Prof. Dr. Ceyhan uyardı: Kızamık aşılaması düştü, her an salgın gelişebilir

Kızamık aşısı oranlarının Türkiye genelinde yüzde 92’ye düşmesi endişe yarattı. En bulaşıcı hastalıklardan biri olan kızamıkta aşılama oranının yüzde 95 sınırının altına inmesi, ülkeyi salgın riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Fotoğraf: AA

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı ‘Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2025’e göre ülke genelinde önceki yıllara göre aşılama oranlarında düşüş görülüyor. Bunlardan KKK’daki (kızamık, kızamıkcık, kabakulak) düşüş dikkat çekici. 

En büyük nüfuslu İstanbul’da KKK’nın oranıysa yüzde 88 olarak saptandı.

Kızamık kolay bulaşıyor. Hasta öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda havaya yayılan mikroskobik damlacıklar, virüsü taşıyor. Virüs havada veya temas edilen yüzeylerde 2 saate kadar canlı kalabiliyor. Aynı odayı, sınıfı veya evi paylaşmak yetiyor. Hasta, döküntü başlamasından 4 gün önce ve döküntü çıktıktan sonraki 4 gün arasında virüsü bulaştırabiliyor.

Kızamık hastasıyla kapalı bir yerde temas eden, aşısız veya bağışıklığı olmayanlar yüzde 96 ihtimalle hastalığı kapıyor.

Kızamığın şakası olmaz

Kamu hastanesinde görev yaparken kızamığa yakalanan ve adını vermek istemeyen bir hekim ve çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’la kızamığı konuştuk.

Kızamık ve suçiçeği en bulaşıcı enfeksiyonlar. Kızamık orta kulak iltihabı, zatürre ve subakut sklerozan panensefali (SSPE-yıllar sonra ortaya çıkan ciddi beyin ve sinir sistemi hasarı) gibi ciddi komplikasyonların yanısıra binde 1-3 oranında ölüme neden olabiliyor.

Kızamığın şakası olmadığını belirten Ceyhan, “Özellikle bebeklere yayılmaya başlarsa beyin iltihabı vakaları artar, orta kulak iltihapları artar, zatürreler artar ve en önemlisi ölümler ortaya çıkar. O günlere, o eski günlere dönmek işten bile değil” dedi.

Bakanlığa göre geçen sene 228 vaka vardı

Ceyhan kızamık vaka sayısı 3-5 yılda bir arttığını söyledi: “Bazı yıllarda gözlenen düşük vaka sayısı yanıltıcı olmasın. Bu virus yüküyle ilgili. Bağışıklığı olmayan kişilerin zaman içinde birikmesinin ardından vaka patlamaları yaşanabilir.

Türkiye’de şu anda kızamık virüsünün dolaşımının düşük olması nedeniyle vaka sayıları henüz yüksek değil. Ama bu aşılama oranlarıyla salgına açık durumdayız. Şu anda bir salgın durumu yok ama her an bir salgın ortaya çıkabilir.”

Bakanlığın istatistiklerine göre, 2025’de kızamık toplam vaka sayısı 228 oldu. Kızamığın bildirimi zorunlu hastalık olduğunu ancak tanı ve doğrulama süreçlerinin vaka sayılarının belirlenmesini etkileyebileceğini belirten Ceyhan, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı sayıların toplumdaki tüm vakaları yansıtmayabileceğini söyledi.

Şüphelenilen vakaların yarısı kızamık çıkıyor

Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda kızamık tanısında doğrulama için antikor testi sonucunun istendiğini belirterek şöyle konuştu:

“Doktorların kızamık düşünerek kan aldıkları vakaların yarısı kızamık çıkıyor. Ama bu, bir şekilde kızamık vakalarının atlandığı anlamına da geliyor. Bütün vakaların tanısını alıp, sayının sadece Bakanlığın kayıtlarına giren vaka sayısı olduğunu söylemek mümkün değil. Bunun üzerinde vaka sayısı var. Vakalar 2022’den beri artıyor.”

Profesör aşı sayısının artırılması ve hastaların sağlıklı çocuklarla temasını önlemek için önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Ailelerin çocuklarını mutlaka aşılatması, ateşli ve döküntülü olanları hekime göstermeden okula götürmemesi gerektiğini belirten Ceyhan, “Genç yetişkinler de risk altında. Çift doz aşılamaya 1998’de geçildi. Bundan önce doğanların bir doz kızamık aşısı olmasında yarar var” dedi.

