'İnsanı yaşatırsanız devleti de yaşatırsınız'

“Resmi rakamlara göre 1975-83 arasında siyasal içerikli silahlı olaylarda ölenlerin sayısı 5 bin 634’tü. Yazıyla: Beşbinaltıyüzotuzdört insan.

30 yılda (aşağı yukarı!) 35 bin 300 kişi “ölmeye yattı”. Yazıyla: otuzbeşbinüçyüz insan. Büyük çoğunluğu gençti, hem de çok genç..

Yakın tarihten de öte, yaşanan tarih bu anlatılanlar. Ardı ardına gelen çatışmalar sadece kırk yılda kırkbindokuzyüzotuzdört kişiyi aldı aramızdan.”

Hürriyet’in internet yazarlarından Naci Cem Öncel’ün bugünkü yazısından bu rakamlar…

Şöyle yazmış Öncel: “Sayıyla ölçülebilir mi insan hayatı? Varsa eğer bir ölçüsü, tarihe geçmek için kaç kişi olmak gerek ya da kaç kişi ölmek? Soren Kierkegaard şöyle yazmış: ‘Hayat ancak geçmişe bakarak anlaşılır, ama daima geleceğe doğru yaşanmalıdır.’

Öyleyse, geçmişe bakmaktaki asıl fayda yarının tarihini yazmaksa… Ölümü yüceltip gençleri ölüme gönderme döngüsünü kırmak zamanıdır artık… Artık bu ülkede zaman, yaşam hakkını onurlandırmanın, “kan”ı değil “can”ı yüceltmenin zamanıdır. İnsanı doğasıyla birlikte yaşatma zamanıdır artık.

Hiç merak etmeyin, hiç korkmayın… 700 yıl önce Şeyh Edebalı’nın dediği gibi: ‘İnsanı yaşatırsanız devleti de yaşatırsınız.’

İnsanı yaşatırsanız, ne derin devlet kalır, ne de paralel devlet! Yeter ki gösterici, polis, muhalif, taraftar ayırmaksızın herkesin “1” insan olduğu unutulmasın; yasalar, yönetmelikler ve tabii uygulamalar bu doğruyu unutturmasın.”

 

 

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25762003.asp