‘Kobani davası’ 14 Haziran Pazartesi gününe gününe ertelendi.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil 108 siyasetçinin Kobani eylemleri başta olmak üzere parti politikası sebebiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasının üçüncü oturumu bugün görüldü.
Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklulardan bazıları bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı, diğerleri ve taraf avukatları ise salonda hazır bulundu.
‘Silahlar altında yargılama yapıyoruz‘
Duruşmada, sanık avukatlarına usule, reddi hakim ve tahliye taleplerine ilişkin beyanda bulunmak üzere söz verildi.
Sebahat Tuncel’in avukatı Cemile Turhallı Balsak, ‘davanın siyasi olduğunu, adil bir karar beklemediklerini’ ifade etti ve heyetin davadan çekilmesini istedi.
Balsak, şunları söyledi: “Heyetinizden adil karar verme talebimiz yok fakat sizin dürüst yargılama yapma yükümlülüğünüz var. Peki heyetiniz tarafsız mı? Objektif tarafsızlık bizlerin ve kamuoyunun ikna edilmesidir. Hiçbirimiz ikna değiliz.”
Figen Yüksekdağ’ın avukatı Ruken Gülağacı, mahkemenin ‘bağımsız ve tarafsız olmadığını’ belirterek reddi hakim istedi.
Gülağacı, şu ifadeleri kullandı: “Bu dosyanın müştekileri emniyettir. Bakın çevik kuvvet bizimle yanyana oturuyor. Biz silahlar altında yargılama yapıyoruz. Size bunu söylediğimizde ‘yetki alanım değil’ dediniz. Mahkeme salonu sizin yetki alanınızda değilse bunu biz bilelim. SEGBİS tutanaklarında müvekkillerimizin sesinin kapatıldığı yazmıyor. Tutanağa şunu yazmak zorundasınız: Savunma yaparken Yüksekdağ’ın mikrofonunu kapattım. Müvekkillerimizin tutukluluğunu esas aldığınızı biliyoruz. Bunu gizleme gereği bile duymuyorsunuz. Tutuk incelemesini kopyala yapıştır yapmışsınız. Benim müvekkillerimden Figen Yüksekdağ 4,5 yıldır tutuklu. İncelemek zorundasınız! Çünkü özgürlük esastır.”
‘Hukuki dayanak yok’
Selahattin Demirtaş’ın avukatı Hadi Cin, ‘duruşmanın kesintisiz sürdürülmesinin kabul edilemeyeceğini, temmuz ayı sonrası uygun bir duruşma tarihi belirlenmesini’ istediklerini söyledi.
Müvekkilinin Ankara 19 ve 25’inci ağır ceza mahkemelerinde de duruşmalarının bulunduğunu aktaran Cin, ‘duruşmaların kesintisiz sürdürülmesinin yargılamaları olumsuz etkilediğini’ kaydetti.
Davanın ‘temelinden çökmüş boş bir dava olduğunu’ dile getiren Cin şunları söyledi: “Hukuk ve kanun dışına çıkarak anayasa ve ulusal mahkemeleri takmayan mahkemeler, siz tutuklamalara devam ederek her saniye hürriyeti tahdit suçu işliyorsunuz. Tutuklamayı meşru kılacak hiçbir hukuki dayanak yok. Bu dava siyasi bir dava, mahkeme siyasi bir davaya alet olmamalı. Duruşmanın aynı gününde memur Fahrettin ile İçişleri Bakanı Soylu adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten suç işlediler, kamuoyu önünde size talimat verdiler. Bu suç önce size karşıdır. Siz korkmuyorsanız bu suça karşı suç duyurusunda bulunursunuz. Otoriter rejimlerde üç tip mahkeme vardır. Birisi adil yargılamayı sürdürür ve sonu sürgündür. 2’nci tip mahkeme talimatları uygular. 3’üncüsü ise talimata dahi ihtiyaç duymaz, karşıt görüşleri yargılamak için kendisine gün doğmuştur. Sizin hangisi olduğunuz açık.”
Demirtaş’ın da aralarında olduğu bazı sanıkların avukatı Mesut Beştaş da sanıkların ‘düşman olarak görüldüğünü’ ifade etti.
Avukat Maviş Aydın, müvekkillerinin tahliyesini istedi: “Duruşma salonunda avukatların yanında çevik kuvvet polislerinin oturması reddi hakim talebimizin gerekçesidir. Duruşmanın yapıldığı binanın tepesinde keskin nişancılar yerleştirilmiş.”
Beyanların ardından ara karar açıklayan mahkeme, ‘somut neden bulunmadığı’ gerekçesiyle reddi hakim taleplerini geri çevirdi.
‘Delillerde değişiklik olmadığı için’ sanıkların tahliye talebini reddedip tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, davayı 14 Haziran’a bıraktı.