Davutoğlu'ndan Soylu ve MİT TIR'ları çıkışı: Madem ki Pandora'nın kutusunu açtılar

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisi hakkındaki sözlerine ve organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in Suriye’deki cihatçılara devletin organizasyonuyla silah gönderildiği yönündeki iddiasına yanıt verdi.

Fotoğraf: Reuters

Soylu, Peker’in kendisine yönelik suçlamalarına yanıt vermek üzere 24 Mayıs’ta katıldığı canlı yayında, Davutoğlu’nu hedef alarak şunları söylemişti: “Yıl 2015. Başbakan Ahmet Davutoğlu. 7 Haziran seçimleri öncesinde MKYK toplantısında bir değerlendirme yaparken ‘HDP’yle anayasa yapabiliriz’ diye bir cümle çıktı ağzından. Seçim geçti, AKP tek başına iktidarı elde edemedi. Hatırlıyorum ilk MKYK toplantısında bugün DEVA Partisi’nin başkanı Ali Babacan şunları söyledi: ‘Hiç bunlara bakmamalıyız, ekonomiyi ayakta tutmalıyız.’ Dedim ki ‘Bizim sorumluluğumuz bugün bu değil. Bizim sorumluluğumuz demokrasiyi ayakta tutmak.’ Tartışmalar o kadar çok şiddetli oluyordu ki bir ara Davutoğlu’nun dengesi kayboldu, ‘Odalarınızda ne konuşuyorsunuz, dinletip biliyorum’ dedi (Bakan soru üzerine ‘Dinlettim’ ifadesini geri aldı).

1 Kasım seçimlerinden sonra bu mücadele devam etti ama başka bir şey daha oldu. Davutoğlu’nun think-tank kuruluşlarından birine Mithat Sancar geldi. Sancar çok önemli şeyler söyledi: ‘Apo hapisten çıkacak, Kuzey Suriye’de bir devlet kurulacak, onun başına geçecek. Türkiye’de özerk bir anayasa yapılacak.’

Şimdi burada üç dört arkadaşımızla bir mücadele başlattık ve Davutoğlu’nun, partinin içerisinde partinin kodlarına göre hareket etmediğini gördük. Netice itibariyle HDP, Kuzey Suriye veya Apo veya başka bir şey meselesini kendi siyasi anlayışımızdan uzaklaştırmış olduk.”

Peker’in iddiaları

Örgütüne yönelik Türkiye’de düzenlenen operasyonun ardından, yurt dışından video çekerek sosyal medya hesaplarından paylaşmaya başlayan Peker ise 8’inci videosunda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski başdanışmanı, emekli general Adnan Tanrıverdi’nin kurduğu SADAT’ın El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’ya silah ve araç gereç gönderdiğini, Suriye’yle ticaretinse cumhurbaşkanlığı idari işler başkanı tarafından düzenlendiğini öne sürmüştü.

Davutoğlu: İzlerken çok üzüldüm

Davutoğlu, Habertürk’te canlı yayında soruları yanıtladı.

*İzlerken çok üzüldüm. Konunun bana nasıl geldiğini anlayamadım. Bir kere bu iddiaların hepsi yalan. Soylu’ya bir teşekkür borcum var. Bunu yıllardır anlatmaya çalışıyordum. Parti içinde darbe teşebbüsüyle kumpas kuran bir ekip vardı. Bunu anlatmaya çalışıyordum.

*Perde gerisini devlet adamı ahlakıyla anlatmakta zorluklar yaşarken Soylu ortaya koydu. Madem ki Pandora’nın kutusunu açtılar. Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Berat Albayrak bu üç kişi. Bu üç kişinin hesapları farklıydı. Sedat Peker’in videolarıyla ortaya çıkan tablo, bu üç kişinin iktidar için yürüttüğü çirkin ve kirli mücadele.

*Tayyip Erdoğan sonrası öne geçme mücadelesi. Ben başbakan iken terörle mücadele, reformlarla uğraşıyordum. İki seçim, üç kongre yönettim. Ben bunlarla uğraşırken bu arkadaşlar bunlarla uğraştı.

