Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (Tasarı) geçen Perşembe günü Meclis Başkanlığına sunuldu, bir iki itiraz demeci yayımlandıktan sonra kimse üzerinde durmadı.
7 Kanunda değişiklik yapan 28 Maddelik Tasarı, bürokrasimizde sorunlar yaşandığını, her kurumun kendi çalışanlarını kurtarmak için parça bölük işlere kapıldığını, bugünkü hükümetin sorunları yenmek için aceleyle önemli kararlar verebildiğini, bir yıllık ile elli yıllık sorunların birbirine karıştırıldığını gösteriyor.
Bir bakanlığı acele bir kanunla düzeltelim derseniz, yeni sorunlar yaratırsınız. Acele yasal hüküm gereken işler için başı sonu belli kanun çıkarabilirsiniz; ancak ondan önce Bakanlar Kurulunun yeniden düzenlemeyi görüşmesi, sonra ilke ve politika seçenekleri geliştirmek üzere bağımsız bir daire oluşturması, … gerekmez mi?
Böyle esas ve etraflı bir karar olmazsa, işte bugünkü Tasarı gelir; “hikmet-i hükûmet” ilkesini ters döndüren “torba kanunlar” gelir; geçer; ama huzur ve kalkınma sağlanamaz!
2011 seçiminden sonra 6 ayda, temel politika belirlenmeden 34 KHK yürürlüğe konuldu! Bunlar da bakanlıkların yeniden yapılandırılması için çıkarılmıştı. Aceleyle birbiriyle çelişen, devlet yönetiminde felaket sayılacak hükümleri barındıran düzenlemeler yapıldı da ne oldu?
İşin daha önemli bir yanı var: Birçok alanda olduğu gibi, eğitim alanında da, yerinden yönetime bırakılması gerekli konular vardır; onların hepsini merkeze toplarsanız, işler kurt yumağına dönüşür, bugün içinde bulunduğumuz kaosun başlıca nedeni de budur!