Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.
Fenerbahçe'deki düşüşün dört nedeni
İlk yarının sonunda herkes Fenerbahçe’yi şampiyon ilan etmişti. Aradan sadece 50 gün geçmesine karşın şimdi ise Fenerbahçe’nin liderliği kaybetme ihtimalinden bahsediliyor. Peki ikinci yarıda oynadığı üç maçtan ikisini kaybeden Sarı Lacivertlilere ne oldu?
Tarhan Erdem: Tüm yetkileri merkezde toplarsanız işler kurt yumağına döner
Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (Tasarı) geçen Perşembe günü Meclis Başkanlığına sunuldu, bir iki itiraz demeci yayımlandıktan sonra kimse üzerinde...
Fehim Taştekin: Batılıların hiç anlayamadğı meseleler vardır; kapasite değil standart meselesi
İçerde bunaldıysan ‘dışarıda’ hava alacaksın. Gezi’de kabına sığmayan öfkeyi, ayakkabı kutusundan taşan paraları, insanı ‘faş’ eden ifşaatlar dizisini ve MİT’e ait TIR’lardaki silahların müsebbibi...
HOME of… ÇUVALLAMA
Afişlerde konsept olarak ‘Home’ teması alınmış. Yani bu ülkeye ait, bu ülkenin ev sahipliği ettiği değerler yansıtılmak istenmiş. Bence akıllıca bir yaklaşım. Ama bunun arkasını doldurmaya gelince tam anlamıyla çuvallamışlar.
Polisler anlatıyor: Kurumsal hafıza yok oldu, sokaklar güvensiz
Gülen Cemaati'ne yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesinin bugün manşetten duyurduğu haberde, Gezi’de ‘destan’ yazdıkları söylenip 17 Aralık'tan sonra 'örgüt üyesi' ilan edilen 10 polisin görüşlerini yer verdi. Polisler süreçten nasıl etkilendiklerini, tasfiye sonrasında teşkilat içinde son durumu anlatıyor.
Umur Talu: Ya özgürlük diyeceksiniz ya da Toma'ya bineceksiniz; bu teknoloji bu kadar basit!
İktidarın “internet paketi” gazlı, Toma’lı bir kokteylle de tanıtıldı. Böylece annesinin babasının kucağındaki küçük çocuklar bile, öylece sokakta yürürken bir anda “iletişim çağı”nda kendinden geçti.
Hele adı “İstiklal” olan bir caddede, birey olarak ne kadar “bağımsız ve hür” olabileceğinin tatbiki anlatımı bilhassa çarpıcı oluyor.
Çocuklara bile, sanal alemde, sosyal medyada, internette ne kadar özgürce dolaşabilecekleri; sokakta ne kadar özgürce dolaşabildiği, konuşabildiği gösterilerek izah edildi. Artık bir çocuk bile rahatça anlayabilir bu basit teknolojiyi:
Özetle, internette de yaramazlık edersen, polis amcalar, Toma komalar, gaz kapsülleri gelebilir.
Fakat bir de Çankaya var, değil mi?
Ben de bu keyifli pazar günü size Cumhurbaşkanı’nın “İnternet Yasası”nı veto gerekçesini açıklıyorum:
“İletişim teknolojisinde devrim niteliğindeki internet yayıncılığının en baskın yönü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, özgün kanaat oluşumunun günümüzdeki en etkin kullanım alanı olmasıdır. İnternet ortamındaki yayıncılıkta; hukukun üstün kılınması, kişilik haklarının korunması ve yayın yoluyla düşünce ve ifade özgürlüğü gibiduyarlı alanların dengelenmesi sorunu ortaya çıkmakta. Bu sorunlar ancak, ifade özgürlüğü esas alınarak ve yayınlar üzerindeki denetim yargıya bırakılarak sağlanabilir. Yayınların düzenlenmesinin tümüyle kamu otoritelerinin takdirine bırakılması internet yayıncılığının özelliği ile bağdaşmamaktadır.”
Bu veto gerekçesi şu anda Çankaya’da da duruyor.
Cumhurbaşkanı da bakarsa görecek.
Orada Cumhurbaşkanı imzası var.
Yurtta ve dünyada, özgür medya ve özgür internet kamuoyunun takdirle karşıladığı “veto” tarihi 19 Haziran 2001. Tamam, Cumhurbaşkanı Gül değil, Sezer.
Ama Fazilet Partisi Milletvekili Abdullah Gül de o günlerde bu yasaya ve yasağa karşı Meclis’te mücadele verdi, Cumhurbaşkanı vetosunu takdirle karşıladı.
Vallahi o veto, kelimesi kelimesine şu anda Cumhurbaşkanı’nın elinde.
O günleri medya içinden bilen danışmanı Ahmet Sever arşivden hemen çıkarabilir.
O yüzden, sadece selefinin vetosu değil, kendi yakın geçmişinin içtihadı da hazır!
Ya özgürlük diyeceksiniz ya da Toma’ya bineceksiniz; bu teknoloji bu kadar basit!
Umur Talu'nun yazısı
'İnsanı yaşatırsanız devleti de yaşatırsınız'
"700 yıl önce Şeyh Edebalı’nın dediği gibi: İnsanı yaşatırsanız devleti de yaşatırsınız. İnsanı yaşatırsanız, ne derin devlet kalır, ne de paralel devlet! Yeter ki gösterici, polis, muhalif, taraftar ayırmaksızın herkesin “1” insan olduğu unutulmasın."
'Hayırsız' torun: Dedemin bir tek Anna Karenina'sını okudum
Leo Tolstoy'un torunu, caz sanatçısı Viktoria Tolstoy 'acı' bir itirafta bulundu: "O kadar kitap okuduğum halde itiraf etmek zorundayım ki işin tuhafı büyük büyük dedemin sadece Anna Karenina'sını okudum."
Joost Lagendijk: Gül'ün hangi tarafta durduğunu göstermesinin vakti geldi
Türkiye’nin 10 yıllık ilerlemesinin heba edilmesi ve dünyadaki itibarının yerle yeksan olması noktasına yaklaştık. Bu geriye gidişin, ülkenin demokratik liyakatine kara leke sürmesi yetmezmiş...
Gündüz Vassaf: Karikatüre bile tahammül yok, mizah anlayışımız kaybolmak üzere
Vatan hainliği sözleri çoktan miadını doldurmuş olmalıydı.
Ülkesini kıyasıya eleştirebilenlere takılan bu kulbu, sakın biz de içselleştirmiş olabilir miyiz?
İş vatan hainliği lakabını yememe korkumuza gelince...
Soli Özel: Gül'ün tavrı ya sisteme iman tazeletecek ya da yılgınlığı derinleştirecek
Şu anda internet yasasının kaderi Cumhurbaşkanı Gül'ün elinde. Cumhurbaşkanı yasayı veto etse bile Meclis çoğunluğu bunu aynen geri gönderebilir. Ne var ki Cumhur'un başkanının...
Kadri Gürsel: Sansür düzenlemesinin Anayasa'ya aykırılığını tespit etmek için hukukçu olmaya gerek yok
Site kapatma ve erişim engelleme yetkisinin kullanımı için istifadeye sunulan “kişilik haklarını ve özel hayatı koruma” gerekçelerinin, özgürlüklerin muhafazası namına en dar biçimde yorumlanacağına...