Tutuklu iş insanı Osman Kavala, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Soros artığı’ açıklamasına yanıt verdi: “Son derece esef vericidir ve cumhurbaşkanlığı makamının ciddiyetine uygun düşmemiştir.”

Cumhurbaşkanı, Silivri Cezaevi’nde 1452 gündür tutuklu bulunan Kavala’nın serbest bırakılmasını isteyen, ABD dahil 10 ülkenin büyükelçisinin ‘Türkiye’de ağırlanma lüksü’ olmadığını ifade etmiş, “Bu Soros artığını savunanlar, ‘Bunu nasıl bıraktırırız’ gayreti içindeler” demişti.
Kavala, Erdoğan’ın söz konusu ifadelerine verdiği yanıtta yasalara uygun biçimde kurulmuş ve faaliyet göstermiş Açık Toplum Vakfı’nın yönetim kurulunda diğer yönetim kurulu üyeleri gibi görev yaptığını kaydederek, “Hiçbir dönemde başkanlığını üstlenmedim, Açık Toplum Vakfı’nı ya da George Soros’u temsil eder nitelikte bir yetkim, statüm olmadı” ifadelerini kullandı.
‘AKP’yle Soros’un diyaloğu devam etmiş’
Tutuklu iş insanı şunları ifade etti: “George Soros’un Türkiye ziyaretlerinde vakıf yönetim kurulu üyeleriyle benim de katıldığım görüşmeleri, vakfın çalışmalarıyla ilgili sivil toplum faaliyetleri kapsamında gerçekleşti.
Bildiğim kadarıyla, Sayın Erdoğan George Soros’la bu vakfın kuruluşundan önceki bir tarihte tanışmış ve Soros’un en son Kasım 2015’te Türkiye’ye yaptığı ziyaret sonrasına kadar, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup siyasetçiler ve cumhurbaşkanının danışmanlarıyla Soros’un diyaloğu devam etmiş. Ben bu görüşmelere dâhil olmadım, içerikleri hakkında da bilgi sahibi değilim.”
‘Bundan sonra duruşmalara katılmam anlamsız’
Kendisine yöneltilen suçlamaların ‘herhangi bir delile dayanmıyor olmasına rağmen dört yıldır tutuklu olduğunu’ belirten Kavala, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanının hüküm giymemiş ve yargılaması devam etmekte olan bir kişiye yönelik aşağılayıcı ve lekeleyici ifadeleri, insan haysiyetine saldırı niteliğindedir. Bunlar suçlu olduğum algısı yaratan ve yargıyı doğrudan etkileyen mesajlardır.
Bu şartlar altında adil bir yargılama yapılmasına imkân kalmadığından, bundan sonra duruşmalara katılmamın ve savunma yapmamın anlamsız olacağına inanıyorum. Hukuk devletini savunan bir yurttaş olarak, yargının maruz kaldığı bu durumu meşrulaştırıcı bir edimde bulunmanın doğru olmadığını düşünüyorum.”