Kadri Gürsel: Sansür düzenlemesinin Anayasa'ya aykırılığını tespit etmek için hukukçu olmaya gerek yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Site kapatma ve erişim engelleme yetkisinin kullanımı için istifadeye sunulan “kişilik haklarını ve özel hayatı koruma” gerekçelerinin, özgürlüklerin muhafazası namına en dar biçimde yorumlanacağına dair hiçbir güvencemiz yoktur. Bilakis bu gerekçelerin en geniş biçimde yorumlanması sonucunda en yasakçı uygulamalarla karşı karşıya kalmamız muhtemeldir.

Çünkü iktidara keyfi idare anlayışı egemen olmuştur ve bu anlayış baskıcı, kısıtlayıcı, totaliter bir siyasi kültürden beslenmektedir. Ayrımsız tüm internet kullanıcılarının bir ila iki yıllık internet trafiklerinin kayıt altına alınması ise toplumsal boyutta bir fişlemedir; bir “büyük birader” uygulamasıdır.

Bu bilgilerin hangi amaçla kullanılacağı ise hukuksuzluğun egemen olduğu bu ortamda büyük bir soru işaretidir.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi görevini kötüye kullandığı belirlenen TİB personeli ve başkanı hakkında soruşturma açmak yürütmenin iznine bağlanıyor. Bu, TİB’in iktidar rızasıyla suç işleme hakkına sahip olmasıdır ve dolayısıyla hukuksuzluktur.

Bu sansür düzenlemesinin, Anayasa’nın özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetini düzenleyen 20’nci ve 22’nci maddelerine aykırı olduğunu tespit etmek için hukukçu olmaya gerek yok.

Bakalım HSYK girişiminin dondurulmasında olumlu ve önemli rol oynayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tavrı şimdi ne olacak?

Kadri Gürsel’in yazısı