*Nasıl düşüreceklerinin hesabını yapıyorladı. Bu bir itiraftı. Ben onların ihtiraslarını engeldim. Bir dalga kıran gibiydim. Şu gün dökülen şeylerin çoğu için o gün kapsamlı bir reform hazırlığındaydım. Siyasi şeffaflık, ihale yasası. Tek tek yolsuzluklar sistemik hale dönüşüyordu. Bunlara karşı mücadele yapmak lazımdı. Ben bu mücadeleyi başlayınca…

*İlk şeffaflık yasasından söz etmem 2015’tir. Herkes benden rahatsız oldu. Bu üç kişi kendi siyasi ihtiraslarına beni engel görüyordu. Bir taraftan devleti yönetiyordum. Yıldırım ‘Başbakanlık benim hakkım’ diye düşünüyordu.

‘Şentop, Soylu hakkında rapor sunuyordu’

*Soylu bir başka partiden geldi. Mustafa Şentop dahil birçok isim Süleyman Soylu hakkında bana rapor sunuyordu. Albayrak partiyi mirası gibi görüyordu. Sayın cumhurbaşkanını tabiri caizse doldurdular. Sanki liderlik yarışı varmış gibi.

*Sayın cumhurbaşkanıyla aramızda bir kez gerginlik oldu. Ben dedim ki, “Sayın Cumhurbaşkanım siz kukla başbakan istiyorsunuz. Gelin CHP, MHP, HDP’ye parlamenter sistem önerisiyle gidelim. Ben size anayasa reformundan sonra genel başkanlığı tevdi edeyim, danışman olayım. Seçime gidelim. Ben hiçbir zaman siyasete hırsla girmedim ama iddialıyım, azimliyim. Yaptığım işi yarım yapmam.” 2008’de sayın Erdoğan’a gidip “Sizi yalnız bırakmayacağım” demiştim. 

Soylu-Albayrak kavgası

*Soylu ile Albayrak’ın omuz kavgasını hatırlarsanız. Çok utandım. Açık söyleyeyim ben olsaydım iki bakanı görevden alırdım. Kesinlikle alırdım. Bu konudaki tavrımı herkes bilir. Devlet yönetirken ciddiyetimi, kararlılığımı herkes bilir. Yoksa bu kurtlar sofrasında ayakta duramazdım. Şu anda ayakta isem o kurtlar sofrasında yem olmadığım içindir. Kurtlar sofrasının kuralı düşeni yemektir. Ben düştüm ama yenilmeme izin vermedim. Sayın cumhurbaşkanına da söyledim, ”Eğer Soylu’yu haklı görüyorsanız, çıkın karşıma konuşun. Soylu size en ağır hakaretleri yaparken biz sizin yanınızdaydık.”

‘Soylu’dan Erdoğan’a mesaj’

*Soylu, “Ben Davutoğlu’na nasıl ihaneti yaptıysam, nasıl dolap çevirdiysem size de yapabilirim” mesajı verdi Erdoğan’a. Bana niye saldırıyor peki? Benden başlamasının sebebi hafıza tazeleyerek cumhurbaşkanına “Davutoğlu’nun tasfiyesinde kritik bir rol oynadım” demiş oldu. ‘Bugün bana sahip çıkmazsanız, geçmişi ortaya çıkaradım’ şeklinde tavır aldığını gösterdi.

‘Dayak yemesine göz yumdu’

*Orada bir mesaj verdi, ‘Beni destekleyenler var’ dedi. Ertesi gün Bahçeli, Perinçek destekledi. Ertesi gün cumhurbaşkanı bu destekler karşısında Soylu’ya sahip çıktı. Ben cumhurbaşkanı veya başbakanın kendi bakanına sahip çıkmasını doğru, ahlaklı bulurum ama 25 gün sonra değil. İlk başta “Onlara yedirtmem” deseydi tamamdı. Ama 24 gün kendi bakanının dayak yemesine göz yumdu.

*Sonra da razı oldu. “Sahip çıkıyoruz” dedi ama neye sahip çıktığını söylemedi. Şimdi niye benimle başladığını anlayabiliyor musunuz? Başlarken cumhurbaşkanına mesaj gönderdi. Parti içinde darbenin ana unsurunu hatırlatarak bunu yaptı.

HDP ile anayasa

*HDP ile anayasa meselesi cumhurbaşkanına mesajdır. O tarihte seçime gidiyoruz. 2011-2012’de oldu bu. Bütün partilerin eşit temsil edildiği anayasa komisyonu kuruldu. Benim HDP ile koalisyon da, anayasa da hiçbir toplantıda konuşulmadı. Aslında burada suçlama sayın cumhurbaşkanına. 

