Kaliforniya Prensi 1. Harry

AYŞE DENİZ YURDAKUL

@denizyurdakul

“Ben bir gölgeydim, destek ünitesiydim, B planıydım. Ben bu dünyaya ‘Willy’e bir şey olursa’ diye getirilmiştim. Yedek sistem olmak, dikkat dağıtmak, ilgiyi başka tarafa çekmek ve gerekirse bir yedek parça olarak kullanılmak üzere doğmuştum. Belki bir böbrek, belki kan transferi ya da kemik iliği için kullanılabilecektim. Yaşam yolculuğumun henüz başında bütün bunlar bana net bir şekilde anlatıldı ve daha sonra da sık sık hatırlatıldı.”

Harry bunları yeni piyasaya çıkan anı kitabında söylüyor. 

Prens Harry’nin dünyayı yerinden oynatan kitabının ismi bu yüzden Spare (Yedek). Çünkü Prens Harry kendisini William için üretilmiş bir ‘yedek parça’ olarak görüyor.

Aynı zamanda Sussex Dükü de olan Prens Harry’nin, Penguin Random House yayınevi tarafından yayımlanan kitabı için 20 milyon dolar avans aldığı söyleniyor. Bunun çok iyi bir yatırım olduğu belli oldu bile çünkü kitap piyasaya çıkar çıkmaz dünya çapında bir çok satan oldu.

Harry’nin kitabı beklendiği gibi, hatta beklenenin ötesinde ilgi gördü. Fotoğraf: Reuters

Her ne kadar, kitabın hayalet yazarı J. R. Moehringer’ın edebi açıdan son derece başarılı, iyi bir iş çıkartmış olduğu konusunda genel bir konsensus olsa da konu kitabın içeriğine geldiğinde ortaya bir görüşler savaşı çıkıveriyor. Çok sayıda tanınmış, saygın eleştirmenin aynı kitabı okuyup, kitap hakkında tamamen farklı yorumlar yapması çok rastlanan bir durum değil. Belli ki Harry’nin kitabı içerdiği yüksek duygusal yük sebebi ile okurlarını yazılanları ‘sübjektif‘ bir şekilde değerlendirmeye itiyor.

Sızıntılar kitaba ilgiyi artırdı

Kitap çıkmadan önce, büyük ihtimalle saraya yakın İngiliz basını tarafından, kitabın ‘skandal‘ olarak tanımlanabilecek bölümleri kamuya sızdırıldı. Bu sızdırmanın amacı belli ki kitabı itibarsızlaştırma çabasıydı. Sızıntılar ilk kez, Britanya’nın prestijli The Guardian gazetesinde yayımlandı.

Kitaptan, Harry’nin Afganistan’da 25 Taliban terör örgütü üyesini öldürdüğü ve 17 yaşındayken bekaretini bir barın arka bahçesinde kendisinden yaşça büyük bir kadınla birlikte olarak kaybettiği gibi bölümler seçilmişti.

Bütün bu sızıntılar kitaba olan ilgiyi azaltmak bir yana daha da arttırdı netice itibarı ile piyasaya çıktığı ilk günde, Spare’in İngilizce baskısı İngiltere, Kanada ve Amerika’da tam 1.4 milyon adet satıldı. O günden beri de dünya çapında bir best-seller olmaya devam ediyor. 

Kitap eleştirmenleri, gazeteciler ve halk, genel olarak Harry’nin kitabı ve yaptığı seçimler üzerinden kamplara ayrılmış gibi görünüyor. Yorumlar, hisler, düşünceler iki zıt kutup arasında gidip geliyor. 

Megan kıskanç ve hırslı bir cadı mı, yoksa kocasının arkasında duran güçlü bir eş mi? 

Her şeyin suçlusunu Meghan Markle olarak gören bir kamp var. Markle, Harry’nin hayatına girene dek onun Kraliyet  Ailesinin yaramaz fakat sevimli çocuğu olduğunu, halk tarafından da bütün asiliğiyle kabul görüp sevildiğini söylüyorlar. Onlara göre hırslı ve kıskanç Megan Markle saf ve etki altına alınmaya açık Harry’e tırnaklarını geçirip onu ailesinden ve İngiltere’den kopartmış. Bu arada, Harry’nin kitapta yengesi Kate Middleton’ı oldukça eğlenceli bir ‘gerçek abla’ olarak gördüğünü fakat Megan ile ilişkisi başladıktan sonra Kate ile aralarının bozulduğunu anlatması da bu tezi destekliyor. Bu kampa göre Megan tam bir cadı ve Harry de onun her istediğini yapan bir kukla. 

Diğer grup ise Megan’ın Harry’e özgürlüğünü kazandıran kişi olduğunu düşünüyor. Onlara göre Harry Kraliyet Ailesi tarafından sürekli taciz edilen, ihmal edilmiş, yalnız ve duygusal olarak paramparça olmuş biri iken, Megan sayesinde kendi ayakları üzerinde durabilen, yaşadıkları ve kendisine yaşatılanlarla yüzleşebilen, güçlü ve bağımsız bir bireye dönüşmüş.

