Anayasa Mahkemesi (AYM), boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı belirlenen anneyle çocuklarının aylığının kesilmesini ve ödemenin geri alınmasını anayasaya uygun buldu.

İstanbul Anadolu 21’inci İş Mahkemesi, yargılamasına baktığı bir davada 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki şu düzenlemenin iptalini talep etti:
“Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.”
Mahkeme, 56’ncı maddenin ikinci fıkrasındaki bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu: “Bu madde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca eksik yapılması halinde gereken araştırmanın mahkemelerce yapılmasını düzenliyor. Bu, yargının idarenin yerine geçmesine neden oluyor. Ayrıca özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik bir müdahaleye neden oluyor.”
Başvuruyu inceleyen yüksek mahkeme, düzenlemeyi Anayasa’ya uygun buldu ve iptal isteminin reddine hükmetti.
Gerekçe sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği amacı
Ardından kararının gerekçesini açıkladı: “İptali istenen düzenlemeyle eş ve çocuklara bağlanan gelir ve aylıkların hangi hallerde kesileceği, herhangi bir tereddüde neden olmayacak şekilde açık ve net düzenlenmiş.
Düzenlemede ilgililere bağlanan gelir ve aylıkların, aykırılık nedeniyle geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar yönünden de herhangi bir belirsizliğin bulunmuyor. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Boşanan eş ve çocuklara gelir veya aylık bağlanması eş desteğinden yoksun hak sahipleri için hedefleniyor. Boşanan ancak birlikte yaşayan ve fiilen eşinin desteğinden yoksun kalmayan kişilere bağlanan gelir veya aylıkların kesilmesi, hakkın kötüye kullanılmasını engelleme ve sosyal güvenlik sistemi kapsamındaki kamu kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasının hedeflediği açıktır.
Düzenleme sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyor. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın anılan meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olmadığı söylenemez.”