*HDP ile komisyon kuran sayın cumhurbaşkanının kendisi ben değilim. Süleyman bey sen o kabinede bakandın. Kollektif sorumluluk vardı. Başbakan ne kadar sorumlu ise bakan da sorumluydu. Bakanlar kurulunda herkes her şeyi söylerdi. Sen itiraz etmediğin bir şeyi, olmayan bir şeyi nasıl gündeme getirebilirsin? 

‘Serhat Albayrak başkan olana kadar…’

*Terörle mücadeleyi en sert biz verirken neredeydin? HDP ile anayasa çalışmamız sözkonusu değil. Buradan adresleri söylüyorum. Benim üzerimden Berat Albayrak’a ateş etmeye çalışıyor. Davutoğlu’nun kurulduğu SETA’da Mithat Sancar konuşturuldu diyor. Bir dakika! Bağımsız düşünce kuruluşu. SETA’nın kuruluşuna yardımcı olduk. İbrahim Kalın ABD’den gelmişti, Gökhan Çetinsaya genel müdür. Ta ki Serhat Albayrak başkan olup SETA bütünüyle bizden çıkana kadar.

*Mithat Sancar bu konuşmayı yaptığında benim SETA’yla ilişkim yok. Ha suç mu bu konuşmayı yapması? Sancar kim peki? Cumhurbaşkanının akil adamlar heyetine aldığı bir profesör. Sen yine cumhurbaşkanını suçluyorsun. Ben o sırada dışişleri bakanıyım. Şimdiden mayınlı alan döşüyor. Cumhurbaşkanı o mayınlara basmamak için Soylu’yu korumaya aldı. Çarşamba sabahı Fox TV’den çağrıda bulundum, “Öğleden sonraki konuşmanızda gerekçelerini ortaya koymadan Soylu’ya sahip çıkarsanız, AK Parti yönetimini Bahçeli’ye vermiş olursunuz. Yapmanız gereken şudur; derhal TBMM Araştırma ve Soruşturma Komisyonu kurun.

‘Soylu’nun ne ayrıcalığı vardı’

*17-25’ten sonra, Susurluk’tan sonra komisyon kuruldu TBMM’de. Başsavcılar derhal harekete geçip soruşturma başlatmalı. 25 gündür neden harekete geçmiyor? Süleyman Soylu dahil iddialarda geçen herkes adı geçtiği için istifa etmeliler? FETÖ ve 17-25 Aralık’ta neden bakanları istifa ettirdiniz? Soylu’nun ne ayrıcalığı vardı? Devletin içine girmiş, dürüstlüğü ile herkesin takdirini kazanmış olan isimler incelemelidir. Kutlu Savaş nasıl Susurluk’u incelediyse. Derhal temiz eller operasyonu olmalı. Cumhurbaşkanı bizzat “Türkiye çapında her şey araştırılacak, kime ulaşırsa ulaşsın” demeli. Marina başta olmak üzere bu dönemde işlenmiş, adım atılmış, devredilmiş ne kadar ekonomik hukuki süreç varsa hepsi olmamış gibi muamele görmeli ve Hazine’ye devredilmeli. Türkiye’de çıkıp benim başbakanlığıma mal olan o kapsamlı temiz siyaset reformu çıkarılmalı.

*Şimdi ülkeyi onun değil Perinçek’in, Bahçeli’nin yönettiği ve Soylu’nun bu mesajlarını edilgen bir şekilde aldığını ortaya koymuş oldu. Kamu vicdanı diye bir şey var. Şu anda maalesef diyorum, kamu vicdanı 25 gün sayın cumhurbaşkanı sustuğu için, AK Parti sustuğu için kamu vicdanı Sedat Peker’in iddialarını doğru görür gibi dinledi.

‘Daha onurlu geri dönersiniz’

*Ben o zaman dört bakana “Yüce Divan’a gidin” derken bunu söylemek istedim. “Daha onurlu geri dönersiniz” demek istemiştim. Soylu bugünü kurtarmakla kurtarmış olmaz. Bu iddialar tekrar tekrar gündeme gelecek. Toplumsal hafıza zayıf değil. Mehmet Ağar, istifa etti, doğru yaptı, peki oğlu niye duruyor o yönetimde? Şu anda yönetim kurulu üyesi. Niye bir milletvekili yönetim kurulu üyesi? Siyasi ahlak yasasını çıkarsaydık hiçbir milletvekili başka bir iş yapamazdı.

