Ahmet Yaşaroğlu: Soyguna 'yerli ve milli' demekte bir sakınca yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Peki “fon piyasalarında” ve onların da dahil olduğu borsada meydana gelen bu “sorunlar” “piyasaların olağan işleyişi” içinde açıklanabilir mi? Yani insanlar borsaya para yatırmış, zaten genellikle ‘kumar alanı’ olarak tanımlanan borsada olağan riski almış, sonunda ekonominin işleyişi içindeki düzensizliklerden, yanlış ata oynamaktan dolayı paralarını kaybetmişler midir?

Bunun böyle olmadığını, yapılan işin çok iyi örgütlenmiş ve içinde iktidarın adamlarının da —hem de sayıları bir-iki değil— yer aldığı organize bir soygun olduğu, iktidar bağlantıları olmasa bu işin yapılamayacağı artık bütünüyle ortaya çıkmış durumda. Bu nedenle de olay siyasi bir skandal ve kriz boyutlarına sıçrıyor. Yapılan soyguna “yerli ve milli” demekte bir sakınca yok. Zira ayrıntılar ortaya çıktıkça daha iyi anlaşılıyor ki, bu fetvalı soyguncular şeytana papucunu ters giydirmişler.

Bütün bunların gerçekleşmesi sürpriz mi? Belki gerçekleşme biçimi ve kapsamı şaşkınlık yaratmış olabilir. Ancak Saray rejimi kurduğu düzenle halkı soymakta mucizeler yaratmıştır. Ağrı’da, Hakkâri’de, Yozgat’ta, Tokat’ta vb. yerlerde yaşayan vatandaşlara, İstanbul’daki, Çanakkale’deki, geçmedikleri, kullanmadıkları boğaz köprüleri için para ödetmek olağanüstü bir buluştur!

Geçmedikleri yollara, kullanmadıkları havaalanlarına, hastanelere ödediklerini de hatırlarsak bu organize fon soygununun hangi ekonomik ve politik zeminde gerçekleştiğini; gerçekleşmesinin değil de gerçekleşmemesinin hayret verici olacağını belki anlayabiliriz.

Ahmet Yaşaroğlu’nun yazısı