Annesini kaybettiğinden beri sevgi ve güven arayışında olan Prensin bunları eşi Megan’da bulduğunu üstelik artık kendisine ait sevgi dolu bir aile de kurduğunu düşünüyorlar. Megan’ın gösterilmeye çalışıldığı gibi bir cadı olmadığını; her güçlü ve hakkını arayan kadına yapıldığı gibi kendisine ‘cadı‘ yaftası yapıştırıldığını söylüyorlar. 

Harry, ailesine ve monarşiye ihanet eden bir hain mi, yoksa monarşinin iki yüzlü acımasızlığını ifşa eden bir kahraman mı? 

Bu konuda da özellikle İngilizler, Harry’nin büyük bir ihanet içerisinde olduğunu düşünüyor. Onların gözünde Harry ailesinin mahremini gözler önüne sermiş hain bir evlat, üstelik aile sıradan bir aile de değil, halk için neredeyse kutsal olan Kraliyet Ailesi. Harry’nin kendisine rahat batan ve ilgi çekmeye çalışan şımarık ve nankör bir çocuk olduğunu, bu ihanetinin ise asla affedilmemesi gerektiğini dile getiriyorlar. 

Karşı kamp ise Prens Andrew’un adının Epstein pedofili davasında geçmesine verilen tepkinin Prens Harry’nin kendi hayatını yaşamayı seçmesine verilenden daha az olduğunu söylüyor. Onlara göre asıl iki yüzlülük bu. Asıl sorgulanması gereken şeyin 21’inci yüzyılda hala bir Kraliyet Ailesine atfedilen dokunulmazlık ve kutsallık olduğuna inanıyorlar ve bu tabuları yıkmayı başardığı için Harry’i son derece cesur buluyorlar. 

İngilizler’le Amerikalılar karşı kamplarda 

Sosyal medyaya baktığımızda İngiliz ve Amerikalı kullanıcıların Prens Harry’e ve kitabına karşı bambaşka tepkiler verdiğini görebiliyoruz. İngilizler kendilerini aldatılmış hissediyorlar, kırgın ve kızgınlar. Harry ve Meghan’ı kolay kolay affetmeyecekleri çok belli. 

Buna karşın Amerikalıların büyük bir çoğunluğu Harry ve Meghan’a sahip çıkıyor. Pamela Paul, New York Times’da yayımlanan ‘Amerika Neden Harry ve Megan’ı Bu Kadar Sevdi’ isimli makalesinde şu sebepleri sıralıyor: 

-Çünkü yaşamak için ABD’yi seçtiler ve bu Amerikalılara gurur veriyor. Bu seçim Amerikalıların ‘fırsatlar ve özgürlükler’ ülkesi olduklarına dair inançlarını perçinliyor. 

-Çünkü değişim için savaşıyorlar. Megan ve Harry kolonyalizme, ırkçılığa (Megan siyahi bir aileden geliyor) ve baskıya karşı bir pozisyon aldılar dolayısıyla Amerika’da ‘sosyal adalet’ taraftarı olarak görülüyorlar.

-Çünkü Amerikalıların diliyle konuşuyorlar. Sessiz kalmak yerine, ‘kendilerine göre’ gerçeğin ne olduğunu anlatıyorlar. Me too hareketinin çıktığı ABD’de baskı karşısında susanlar değil konuşanlar değerli bulunuyor. 

-Çünkü onlar Amerikan tarzı ünlüler. Prens ve karısı, asalet ünvanlarına rağmen halktan biri gibi yaşıyorlar. Megan çalışan bir anne, Harry çocuklarıyla çok ilgili bir baba. İnstagram kullanıyorlar, selfie çekiyorlar, sık sık talk showlara çıkıp kendilerinden bahsediyorlar. Bütün bunlar Amerikalıların onları kendilerinden biri gibi görmesini sağlıyor.

Kendi yolunu arayan bir genç adam

Ben, kişisel olarak, Harry’nin bütün bu kamplaşmada ortaya konan görüşlerin tam ortasında bir yerde durduğuna inanıyorum. Yani o ne bir hain ne de bir kahraman. Herkes gibi, hayatta kalabilmek için ‘kendi yolunu’ arayan genç bir adam. Fakat Stephen Colbert’ın sunduğu The Late Show’un Prens Harry’nin katıldığı bölümünü izledim. Amerikan seyircisinin Prensi ayakta alkışlayıp adeta bir rock yıldızıymış gibi tezahürat ettiğini gördüm. 

Diğer konularda bir şey söyleyemem ama  Harry ve William üzerinden aslında geleneksel monarşi ve  demokrasi, tutuculuk ile değişimcilik, kolektifi koruma içgüdüsü ile bireyi yaşatma isteği çatışıyor. Amerikalılar da biraz da İngiltere’ye gol atmış olmanın sevinciyle, Harry’i bağırlarına basıyorlar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Harry artık bir Amerikan Prensi olmuş.

Prens Harry, Londra’nın kapalı ve yağmurlu havasının aksine güneşin hep parladığı Kaliforniya’da ‘kendi yolunu arayan’ bir adam

Prens Harry, sözlerinin çarpıtıldığını savundu: Ailemi tehlikeye soktu

Prens Harry’nin kitabının arkasındaki isim: J.R. Moehringer

Bunu da duyduk: Prens Harry abisinden dayak yemiş

Prens Harry: Sessizlik ihanettir, abimi ve babamı geri istiyorum

Prens Harry’nin anı kitabı 10 Ocak’ta çıkıyor