‘Menderes’i feda edip kendini kurtarırdı’

*Yasayı Meclis’e gönderdim, ben yurt dışına giderken sayın cumhurbaşkanına “Bunu çekin” dedim. Herkes bir muhasebe yapsın. Soylu’nun açıklamasından sonra bu yükten kurtuldum, kendisine teşekkür ediyorum. Bu adamlarla yol yürüyemezdim ben. Kendi başbakanına kumpas kuranlarla yol yürümezdim. Soylu 27 Mayıs’ta yaşasaydı Adnan Menderes’i feda edip kendini kurtarırdı.

*5-10 saniyelik repliki gösterdiğinizde orada yalan makinası olmadan nasıl yalancı ortaya çıktı. Bir iddiada ortaya attı sonra soru gelince devam edemedi. Benim dönemimde hiç kimse dinletilmemiştir. Hele hele kendi genel merkezimde. Burada kim suçlanıyor? Soylu devlet teamüllerini altüst etti. Türkiye’de sistemik deprem yaşanıyor, sistem çözülüyor. Bir kere ben genel başkanım. O MYK üyeleri bana ayrı ayrı rapor sunarım.

Soylu örgütleniyor

*TBMM başkanı şu anda, Mustafa Şentop, bana gelerek, “AK Parti içinde Süleyman Soylu örgütleniyor, AK Parti’yi başka yönlere kaydırıyor” dedi. Daha sonraki dönemde kumpaslar çıktı. Kalsaydım hepsini alırdım. Ben sayın cumhurbaşkanından devraldığım kadroya ‘onun izini siliyor’ diye bir şey yapmadım. Dağlıca’da askerlerimiz şehit oldu. Ben Yüksekova’ya gittim. Van’da şehitlerimizi uğradım. Iğdır’a gittim. Toplamda 35 şehidi kendi ellerimle toprağa verirken bunlar Ankara’da kendi başbakanları aleyhinde imza topluyorlardı. 12 Eylül’de kongreye o acılarla geri döndüm.

*Şu anda olsam kongrede o listeyi redderdim. Ama ben sayın cumhurbaşkanımızla yürüyeceğime inanmıştım. Nihayetinde bizim arkadaşlarımız ve nihayetinde 25-30 arkadaşımız ortaktı. Avukatıma da söyledim. Dinletme iddiasının bir başka boyutu var. Sadece beni itham altında bırakmıyor. O gün içişleri bakanı kim? Efkan Ala. Bugün AK Parti genel başkan yardımcısı.

‘Bunları satan kişiden devlet adamı olur mu?’

*Terörle mücadelede Efkan Ala, Hakan Fidan mücadeleyi yürüten arkadaşlarımız. Hulusi Akar’ın, Efkan Ala’nın üzerine vecibedir benim hakkımı korumak. Bu aynı zamanda Cumhurbaşkanı’nı da ilzam etmektir. Allah aşkına dernekçilik mi oynuyoruz? Benim kurumsala sadakatimi herkes bilir. Süleyman Soylu, kendisinden önce dört bakanı zan altında bıraktı. Selami Altınok, dönemin içişleri bakanı. Muammer Güler ve Mehmet Ağar. Bir insanın seleflerine saygısı olur. Muammer Güler’i ‘para sayma makinası’ diye gömdü. Selami Altınok’un ismini verdi. Üçü AK Parti’nin adamı, bir tanesi de ‘baba dostu’ dediği Mehmet Ağar. Bu tabirleri utanarak söylüyorum ama bunları satan kişiden devlet adamı olur mu?

*17-25 Aralık’ta Selami Altınok’un siciline baksınlar. İstanbul’da düzeni sağlayan isimdir. Vasif Şahin, Mustafa Çalışkan ayrı kategoridedir. Yanında çalıştılar. Vasip Bey’i tanırım, Mustafa Bey de öyle. Bunlar 15 Temmuz’un kahramanlarıdır. Siyasi kahraman Selim Temur’dur 15 Temmuz’da. İstanbul’u ayağa kaldırmıştır. Emniyet açısından Selami Altınok ve Vasip Şahin’dir. Sen cumhurbaşkanına en kritik eşikte destek olmuş isimleri nasıl harcarsın?

