekonomik ve siyasi buhrana sürüklenebilir.