Alper Hasanoğlu
Alper Hasanoğlu, 1967 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi Acil Birimi’nde pratisyen hekim olarak çalıştıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji İhtisası yaptı. Fizyoloji İhtisasında özellikle stres fizyolojisi ve epilepsi üzerinde çalıştı. Ardından İsviçre’de psikiyatri ihtisası yaptı ve Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Türkiye’ye döndüğü 2010 yılından beri kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam ediyor. Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış üç kitabı bulunmaktadır: Bir Terapistin Arka Bahçesi (2009), Aşkın Halleri (2010), İlişkilerin Günlük Hayatı (2013).
Babalar günü ve benim babam…
Benim babam iyi bir baba değildi. Daha doğrusu tipik bir Türk babasıydı. Oğluyla zaman geçirmek, ona sevdiğini fiziksel olarak göstermek, sarılıp öpmek, sevdiğini söylemek, özlediğini belli etmek, onun babalık olarak tanımladığı şeye pek uymuyordu sanırım.
Toplumsal esneklik ve dayanıklılık
Biz toplum değil, hasbelkader bir arada bulunan insan topluluğuyuz. Acı olan, bunun değişeceğine yönelik bir işaretin ufukta gözükmüyor olması.
Otoriter karakterin yalnızlığı…
Mazoşist ve sadist karakter özelliklerinin ortak noktası simbiyotik ilişkiye muhtaç olmalarıdır, bu nedenle otoriter karakter, içinde hem mazoşist hem de sadist özellikler barındırır. Örneğin evinde eşi ve çocuklarına sadistik bir şiddet uygulayan otoriter karakter, iş yerinde patronuna mazoşistik bir şekilde boyun eğebilir.
Postmodern insan – pasif kullanıcı…
Büyük şehirde yaşayan, bağlanmadan ama bağlantı içinde yaşamak isteyen postmodern bir insan var. Yeni bir ‘biz-duygusu’na sahip, yeni bir ilişki türü isteyen, hatta dayatan, hayatı başka türlü, postmodern algılayan.
İnsan olmak…
İnsanlar hayatın içinde öylesine savruluyorlardı, hayatlarıyla ne yapacaklarından o kadar bihaberdiler ki, kendilerini hayatın içinde nereye ve nasıl ve neden konumlandıracaklarını bilmiyorlardı.
Aile, evlilik kurumu ve kadın…
Psikiyatri profesörü Dr. Nevzat Tarhan’ın 2006 yılında Timaş Yayınları arasında çıkmış bir kitabı var: ‘Evlilik Psikolojisi’. Zaman zaman kitapçı raflarında görsem de, ancak birkaç hafta önce satın alma fırsatı buldum. Aslında hep biraz kaçınmıştım, itiraf edeyim. Biraz karıştırdıktan ve bazı bölümleri okuduktan sonra kitapla, daha doğrusu Tarhan’ın evlilik ve aile üzerine yazdıkları üzerine yazmak istedim.
İnsan Türkiye'nin bu haline rağmen hayatından memnun olamaz mı?
İnsan Türkiye’nin bu haline rağmen hayatından memnun olamaz mı? Ülke böyle diye mutsuz mu olmalıyız?
Haz, güç ve anlam
Anlamın, ‘toplumsallık duygusu ve ötekiyle gerçekleşen karşılaşma içinde onu sevmek’te olduğunu söylemek sanırım en iyi özet olur.
Kendi uçurumuna bakma cesareti… Evet umut var
Evet nedir hayat? Bu soruya benim 48 yaşımda, 18 senedir insanların hayatlarını didikleyen biri olarak yanıtım şu: Bilmiyorum!
İnsan ruhunu iyileştirmek (2)
Psikoterapi felsefe, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat gibi konuların da göz ardı edilmemesi gereken bir alan olarak yeniden tanımlanmayı beklemektedir.
İnsan ruhunu iyileştirmek (1)
Kimin hasta ya da sağlıklı olduğuna karar veren ana etkenin günümüzde toplumsal olarak işe yararlılık ve işlevsellik olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.