AK Parti’yi yakarım’

*Soylu mesajlarını doğrudan AK Parti’ye ve sayın cumhurbaşkanına vermiştir. “Bana sahip çıkmazsanız AK Parti’yi yakarım” dedi. 14 Haziran’da sayın cumhurbaşkanı NATO zirvesinde Biden’la oturacak. Ermeni soykırım iddialarını arkasında bırakarak nasıl oturacak sayın Biden’la. Uluslararası basında çıkan haber başlıkları maalesef çok sarsıcı. O başlıklarla birlikte oturacaksınız. ‘Siyasi ahlakı inşa edeceğiz’ diye gitseydiniz NATO zirvesine herkes saygı duyardı.

*Açılım ve çözüm süreci sayın Erdoğan’ın liderliğini yaptığı süreçlerdi. Sayın Erdoğan’ın savunmaktan vazgeçtiği şeyler bakanlarımızın üzerine kalıyor. Açık söyleyeyim, dışişleri bakanı olarak çözüm sürecinin içeride yol açtığı aksaklıkları görme şansım yoktu. 2013-14 itibariyle söylüyorum. Özellikle Kobani olaylarıyla birlikte gördüm. Çözüm sürecinin kamu düzeninin aleyhine kullanıldığını bizzat müşahede ettim. Bütün bakanları, güvenlik birimlerini çağırdım.

*Sayın cumhurbaşkanı iki şey bırakmıştı, FETÖ ile mücadele ve çözüm süreci. Çözüm sürecinde kamu düzeninden taviz vermeyeceğimizi söylemiştim. Kamu düzenini tarumar eden ve en son Ceylanpınar’da iki polisimizin şehadetiyle terörle mücadeleyi başattım. Çözüm süreci kamu düzeni pahasına olamazdı. Başbakanlığı devirden sonra terörle mücadele devam etti ama vatandaşlarımızın kalbini kıran, yukarıdan anlayışla sürdürülmesine her zaman karşı çıktım.

‘O günkü MKYK’ya hakaret ediyor’

*Sayın Soylu o günkü AK Parti MKYK’sına hakaret ediyor. Beşir Atalay, Ali Babacan da vardı. Sayın Bülent Arınç, sayın Mehmet Ali Şahin vardı. Şimdi onlara söz düşüyor. Hayatta hiçbir şeyi yapıyormuş gibi yapmadım. Sayın Cumhurbaşkanı bana bir görev verdi. Anayasal bir görevdi bu. “Partilerle görüşün” dedi. Önce CHP sonra MHP. HDP ile kurmama kararımız vardı. O günkü MKYK’da olan isimler hafızalarını yoklasın. O günkü çoğunluk CHP ile koalisyondan yanaydı, ona yakın MHP ile görüşme taraftarıydı.

*Cumhurbaşkanı görev vermiş, görevi yapmayacak mıydık? O görüşmeleri ciddiyetle sürdürdük. Kamuoyundan gelen görüşler, cumhurbaşkanının idaresi önemli, bunun yönetilmesindeki zorlukları gördüm. Ama istikşafi görüşmelerini ciddiyetle yaptım. Ömer Çelik bu görüşmeleri yürüttü, Lütfi Elvan da vardı. Şimdi onlara konuşmak düşer. Onlar hainlik mi yaptı? Ben görüşmelerin hepsini heyetlerle yaptım.

‘Bahçeli yanlış bilgi veriyor’

*Baş başa kimseyle görüşmedim. Orada olmayınca MHP’ye gittik. MHP tabanına sayın Bahçeli yanlış bilgi veriyor. 4 teklif getirdim, hepsini reddetti. Şu anda terörle mücadele kahramanlığı yapan Bahçeli bunları reddettiğinde biz sınır ötesinde terörle mücadele veriyorduk.

