Zeynep Altıok Akatlı: Siyaset, aday isimleri ve parti içi hesaplar çevresinde daralıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Kazanacak aday şuydu”, “Filanca aday olsa seçim garantiydi”, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanamayacağı belliydi” gibi önermeler seçim değerlendirmesinin ötesine geçerek parti içi konumların, yönetim kadrolarının ve yeni yarışların tek odağı ve parçası oldu. Oysa bu önermelerin hiçbiri geçmişe dönüp sınanamaz.

Başka bir adayın ne kadar oy alacağını, farklı bir kampanyanın nasıl sonuç vereceğini, hangi kararın seçmeni sandığa taşıyacağını, kararsızların fikrini değiştirip değiştirmeyeceğini bilemeyiz. Bazı ihtimaller bize akla yakın gelebilir; deneyimimiz, gözlemimiz bizi belli sonuçlara ikna edebilir.

Elbette bazı kararlar sonucu etkilemişken bazı hatalar da daha önce görülüp başka türlü davranılabilirdi. Fakat varsayımı kesin bilgi gibi sunup onun üzerinden siyaset kurduğumuzda, geçmişin hatalarını anlamaya değil, geçmişe fatura kesmeye başlarız.

Bu ve benzeri önermeler üzerinden algı yönetimiyle parti içi yönetim kadrolarının başka yarışları ve konum ve önem koruma refleksleri, yaklaşan seçim için iktidarın eksiklerine, yanlışlarına ve toplumun ihtiyaçlarına odaklanamayan karşılıklı bir varoluş yarışına saplandı.

Bir yanda seçim kazanacak kahramanı bekleyenler, öte yanda aday üretmeye odaklanmış, programsız ve kendi içine dönük bir muhalefet var. Bu iki tutum da sokağın ve seçmenin dinamiklerini kilitliyor.

Siyaset, toplumun taleplerini büyütüp ortaklaştırmak yerine aday isimleri ve parti içi hesaplar çevresinde daralıyor. Parti içindeki yönetim kadroları da bazen bu tartışmaları kendi yarışlarının, konumlarını koruma ve önemlerini sürdürme reflekslerinin aracı hâline getiriyor. Böylece her seçimden sonra aynı kavga yeniden başlıyor; yeni bir söz, yeni bir ortaklık ve yeni bir mücadele biçimi kurulamıyor.

Bu kısır döngüde yitirilen en önemli şey ortak bir gelecek fikri.

Zeynep Altıok Akatlı’nın yazısı