‘Koruyu hekimlik bir kenara bırakıldı‘

Ceyhan aşı karşıtlığıyla etkili bir mücadele yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanlığının 2013’e kadar aşılama konusunda yoğun çalıştığını ancak sonraki dönemlerde mücadelenin bırakıldığını ifade eden Ceyhan, aşı karşıtlarının televizyon kanallarında ve başka mecralarda yanlış bilgiler paylaşmasının toplumun genel aşılama oranlarını etkilediğini belirtti.

Ceyhan, geçmişte Sağlık Bakanlığı’nın pandemi ve salgınlara yönelik hazırlıklar yaptığını, düzenli tatbikatlar gerçekleştirildiğini anlattı: “Ben yıllarca Sağlık Bakanlığı’nda bu işlerle uğraştım. Geçmişte sağlık müdürleri ve ilgili uzmanların bir araya gelerek salgın senaryoları üzerinde çalışılırdı. Hangi kurumun, hangi görevi üstleneceği planlanırdı.

Ancak daha sonra koruyucu hekimlik geri plana itildi. Aile hekimlerine çok sayıda görev yüklenmesi koruyucu sağlık hizmetlerinin yürütülmesini zorlaştırdı. Sağlık politikalarında hastane, yoğun bakım ve hekime başvuru sayılarının öne çıkarılırken, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik çalışmalar yeterince gündeme gelmiyor.”

Ceyhan çocukluk aşılarının zorunlu hale getirilmesi için bakanlığın yaklaşık 13 sene önce kanun teklifi hazırlandığını ve TBMM’ye sunulduğu ancak bunun  ‘beklesin’ denilerek yürürlüğe sokulmadığını da sözlerine ekledi.

Kızamık olan hekim anlattı

Kızamıkta sağlık çalışanları risk grubunda yer alıyor. Bir kamu hastanesinde çalışan ve adını vermek istemeyen bir hekim, kızamıkla ‘tanışması’nı anlattı.

Hekimin anlattığına göre, hastalığının ilk belirtisi halsizlik ve arkasından gelen yüksek ateş oldu. Gribal bir enfeksiyon geçirdiğini düşündü. Ardından yüzünde ve gövdesinde döküntü başladı. Birkaç saat içinde döküntüler yayıldı. Kulak arkasında ve kafasında lenf bezeleri şişti.

Son yıllarda sağlık çalışanlarında da kızamık vakalarını duyduğunu söyleyen hekim, döküntüleri görünce kızamıktan şüphelendi. Döküntülerin fotoğrafını çekerek başka bir kamu hastanesindeki enfeksiyon hastalıkları uzmanı arkadaşına gönderdi. Meslektaşı görür görmez, “Kızamık bu. Erişkinlerde de çok sık görüyoruz” dedi.

Hekimin yaşı itibariyle tek doz aşısı vardı. Beş gün süren ateşin ardından döküntüleri de birkaç gün içinde kayboldu. Tek aşısı bile kızamığı hafif geçirmesine sebep olmuştu.

Erişkinleri de buluyor

Aynı gün çalıştığı klinikte çok sayıda kişiyle temas ettiğini belirten hekim, hastalığı hastalardan kapmış olma ihtimalinin de bulunduğunu söyledi. Günde 50-55 hasta gördüğünü belirten hekim, poliklinik ortamında hastalarla birebir görüştüğünü ve bulaşın buradan gerçekleşmiş olabileceğini ifade etti. Günlük hayatında düzenli olarak görüştüğü kişilerde hastalık ortaya çıkmadı.

Kızamığın çok nadir de olsa hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabileceğini bildiği için hastalık sürecinde endişelendiğini söyleyen hekim, “Arkadaşım kızamıkla ilgili araştırma yapmamam konusunda uyardı. Hekim de olsak sağlığımız için endişelenebiliyoruz. 100 binde bir ihtimali bile bilince ‘Ya o ben olursam?’ diye düşünüyor insan. Neyse ki bir şey olmadı ama zor bir süreç.”

Hekimin temaslı olduğu kişilerin listesi alındı, temaslıların antikorları kontrol edildi. Hekim, kızamığın yalnızca çocukluk çağında görülen bir hastalık olarak düşünülmemesi gerektiğine de dikkat çekerek, sağlık çalışanlarında bağışıklık durumunun daha yakından izlenmesi gerektiğini söyledi.

Kızamık artık her yerde: En çok vaka İstanbul ve Bursa’da