*Sayın Bahçeli 17-25 Aralık dosyalarını neden unuttu? O dönemde MHP milletvekillerinin tekrar TBMM’ye girememelerinin müsebbibi sayın Bahçeli’dir. Sayın Soylu, Sedat Peker’in karşısında düştüğü zelil durumu unutturmak için AK Parti’yi zelil duruma düşürüyor. AK Parti’nin en önemli isimlerini itham ediyor sayın Soylu. Çıksın AK Parti sözcüsünden başlayarak, istikşafi görüşmelerle ilgili ‘Sayın Davutoğlu, sayın Kılıçdaroğlu gizliden bize görüşme görevi verdi’ desin. Yok öyle bir şey.

*Sayın Bahçeli’nin, sayın cumhurbaşkanı ile ne konuştuğunu kim biliyor? Konuşmalarında bir beis yok. Keşke herkesle konuşsa sayın cumhurbaşkanı. Ben Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile hiçbir şekilde gizli görüşme yapmadım. Hepsini heyetlerle yaptım.

*Sayın Soylu ile başbakanlıktan ayrıldıktan sonra iki görüşmem oldu. Birincisi ABD sayın Soylu’ya müeyyide uyguladığında destek için telefonla aradım, bütün yaptıklarına rağmen. ‘Bu kararlardan etkilenmeyin, yanınızdayız, görevinizi yapın’ dedim. İkincisi muhterem validesinin vefatı dolayısıyla aradım. Hiç ortada benimle ilgili konu yokken iftiralar atması benim içimde buruk bir acı yaptı. Ben kendisine darılmam, kızacak, öfkelenecek yeteri kadar delilim olmasına rağmen.

*Ben komplo yapılırken de biliyorum şahsıma. MKYK üyelerinin imza attıktan sonrası bir iki tanesi neredeyse ağlayarak geldi ‘Hakkınızı helal edin’ dedi. O imzalar bir kısmı genel merkezde Binali Bey ve Süleyman Bey destek vererek atıldı. Bir diğeri de Berat Albayrak tarafından toplandı. Ben hayatımı ahlaki ilkelerle yaşamış birisiyim. Hatamız olur, eleştirilebiliriz. Ama ‘Benden sonra tufan’ diyecek kadar basiretsiz ahlaksız olamazdım.

‘Kongreye gitseydim olurdu’

*Kongreye gitseydim olurdu. Ama o gün Türkiye ortadan ikiye bölünmüş olurdu. Çoğunluğu olmayan parti durumdan yeni çıkmışız, Türkiye’yi belirsizliğin içine sokardık. O çocuk benim çocuğumdu, bu ülke benim ülkemdi. Bu ülkenin zarar görmemesi için kendimi, makamımı feda ettim. Anadolu’da bana karşı kışkırtılan AK Partili kardeşlerime sesleniyorum. Ben o kanunları çıkarsaydım Türkiye böyle mi olacaktı? Süleyman Soylu ile benim yol arkadaşlığı yapmam mümkün mü? O gün bir ahlak dersi vermeye çalıştım ama ders dahi onu alacak öğrenci varsa bir anlam ifade eder. Türkiye’yi nereye getirdiklerine bakınca anlaşılıyor.

Kanal İstanbul

*Sayın cumhurbaşkanı geçen gün ‘İnadına Kanal İstanbul’u yapacağız, haziranda temel atacağız’ dedi. Bizim gölge bir kabinemiz var. Bir arkadaşıma sordum, ‘Nasıl başlayacaklar? Yatırım ihalesi yok’ Meğer -firmanın ismini vermeyeyim, büyük bir firma deplase yani yeraltı iletişim hatlarının değişimiyle ilgili vaktiyle ihale yapılmış. Bu ihaleyi değiştirip köprü ihalesi haline getiriyorlar. Suç bu. Mahiyet değişiyorsa ihale tekrarlanır. Ortada finansman planlaması yok. Olsa da İstanbul’a ihanettir.

MİT TIR’ları

*Ben birine tez vereceğim zaman iki şeyi ölçelerim. Bir kavramsal zekası var mı, iki kronoloji sıralaması doğru mu? Tarihi kronolojiyi doğru okuyor mu? Bunun ikisini yapamayanın muhakeme yürütmesi imkansızdır. Öyle bir Davutoğlu dönemi çiziliyor ki, son 18 yılı ben yönetmiş gibiyim. İstenildiği zaman ben hiç yokmuşum gibi. Bu olaylar olduğunda ben Başbakan değilim, MİT TIR’ları olduğunda. Dışişleri bakanıyım o zaman. Sedat Peker’in iddialarıyla MİT TIR’larının alakası yoktur. Bu operasyon 19 Ocak 2014’te oldu.

