Kent Politikaları Derneği, Muğla’nın Marmaris ilçesindeki milli park sınırlarında yer alan Sinpaş-Kızılbük projesinin yasal boşluk ve idari nedenlerle oldu bittiye getirildiğini savundu.
Kent Politikaları Derneği: Sinpaş'a suçüstü; kanunlar sadece halk için mi?https://t.co/Hq63eOf0PT pic.twitter.com/d7XxM2IVbx
— Diken (@DikenComTr) May 17, 2026
Derneğe ulaşan görüntülere göre proje sadece kıyı şeridini değil, deniz ekosistemini de tasfiye ediyor.
İş makinelerinin deniz tabanına müdahale ettiği ve paletleriyle kepçelerle deniz yaşamını alt üst ettiği belirtiliyor. Ayrıca açıklamaya göre inşaat İçmeler’i de kirletiyor.
Yargı beklemede
Projenin durdurulması için idari ve adli makamlara derneğin sunduğu bilimsel rapor, belge ve şikayetlere rağmen ruhsat iptal davası Danıştay aşamasında bekletiliyor.
Derneğin açıklamasında şöyle deniyor: “Yargı mekanizmasının bu yavaşlığı, sahada geri dönülmez hasarlar bırakan şirket için fiili bir icazete dönüşmüştür. Hukuk kuralların labirentinde ağır adımlarla ilerlerken, doğa ve kent hukuku feda edilmektedir.”

‘Tahribat Kızılkum mevkisiyle sınırlı değil’
İnşaat nedeniyle oluşan tahribatın sadece Kızılkum mevkisinde sınırlı kalmadığı İçmeler koyunun da kirlendiği vurgulandı. Bölgedeki esnaf ve halktan yoğun şikayet geldiği belirtilen Kent Politikaları Derneği’nin açıklaması şöyle:
* İnşaat faaliyetlerinin yarattığı tahribat artık sadece Kızılkum mevkiiyle sınırlı değildir. Turizm sezonunun henüz başında olmamıza rağmen, Marmaris’in ekonomik ve turistik kalbi olan İçmeler Koyu, deniz içindeki kepçe çalışmaları ve kıyıya dökülen beton sızıntıları nedeniyle şimdiden ağır bir kirlilik pençesindedir.
* Bölge esnaf ve halkından yükselen yoğun şikayetler, ekolojik krizin doğrudan bir ekonomik krize evrildiğini göstermektedir.
* Bununla birlikte, ilgili belediyenin herhangi bir kanalizasyon hizmeti vermediği bu devasa tesisin, atık sularını ve kanalizasyonunu nereye boşalttığının şeffaf bir şekilde belgelenmesi ve denetlenmesi de doğrudan idari makamların sorumluluğundadır. Halk sağlığını ve deniz ekosistemini hiçe sayan bu altyapı belirsizliği, kentin üzerinde büyük bir tehdit olarak durmaktadır.

* Muğla Valiliği’ne ve Turizm Bakanlığı’na açıkça soruyoruz: Bu kentin esnafının, halkının ekmek parası olan yerel turizmi, tek bir şirketin kâr hırsı uğruna gözden mi çıkardınız? Dünyanın dört bir yanından gelen misafirleri, bir şantiyenin çamuruna ve altyapı belirsizliğine buladığınız bu kirli sularda mı ağırlayacaksınız?
‘Kanunlar sadece arkasında gücü olmayan yoksul halk için mi geçerli?’
* Anayasa’nın 43’üncü Maddesi ve Kıyı Kanunu son derece nettir: Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit kullanımına açıktır. Türkiye’de sıradan bir yurttaş kıyı kenarında veya koruma alanında izinsiz en ufak bir fiziki müdahalede bulunduğunda devletin tüm cezai ve idari gücü anında harekete geçirilirken, devasa bir sermaye grubunun denizin içinde kepçelerle çalışmasına sessiz kalınması kamuoyu vicdanını derinden yaralamaktadır.
* Bu kurumsal sessizlik, “Kanunlar sadece arkasında gücü olmayan yoksul halk için mi geçerli?” sorusunu akıllara getirmektedir. Koltuğundan, unvanından veya arkadaki ekonomik güç odaklarından çekinmeden, “Burada anayasal suç işleniyor” diyerek yasal yetkilerini kullanacak bir devlet yetkilisi, tek bir idareci yok mudur?
* Kent Politikaları Derneği olarak, Marmaris’in kamusal alanlarının bir şirketin insafına bırakılmasına seyirci kalmayacağız.
Anayasa’nın 43’üncü maddesi şöyle:
A. Kıyılardan yararlanma
Madde 43 – Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.