*Sedat Peker o zaman cezaevindeydi. O silahları nasıl gönderdi oraya? 10 Mart 2014’te çıktı cezaevinden. Benim Dışişleri Bakanlığım görevinde MİT ve Genelkurmay bana bağlı değil. Ama çok iyi koordinasyon içindeydik. Zikrettiği işadamı Hz. Mevlana’ya hakaret eden sözleriyle ilgili herkes tutumumu bilir. Devlet görevi yürütürken, devlet kurumları dışında hiçbir militer, paramiliter, çıkarcı, organize suç örgütü, mafya lideri ile görüşmem ve irtibatım yoktur.

*19 Ocak’taki MİT TIR’larının hikayesi nedir? Zalim Esad kimyasal silah kullanmış kendi halkına. Humus’u, Halep’i yerle bir etmiş. Türkiye’nin en tabii hakkıdır kendi sınırlarını korumak. Mültecileri kapınıza geldiğinde almak zorundasınız. Geri dönüşleri kolay olsun diye yorumladık biz onu. Doğu Türkistan’dan kaçan Uygurlar’ın statüsü, Bulgaristan’daki soydaşlarımızın statüsü neyse o. Esad rejimi sınırlarda kontrolü kaybettiğinde Türkiye haklı olarak kendisine müzahir yapılara önem verdi. Bunlar Bayır Bucak Türkmenleriydi.

*Bunların korunması, oradaki mevcudiyetleri Türkiye için elzemdi. Akraba topluluklara Kürt ve Araplara. O bölgeler bombalandığında, Türkmenler zor durumda kaldığında yardımlar yapıldı. 17-25 Aralık’tan hemen sonradır bu. Türkiye’yi istikrarsızlığa sevk eden unsurların asker içine sızmış kanatları, 19 Ocak’ta, tam da o zaman Adana’dayım. Mülteci kampında bölge dışişleri bakanları toplantısı yaptık. Biz oradayken bu operasyon yapıldı. Türkiye’yi suçlu göstermek isteyen çetenin işiydi MİT tırlarına yapılan operasyon. Türkiye sınırındaki her olaya yeterince tepki vermek zorundadır.

‘SADAT denen yapı’

*Ben dışişleri bakanıyım, Erdoğan başbakan. İçinde bulunduğum hükümeti satmam. SADAT denen yapının hiçbir rolü yoktu. Sedat Peker’in anlattığı ilişkiler ağı sonradır. Bir zihniyet devlet güç ilişkileri örgütüdür. O gücü elde eden kendisini devlet yerine koyar diye bir görüş vardır. Benim devlet anlayışım tam bunun karşısındadır. Devlet milletin örgütlenmiş kurumudur, şahsi manevisidir. Bugün Bahçeli devlet adamı olarak konuşuyor. O gün MİT TIR’larına en ağır ithamı yapıyordu.

*Başbakan iken de ne Sedat Peker ne SADAT’ın benimle hiçbir görüşmesi olmamıştır. Hiç kimse kendisinden menkul görev üstlenmemiştir. Türkiye’de cuntalar olmuştur. Benim başbakanlık yaptığım dönemde FETÖ gibi yapılar, Erdoğan’ın başbakanlık yaptığı dönemde olmuş ve yanlış iş yapmış olabilir. Başbakanlık döneminde ise ikili otorite vardı. Benim başbakanlık otoritesi kullanarak verdiğim talimatlar ve bazen aynı kişilere sayın cumhurbaşkanının verdiği talimatlar. Kendisine sorarsanız cevap vermek durumundadır.

‘Peker’in bahsettiği tarih ayrı tarih’

*Benim iradi olarak Türkiye Cumhuriyeti başbakanı vasfıyla herhangi bir yapıya hiçbir görev verilmemiştir. Benim talimatımla olmamıştır. MİT TIR’larıyla Sedat Peker’in bahsettiği tarih ayrı tarihtir. Kronoloji bilgisi olmadan yorum yapanlar muhakeme yapamaz. Benim dönemimde Sedat Peker ve bu yapıların aktivitesi yoktu. Olsa duyulurdu. Net olarak MKYK’da talimat verdim. Sedat Peker’in ismini zikrederek değil. O dönemde bazı ocaklar çıktı. AK Parti’nin kendi mitingleri dışında kimse AK Parti adına miting yapamaz. Benim dönemimde ne AK Parti ne de devlet içinde bu yapılara hiçbir misyon verilmemiştir. O dönemde spontan şeklide birçok faaliyet yapılıyordu. Onlara karşı tavrımı söyledim. Sedat Peker’in kast ettiği ilişkiler ağı zinhar benim döneminde söz konusu değildir. MİT TIR’ları Türkiye’yi uluslararası Lahey divanına getirmek için FETÖ’nün işidir. Bu ilişkiler benim 5 yıldır devlet yönetiminde bulunmadığım döneme ait ilişkiler.

*Bu süreçler yaşanırken. 7 Şubat 2012 MİT müsteşarımızın ifadeye çağrılması. Sayın başbakana bağlı müsteşar çağrılıyorsa bu yapılanma aşikar. Hemen Dışişleri’ne talimat vermiştim gerekli önlemler alınması için. 2013’te bu faaliyetler yoğunlaşınca özellikle Suriye bağlamında operasyon yapılırken Türkiye’nin uluslar sınırlarını korumak için dahil olmak üzere, 2013 yılında BM toplantısı için New York’a giderken Sayın Erdoğan’la istişare bulundum. Fetullah Gülen’in yurt dışında kalması halinde Türkiye karşısında istihbari olarak kullanabileceği yönünde, sayın Erdoğan benden mümkünse Fetullah Gülen’le görüşüp Türkiye’ye getirmek için talimat verdi. Sayın Erdoğan 2015’te ‘görevi ben verdim’ diye teyit etti. Ben Erdoğan’a intibalarımı anlattım. ‘Kesinlikle geleceği kanaatinde değilim. Türkiye’de devlet içi yapılanmalarında teşkil ettiği, dolayısıyla her türlü senaryonun beklenebileceği’ şeklinde kendisine söyledim. Ben bu görevimi yaptım. Ne onun öncesinde oturup görüşmüşlüğüm var, ne bankaların açılışında bulundum, ne orada, ne şurada, ne burada. O gün bir şekilde ikna edilip getirilebilseydi Türkiye bunlarla karşı karşıya kalmazdı.

*Benim dönemimde devlet kurumları dışında hiçbir aracı olmamıştır. Sayın Tuğrul Türkeş’in kast ettiği 19 Ocak tırlarıdır. 30 Mayıs 2015’de seçim kampanyası esnasında sayın Bahçeli, Bayburt’ta mitingte ‘Türkiye Cumhuriyeti MİT TIR’ları altında ezilmiştir’ diye Türkiye’yi uluslararası alana şikayet etti. Ben de ‘Bu tırlar Bayır Bucak Türkmenlerine gidiyordu’ dedim. Sayın Tuğrul Türkeş ‘gitmiyordu’ dedi. Ben de 5 Haziran’da Kahramanmaraş mitinginde yemin ederek ‘Bayır Bucak Türkmenlerine gidiyordu’ dedim. Ha Bayır Bucak Türkmenlere gitmeden başka ellere geçmişse bilemem ama o konuda da bir delil yok. ABD’nin YPG’ye silah aktarması, Fransa’nın aktarması, Rusya’nın yığınak yapması suç olmuyor da, Türkiye’nin Türkmenlere aktarması mı oluyor? Ne Nusra ne DEAŞ’la ilgili bir ifadem var. Terör örgütü ilan edilen bir topluluğa devlet yardım gönderir mi? Benden sonrasıyla ilgili bir şey diyemem. Benim dönemimde illegal bir şey yapılmışsa bunun üzerine gidilmiştir.

Sedat Peker anketi: Her dört kişiden üçü anlattıklarına inanıyor

Arşivden… Bahçeli’den Erdoğan’a: Eli kanlı hangi gruplara sevkiyat yapıldı?

Peker’in sözleri Türkeş’i akla getirdi: Vallahi ve billahi o silahlar Türkmenlere gitmiyordu

Peker’den Soylu’ya ünlü tiradla gönderme: İstemem eksik olsun

Peker 8’inci videoda Erdoğan’a seslendi: Delillerle anlatacağım, helalleşeceğiz abi

Soylu canlı yayında soruları yanıtlamadı, mesajlarını verdi